Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

 Bilgi  [TTK. 1328] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1503 ve Gerekçesi
XIV - İntihar Madde 1503 - (1) Sigortalı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, en az üç yıldan beri devam eden ve ölüm güvencesi veren bir sözleşmede, bu süre geçtikten sonra intihar ederse veya intihara teşebbüs sonucu ölürse, sigortacı sigorta bedelini ödemekle yükümlüdür. (2) Sigortalının intiharı veya intihara teşebbüsü, akıl yetilerindeki bir rahatsızlık sonucu üç yıldan önce gerçekleşmiş olsa bile, sigortacı sigorta bedelini ödemek zorundadır. Madde Gerekçesi: Dünya uygulamalarına bak...
(Şerh No: 6392 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:40)

 Bilgi  [TTK. 1325] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1502 ve Gerekçesi
XIII - Prim ödenmesinden bağışık sigorta Madde 1502 - (1) En az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, sigorta ettiren daha sonra prim ödeme borcunu yerine getirmezse, sigortacı bu sebeple sözleşmeyi feshedemez ve prim isteyemez. Bu hâlde sigorta, prim ödenmesinden bağışık sigortaya dönüşür. Prim ödenmesinden bağışık sigortada, sigorta bedeli ödenen primle poliçe uyarınca ödenmesi gereken prim arasındaki orana göre ödenir. Madde Gerekçe...
(Şerh No: 6391 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:40)

 Bilgi  [TTK. 1327] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1500-1501 ve Gerekçeleri
XI - Sigortadan ayrılma Madde 1500 - (1) Sigorta ettiren, en az bir yıldan beri yürürlükte bulunan ve bir yıllık primi ödenmiş olan sigorta sözleşmelerinde, istediği zaman sözleşmeyi sona erdirerek sigortadan ayrılabilir. Ayrılma değeri, ayrılmanın istenildiği andaki genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun bir biçimde hesaplanan değerdir. (2) Yaşama olasılığına karşı yapılan sigortalarda, sigortacıdan ayrılma değerinin istenilebilmesi için sigortalının sağlıklı olduğunu ispat etmesi ge...
(Şerh No: 6390 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:40)

 Bilgi  [TTK. 1325] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1498-1499 ve Gerekçeleri
2. Sözleşmenin yapılması sırasındaki beyan yükümlülüğünün ihlâli Madde 1498 - (1) Sigortacı, yenilemeler de dâhil olmak üzere, sözleşmenin yapılmasından itibaren beş yıl geçmişse, sigorta ettirenin sözleşmenin kurulması sırasında beyan yükümlülüğünü ihlâl etmiş olması nedeniyle sözleşmeden cayamaz, sadece prim farkı isteyebilir; meğerki, ihlâl yükümlülüğü kasıtlı bir şekilde ihlâl edilmiş olsun. Sigorta ettiren, prim farkını ödemeyi kabul etmezse sigortacı riziko gerçekleştiğinde, ödenen prim...
(Şerh No: 6389 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:40)

 Bilgi  [TTK. 1325] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1497 ve Gerekçesi
X - Beyanlar 1. Yanlış yaş beyanı Madde 1497 - (1) Sigortalının sözleşmenin yapılması sırasında yaşını yanlış bildirilmesi sonucu prim düşük belirlenmişse, sigorta bedeli, gerçek yaşa göre alınması gereken primin, belirlenen prime olan oranına göre ödenir. İndirimden önce riziko gerçekleşip sigorta bedeli ödenmiş ise, sigortacı ödediği fazla kısmın geriye verilmesini faiziyle birlikte isteyebilir. (2) Gerçek yaşa göre fazla prim ödenmesi hâlinde, sigorta bedeli ödenen prime göre arttırı...
(Şerh No: 6388 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:40)

 Bilgi  [TTK. 1329] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1496 ve Gerekçesi
IX - Grup sigortaları Madde 1496 - (1) En az on kişiden oluşan, sigorta ettiren tarafından, belirli ölçütlere göre kimlerden oluştuğunun saptanabilmesi olanağı bulunan bir gruba dâhil kişiler lehine, tek bir sözleşme ile sigorta yapılabilir. Sözleşmenin devamı sırasında gruba dâhil herkes sigortadan, grup sigortası sözleşmesi sonuna kadar yararlanır. Sözleşmenin kurulmasından sonra grubun on kişinin altına düşmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. (2) Grupta yer alan her kişiye poliçe içe...
(Şerh No: 6387 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:40)

 Bilgi  [TTK. 1329] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1493-1494-1495 ve Gerekçeleri
VII - Lehdar 1. Atanması ve değiştirilmesi Madde 1493 - (1) Sigorta ettiren, 1490 ıncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları saklı kalmak üzere, gerçek ya da tüzel kişi lehine sigorta sözleşmesi yapabilir. (2) Sigorta ettiren, atadığı lehdarı sigortacıya bildirir. (3) Lehdarın sigortacıya bildirilmemiş olması hâlinde, sigortacı iyiniyetle yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur. (4) Sigorta ettiren, değiştirme hakkından vazgeçtiğini sigorta poliçesine yazdırmakla beraber sigorta poliçesini...
(Şerh No: 6386 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:40)

 Bilgi  [TTK. 1324] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1492 ve Gerekçesi
VI - Doktor incelemesi Madde 1492 - (1) Sigorta ettiren ile sigortacı arasında, sigorta edilecek kişinin doktor incelemesinden geçmesi kararlaştırılmış olsa bile, sigortacı sigortalanacak kişiyi bu incelemeyi yaptırmaya zorlayamaz. Madde Gerekçesi: Özellikle ölüm ihtimaline karşı yapılan sigortada tıbbi muayene önem arz eder. Kişi ölüm halinden çekinerek, yalnız ölüm ihtimaline karşı bir sigorta yapmıştır. Bu nedenle bu tür sigortalar yapılırken sigortacının azami derecede dikkat gösterme...
(Şerh No: 6385 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:39)

 Bilgi  [TTK. 1323] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1491 ve Gerekçesi
V - Sigorta değeri Madde 1491 - (1) Bir kimsenin hayatı bir veya bir kaç sigortacı tarafından çeşitli bedeller üzerine sigorta ettirilebilir. (2) Ödenecek bedelin menfaatten daha fazla olduğu durumlarda, aşan kısım sigortalının lehine yapılmış sayılır. Madde Gerekçesi: Hayat sigortasının meblağ sigortası olması nedeniyle, bir kimsenin hayatı birden çok sigortacıya muhtelif bedellerle sigorta ettirilebilir. Şöyle ki, meblağ sigortasında, belli bir sigorta değerinden söz etmek mümkün deği...
(Şerh No: 6384 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:39)

 Bilgi  [TTK. 1321] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1490 ve Gerekçesi
IV - Hayatı sigorta edilecek kişi Madde 1490 - (1) Sigorta ettiren, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir. (2) Başkasının hayatı üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kişinin hayatının devamında lehdarın menfaatinin bulunması şarttır. Ayrıca, ölüm olasılığına karşı yapılan sigortalarda, sigorta bedelinin mûtad cenaze giderlerini aşması hâlinde sigortalının, sigortalının kanunî temsilci ile temsil edildiği hâllerde ise kanunî tems...
(Şerh No: 6383 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:39)

 Bilgi  [TTK. 1332] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1489 ve Gerekçesi
III - Sözleşmeden cayma Madde 1489 - (1) Sigorta ettiren, sözleşmenin kurulmasından sonra ve onbeş gün içinde sözleşmeden cayabilir. Süre, sigortacının sigorta ettirene cayma hakkını kullanabileceğini bildirmesiyle başlar. Bilgilendirmenin yapıldığı sigortacı tarafından ispatlanır. Bilgilendirme yapılmamışsa cayma hakkı ilk primin ödenmesinden bir ay sonra sona erer. (2) 1430 uncu madde hükmü saklıdır. Madde Gerekçesi: Hayat sigortaları, genelde uzun süreli sigortalardır. Sigorta ettiren...
(Şerh No: 6382 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:39)

 Bilgi  [TTK. 1333] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1488 ve Gerekçesi
II - Tontin Madde 1488 - (1) Birden çok kişi tarafından verilen katkı payları ile oluşturulan varlıkların, belirli bir tarihte hayatta kalanlar ve ölenin önceden belirlemiş olması hâlinde, lehdarlar arasında paylaştırılması ilkesi uyarınca tontinler kurulabilir. Madde Gerekçesi: 6762 sayılı Kanunun 1333 üncü maddesinde batıl sayılan tontinler Avrupa Topluluğunun 76/580 ve 79/267 sayılı Direktiflerine paralel olarak geçerli kabul edilmiştir. Bu yönerge daha sonra 2002 yılında 2002/83 sayıl...
(Şerh No: 6381 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:39)

 Bilgi  [TTK. 1322] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1487 ve Gerekçesi
İKİNCİ BÖLÜM Can Sigortaları A) Hayat sigortası I - Tanım Madde 1487 - (1) Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir. (2) Hayatı sigorta edilen kimse, ilk primin ödenmesinden önce ölmüşse sigorta sözleşmesi geçersizdir. Madde Gerekçesi: Madde ile öncelikle hayat sigortasının genel bir tanımı verilmiştir. Tanımlamada,6762 sayılı Kanun...
(Şerh No: 6380 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:39)

 Bilgi  [TTK. 1309] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı 1483 ila 1486 maddeleri ve Gerekçeleri
II - Zorunlu sorumluluk sigortaları 1. Sözleşme yapma zorunluluğu Madde 1483 - (1) Sigortacılar, diğer kanunlardaki hükümler saklı kalmak üzere, faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamazlar. Madde Gerekçesi: Sözleşme iki taraflı bir hukuki işlem olduğundan sözleşme yapma zorunluluğunun sonuç getirebilmesi için bu zorunluluğun iki taraflı olması gerekir. Bu noktada, sigortacı açısından da zorunluluk öngörülmeden sadece sigorta ettirene sö...
(Şerh No: 6379 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:39)

 Bilgi  [TTK. 1309] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı 1473 ila 1482 maddeleri ve Gerekçeleri
B) Sorumluluk sigortaları I - Genel hükümler 1. Sözleşmenin konusu ve kapsamı Madde 1473 - (1) Sigortacı sorumluluk sigortası ile, aksine sözleşme yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder. (2) Sigorta, sigortalının işletmesi ile ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, aksine sözleşme yoksa bu sigorta, s...
(Şerh No: 6378 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:38)

 Bilgi  [TTK. 1301] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1472 ve Gerekçesi
VI - Halefiyet Madde 1472 - (1) Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir. (2) Sigort...
(Şerh No: 6377 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:38)

 Bilgi  [TTK. 1293] 09.11.2005 Tarihli Türk Ticaret Kanunu Tasarısı madde 1471 ve Gerekçesi
V - Zarar gören mal ve zararın gerçekleştiği yerde değişiklik yapmama Madde 1471 - (1) Sigorta ettiren, hasarın saptanmasından önce, hasar konusu yerde ve malda, hasar sebebinin veya zarar miktarının belirlenmesini güçleştirecek veya engelleyecek bir değişiklik yapamaz; meğerki, bu değişiklik sigortacının onayı veya zararı azaltma amacı ile yapılmış olsun. (2) Yükümlülüğün kasıtlı ihlalinde, sigortacı tazmin borcundan kurtulurken, kusurlu ihlalde, ihlâl ile zarar miktarının arasında nedense...
(Şerh No: 6376 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-08-2010 22:38)

Toplam üç sayfadan ibaret belgenin ilk sayfasına icra müdürlüğü, dosya numarası, ad-soyad ve adres gibi gerekli bilgileri yazılır. Bu veriler, ikinci ve üçüncü sayfalara kendiliğinden aktarılır. Çıktıları bu ikinci ve üçüncü sayfadan (birbirilerini arkasına gelecek şekilde) alabilirsiniz.
(Şerh No: 6375 - Ekleyen: Av.Özgür KARABULUT - Tarih : 23-08-2010 12:11)

İpotekli olarak satın alınan taşınmaza ilişkin ipotek konusu borçla ilgili eski malik (davacı) ile yeni malik(davalı) arasında ki uyuşmazlıkta, her ne kadar borcun nakli yönünde harici anlaşma bulunmayıp, borç naklinin alacaklı(banka) tarafından kabul edildiği yolunda bir kanıt bulunmasa da, Tapu Sicil Müdürlüğünce düzenlenen resmi senette Davalı (yeni malik) taşınmazı üzerindeki ipoteklerden doğmuş veya doğacak bütün hukuki vecibeleri ile birlikte satın almış olduğuna göre, ipoteğe konu kredi b...
(Şerh No: 6372 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 23-08-2010 11:03)

Nakil isteğinde bulunan avukat hakkında bir disiplin kovuşturmasının devam etmesi halinde bu kovuşturma sonuçlanmadan önce nakil isteği ile ilgili hiçbir işlem yapılamayacaktır. Hakkında disiplin kovuşturması yürütülen bir avukatın, üyelerine karşı sahip olduğu hak ve yetkiler bakımından eşit konumda olan başka bir baroya nakledilmesi, kovuşturmayı yürüten baronun yetkilerinde bir değişiklik meydana getirmeyecek ve devam etmekte olan kovuşturmayı etkilemeyecektir. Kovuşturma sonucunda suçu işlem...
(Şerh No: 6373 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 23-08-2010 11:03)

634 sayılı yasanın 26. maddesine dayalı olarak dava açılabilmesi için, 17/2. madde uyarınca yönetici atanmış olması bir dava şartı değildir.
(Şerh No: 6371 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 22-08-2010 21:08)

Her ne kadar 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 33. maddesinde, resmi ve adli tatil günlerinde de tebligat yapılabileceği öngörülmüş ise de; tebligatın yapılabilme usulüne ilişkin bu hüküm tebliğ memuruna yönelik ve tebligatın geçerliliğine ilişkin bir hüküm olup, sürelerin hesabı söz konusu olduğunda 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 161. ve 162. maddeleri ile 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 76. ve yine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 19. maddelerinde düzenlenen genel ilkenin uygu...
(Şerh No: 6369 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 22-08-2010 19:17)

Ceza Genel Kurulu bu kararında, halen ceza evinde bulunan hükümlüye, aldığı cezanın miktarına göre bir vasi atanması gerekse dahi, Tebligat Yasası 11/2 maddelesi uyarınca yasal temsilci aracılığı ile tebligat yapılmamış olmasını,hükmün kesinleşmesini önleyen bir eksiklik olarak değerlendirmemektedir.
(Şerh No: 6368 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 22-08-2010 18:56)

MK.19. madde gereğince, yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer olup, Nüfus Yasası´nın 4. maddesi uyarınca nüfus kayıtları yerleşim yeri için karine sayılır. Bir yer nüfusuna kayıtlı olduğu halde, memur olması nedeniyle başka bir yerde oturan davalının sunduğu ikamet belgesi, o yerin yeni yerleşim yeri olduğunu kabule elverişli ve yeterli olmayıp, yerleşim yerinin nüfusa kayıtlı yer olduğu yönünde karinenin aksi kanıtlanmamıştır.
(Şerh No: 6366 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 22-08-2010 17:24)

 Türkçe  [EskiBK. 41] Gerek bilerek ve isteyerek, gerek ihmal ve dikkatsizlik ya da önlemsizlikle hukuka aykırı bir biçimde başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Ahlaka aykırı bir eylemle başkasına bilerek, isteyerek zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür.
(Şerh No: 6362 - Türkçeleştiren: Berdar AYÇİÇEK - Tarih : 21-08-2010 13:13)

FSEK.'nun "İşlenmeler" başlıklı 6. maddesi uyarınca, işleyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler eser sayılmıştır. Dava konusu kitap eğitim amacıyla basılmış ve içeriğinde yer alan öykü/masal/fıkralar anonim niteliğinde olsalar dahi,Davacının anonim ve dünya klasiklerini kendine özgü şiir diliyle işlemesi, öykülerden birinin de kendisine ait olması karşısında, Davalının Davacıya ait bu eserleri noktası ve virgülüne dokunmayarak düz yazıya çevirmesi, Davacının ismini de belirtmemesi, alıntı (ikti...
(Şerh No: 6339 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 20-08-2010 20:49)

Özet: Ev hanımı olan kadının, edinilmiş malların tasfiyesi kapsamında; evlilik birliği içerisinde alınan mallara katkısının olmadığı, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği hakkındadır.
(Şerh No: 6364 - Ekleyen: Av.Adem İŞLİ - Tarih : 20-08-2010 10:54)

 Bilgi  [EskiBK. 262] Fesih ve ihbar süreleri
Belirsiz süreli kira sözleşmesi BK 262.maddedeki sürelere uyularak feshedilir: Fesih için kira başlangıcına göre hesaplanacak altışar aylık dönemler için 3 ay öncesinden ihbarda bulunmak gerekir. Başlangıç tarihi 3 Mart olan bir kira sözleşmesini örnek alırsak iki seçenek ortaya çıkar: - Birinci Seçenek: 3 Mart'ın altı ay sonrası 3 Eylül'dür. 3 Eylül'den üç ay öncesi 3 Haziran'dır. Öyleyse: En geç 3 Haziran günü kiracıya tebliğ edilecek bir ihbarname ile sözleşmenin 3 Eylül ta...
(Şerh No: 6363 - Ekleyen: Av.Armağan KONYALI - Tarih : 19-08-2010 22:41)

İbrazdan sonra yapılan ciro TTK.705. madde uyarınca alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur ise de, çekin kıymetli evrak niteliği devam eder. Alacağın temliki yolu ile çeki temellük eden kişi, lehdarın tüm haklarına sahip olur ve kambiyo senetlerine mahsus takip yoluna başvurabileceği gibi, ihtiyati haciz dahi isteyebilir. Cironun temlik hükmü doğurması, alacaklının yetkili hamil olmasını engellemez, sadece borçlunun lehdara karşı ileri sürebileceği def'ileri hamile karşıda ileri süre...
(Şerh No: 6320 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 19-08-2010 17:02)

 Bilgi  [İİK. 37] Yabancı Devlet , dolayısıyla Büyükelçililiklerinin mallarına haciz konulması hakkında
Bilindiği gibi yabancı devlet veya büyükelçiliklerin mallarına (bankalardaki parasal hesapları dahi) haciz işlemi uygulanamayacağı hususu; devletin hükümranlık hakları, devletlerarası teamül, Viyana sözleşmesi esaslarıdır. Ancak, Yargıtay 12 Hukuk Dairesinin iki ayrı kararı kanıma göre çelişkilidir. Bu nedenle hukukçu arkadaşlarımın bilgilenmesini istedim. İlk karar: 12. Hukuk Dairesi'nin 24.05.2004 gün ve 2004/6469 esas, 2004/13007 sayılı kararıdır. Bu kararda Daire, Yabancı devletin ...
(Şerh No: 6343 - Ekleyen: Av.Abdulkadir İNANÇ - Tarih : 18-08-2010 18:38)

Sanık, adam öldürme ve yağma suçlarından yargılanmıştır. Alt sınırı 5 yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren suçlardan dolayı yapılan yargılamalarda, sanık hazır edilerek savunmasının yeniden alınması gerekmektedir. Talimat mahkemesinde ve müdafi olmaksızın alınan sanık ifadesi ile yetinilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırılık oluşturmaktadır.
(Şerh No: 6361 - Ekleyen: Av.A.Kadir SAPAR - Tarih : 18-08-2010 13:01)

Asıl kredi sözleşmesinde limit belli olduğuna ve garanti beyanında da bu sözleşmeye yollama yapıldığına göre 12.4.1944 gün ve 14/13 sayılı İBK gereğince kefaletin asli unsuru olan limit belirlemesinin de kefalet sözleşmesinde de gerçekleştiğinin kabulü gerektiğinden davalının bu sözleşmedeki taahhüdünün kefalet olması gerektiği yönündeki isabetli olan teşhis ve tespite dayalı olarak mahkemece verilen direnme kararı yerinde bulunmaktadır.
(Şerh No: 6359 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 18-08-2010 10:48)

Akit ilişkisinden doğan yükümler, sadece asli ve yan edim yükümleriyle asli edime yardımcı olan ve asli edimin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesine hizmet eden yan yükümlerden ibaret değildir. Modern hukuk literatürü, söz konusu yükümler dışında ifa menfaatiyle ilişkisi olmayan ve fakat en az ifade menfaati kadar önemli ve onun yanında ikinci bir menfaati koruma ve tesbit gereğini duymuştur. İfa menfaati yanında yer alan bu diğer menfaat "koruma menfaati"dir. Koruma yükümleri sayesinde,...
(Şerh No: 6360 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 17-08-2010 11:46)

KİŞİLER HUKUKUNA İLİŞKİN HÜKÜMLER ( İLAMLAR ) KESİNLEŞMEDİKÇE İCRA EDİLEMEZ. ŞAHSIN ( KİŞİNİN ) HUKUKU DEYİMİ, GENİŞ OLARAK YORUMLANMALI VE TÜZEL KİŞİLERİN ORGANLARI İLE İLGİLİ İLAMLARIN DA KESİNLEŞMEDEN İCRA EDİLEMEYECEĞİNİN KABUL EDİLMESİ GEREKİR.
(Şerh No: 6356 - Ekleyen: Av.Mehtap ALTINTAŞ - Tarih : 17-08-2010 09:56)

Cep telefonlarındaki haberleşmeyi sağlayan ve baz istasyonları olarak isimlendirilen tesisin kullanılmasında, komşuluk hukukundan kaynaklanan bir zararın bulunup bulunmadığı, varsa giderilmesi konusunda ne gibi önlemlerin alınması gerektiğine ilişkin uyuşmazlıkta; a-)Bu ve benzeri tesislerin geniş bir halk kitlesine yarar sağladığı bilinen bir olgu olmakla birlikte, HİÇ BİR HİZMET İNSAN YAŞAMI KADAR ÖNCELİK VE ÖNEM TAŞIMAYIP, yararlı bir hizmetin karşılığı olarak insanın ölümü uygun bir s...
(Şerh No: 6346 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 16-08-2010 20:38)

Zamanaşımı def'i resen dikkate alınamayacağı gibi, müteselsil sorumlulardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı savunmasından diğerleri yararlanamaz. Bu hakkın ayrı ayrı kullanılması hukuki bir zorunlulukur.
(Şerh No: 6352 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 16-08-2010 20:31)

İflas erteleme talebinden feragat edilmiş olması, borca batık şirketler bakımından geçersizdir. Böyle bir durumda şirketin borca batık olduğu ve ıslahının mümkün görülmediği anlaşılırsa mahkemece iflasa karar verilmelidir.
(Şerh No: 6358 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 16-08-2010 20:00)

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. Kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aracın uzun süreli olarak kiralanması halinde "işleten" sıfatının kiracıya geçtiğinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 6357 - Ekleyen: Av.Fatih KARACA - Tarih : 16-08-2010 17:53)

Fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan sanık hakkında,5237 S. TCK. 53/4. maddesinde yer alan "Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, aynı kanunun 53/1-a-b-c-d-e maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceğinden KARAR BOZULMUŞTUR.
(Şerh No: 6351 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 15-08-2010 18:36)

 Önerge  [CMK. 1] CMK M/1: Bu Kanun,Suç Muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak,yetki ve yükümlülüklerini düzenler.
(Şerh No: 6355 - Ekleyen: Av.Alper UYSAL - Tarih : 14-08-2010 22:43)

Alacaklının icra takibi yapmış olması ve icra takibinin itiraza uğrayarak borçlu tarafından durdurulmuş olması, icra dairesinden alınan ihtiyati haciz kararının uygulamasına engel teşkil etmez.Zira ihtiyati haciz müessesesi, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden ve geçici olarak el konulması yoluyla, bir para alacağını güvence altına almaya yönelik olup, icra takibine geçilmiş olsa dahi, ihtiyati haciz isteminde alacaklının hukuki yararı mevcuttur.
(Şerh No: 6354 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 13-08-2010 22:25)

1479 S. Bağ-Kur Kanunu, 70/2 maddesinde, bu kanuna dayanılarak Kurumca açılacak rücu davalarının 10 yıllık zamanaşımına tabi olacağı "özel hüküm" niteliğini taşımakla genel hükümlere göre uygulama önceliğine sahiptir. Ne var ki; zamanaşımının hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı konusunda açıklık bulunmadığından, başlangıç tarihinin belirlenmesinde "zamanaşımının alacağın muaccel olduğu zamandan başlayacağı"na ilişkin Borçlar Kanununun 128. maddesi hükmü esas alınmalıdır.
(Şerh No: 6353 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 13-08-2010 19:46)

Davacı, genişletilen savunmaya açıkça karşı çıktığına ve HUMK 202. maddesi hükmünce davalı cevap dilekçesini hasmına tebliğ ettirdikten sonra onun izni olmaksızın savunma nedenlerini genişletemeyeceğine göre davalı G...... M..... Ltd. Şti. 'nin ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin reddi gerekir.
(Şerh No: 6350 - Ekleyen: Av.Fatih KARACA - Tarih : 13-08-2010 16:49)

 Önerge  [CMK. 100] (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./11.mad) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
(Şerh No: 6349 - Ekleyen: Av.Ömer GÜNTAY - Tarih : 13-08-2010 16:27)

 Önerge  [TCK. 89] (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, bir yıldan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.
(Şerh No: 6348 - Ekleyen: Av.Ömer GÜNTAY - Tarih : 13-08-2010 15:57)

Araç hacizlerinde sadece kaydi haciz olduğu halde alacaklı satış isteyebilir ve dosyaya satış avansını yatırabilir.
(Şerh No: 6347 - Ekleyen: Av.Serkan DEMİRKAYA - Tarih : 13-08-2010 12:11)

Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti var olup, bunun aksine bir sav(fiil ehliyetinin kısıtlı olduğu, ayırt etme güçüne sahip bulunmadığı) ileri sürülmediğine göre, davanın doğrudan ergin kişi(yaşının düzeltilmesi istenen) tarafından açılması yerine, anne ve babası tarafından açılması halinde, davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 6345 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 12-08-2010 19:28)

MK.11/1. maddesine göre erginlik 18 yaşın dolmasıyla başlayacağından, on sekiz yaşını doldurmayan davalı küçük, her ne kadar ayırtım gücüne sahip olsa da fiil ehliyeti ile dava ehliyetine sahip olamayacağından, dava davalının yasal temsilcilerine(anne-bana) yöneltilmeli, bir başka ifadeyle dava dilekçesinin anne ve babasının dosyaya mübrez vekaletnamede yer alan ortak avukatına tebliği ile davaya katılımları sağlandıktan sonra yargılamaya devam olunmalıdır.
(Şerh No: 6344 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 12-08-2010 19:00)

İpoteğin paraya çevrilmesi takibinde satış aşamasında mutlak uyulması gereken usuli kurallar vardır. Bunlardan biri de tebligattır. Yapılan tebligatlar, tarafları özellikle borçlu ve taşınmazın tapu kütüğüne haciz kaydı koyduran diğer alacaklıları satışla ilgili tam olarak bilgilendirmeyi amaçlar. Alacaklı tebligatların usulsüzlüğünden dolayı, iyiniyet iddiasında da bulunamaz. Yolsuz tescil iddiasına dayalı davada hakimin, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delilleri toplayarak...
(Şerh No: 6342 - Ekleyen: Av.Ahmet GÜLHAN - Tarih : 12-08-2010 16:39)

Mahkemece olumlu veya olumsuz karara bağlanmamış bir iddia , yeni bir dava konusu yapılabileceğinden; kesin hükmün varlığından söz etme imkanı bulunmamaktadır. Mahkemece bu tip taleplerin karar dışında bırakılmış olması isteğin zımnen reddi anlamına da gelmez. Taraflarca açıkça vazgeçilmeyen bu isteğin yeni bir davada terkar edilmesi mümkündür.
(Şerh No: 6341 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-08-2010 12:28)

Boşanma davalarında tedbir nafakasına hükmedilmesi için kusur incelemesi yapılmaz. Bir başka deyişle lehine tedbir nafakasına hükmedilecek olan tarafın kusurlu olması kendisi için tedbir nafakasına hükmedilmesine engel değildir.
(Şerh No: 6340 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 12-08-2010 11:50)

Kural olarak taşınırların rehnedilmesi ancak teslim suretiyle mümkün ise de (MK.939) aynı yasanın 940/II. maddesi hükmünce, bir sicile tescili zorunlu taşınırların,bu sicile yazılmak suretiyle rehni de yasa koyucu tarafından kabul edilmiştir.
(Şerh No: 6316 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 12-08-2010 09:17)

Onbeş yaşını dolduran küçük, her ne kadar kendi isteği ve velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilirse de, anne ve babanın ayrım yapılmaksızın velayetleri çerçevesinde çocuğu temsil edecekleri ilkesi doğrultusunda, MK.12 maddesi kapsamında açılmış, ancak eşlerden birinin katılımı ve rızası sağlanmamış olan davanın reddi gerekir.
(Şerh No: 6336 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 21:55)

Reşit olan kişinin iştirak nafakası talep hakkı bulunmamakla birlikte, buna rağmen rızaen veya hataen nafaka ödenmesi, ahlaki bir görevin yerine getirilmesi olarak nitelendirilebilir.Ancak; cebri icra tehditiyle, zorla nafaka tahsili ahlaki bir görevin yerine getirilmesi olarak telakki edilemeyeceğinden, kanuna aykırı olarak ödenmek zorunda kalınan nafaka parasının istirdadı caizdir.
(Şerh No: 6335 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 19:51)

Anayasamız yargılamanın aleniyeti ilkesini benimsediğinden, yargılamanın açık olarak yapılması ve sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. Aynı doğrultuda HUMK.nun 382. maddesi gereğince, sonradan yazılacak gerekçeli karar ile kısa kararın uyumlu olması gerekir.Bu anlamda bir çelişki bulunması bozma nedeni olup, hakimin önceki kısa karar ile bağlı olmaksızın ve çelişkiyi kaldırmak üzere,yeni bir karar vermesi gerekir. (Ayrıca Bknz: Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu,10.04...
(Şerh No: 6338 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 19:06)

Zincirleme suça ilşkin yeni TCK. 43/1 maddesinde,eski TCK.dan farklı olarak "DEĞİŞİK ZAMANLARDA bir kişiye karşı" ibaresinin bulunması karşısında; AYNI ANDA işlenen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 6337 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 17:40)

Anne ve babanın bakım borcu, her kadar çocuğun ergin olmasına kadar devam ederse de, erginliğe girmiş bulunan çocuğun eğitiminin devam ediyor olması halinde, anne ve babası durum ve koşullara göre, kendilerinden beklenilebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.
(Şerh No: 6334 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 16:32)

Borçlu haksız fiilin işlenmesinden itibaren zararın faizinden sorumlu olur
(Şerh No: 6326 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 11-08-2010 11:57)

Tapu iptal ve tescil davasında; ehliyetsizlik hukuki sebebi yanında,muris muvazaasına da dayanıldığı taktirde; Davalı murislerin iyi niyetli olması MK.15.madde hükmünü(ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmaması nedeniyle, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, yapacağı işlemlere sonuç bağlanamayacağından,o işlemi geçerli kılmaz.)ortadan kaldırmayacağı ve hukuki ehliyetin kamu düzeni ile ilgili olması sebepleriyle, öncelikle ve özellikle "ehliyetsizlik" ...
(Şerh No: 6300 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 10-08-2010 22:47)

 Bilgi  [MK. 174] tazminat talepleri
Anılan maddede bahsedilen maddi tazminat talebi eğer boşanmaya bağlı olarak uğranılan maddi kayıpların karşılığı olarak istenmekteyse, boşanma davasının eki niteliğinde olur. usuluna uygun karşılık yahut bağımsız dava bulunmadığı takdirede bunun dışında tazminat talebi olamaz. (bu yönde yargıtay kararı: 17.02.05 tarihli Yargıtay 2.HD 2005/281 E. 2005/2218K.) Ayrıca boşanmayla talep edilebilecek kalmeler arasında yer alan ziynet eşyalarının da kadın eşe ait olduğu kabul edilir ve aksi belirtilmed...
(Şerh No: 6332 - Ekleyen: Av.Hatice BACIK - Tarih : 10-08-2010 15:55)

Kat Mülkiyeti Yasası'nın 3. maddesi hükmüne göre, bağımsız bölümlere özgülenmiş olan arsa paylarının, kat irtifakının ya da kat mülkiyetinin kurulduğu tarihteki değerleri ile oranlı olup olmadığının saptanması gerekir.Bunun için mahkemece anataşınmazın yerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak, her bir bağımsız bölümün değerini etkileyen unsurlar belirlenmelidir.
(Şerh No: 6331 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-08-2010 21:50)

Kat Mülkiyetinin kurulabilmesi için, taşınmaz üzerindeki yapının mimari projesine uygun biçimde tamamlanmış ve yapının ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız bölümlerden ibaret olması gerekir.
(Şerh No: 6330 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-08-2010 21:37)

Zararın Oluştuğu günden itibaren faiz isteme hakkı var iken dava tarihinden itibaren faiz isteyen davacı bu döneme ait faizler için ayrı bir dava açabilir.
(Şerh No: 6329 - Ekleyen: Av.Filiz KAÇAN YATMAZ - Tarih : 09-08-2010 09:35)

Olay tarihinden itibaren faiz istenebilecekken, dava tarihinden itibaren faiz istenilmiş olması bu aralıktaki faiz alacağından vazgeçildiği anlamına gelmez. Velev ki fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu belirtilmiş olsun veya asıl alacağın tahsili sırasında buna ilişkin şerh düşülsün.
(Şerh No: 6328 - Ekleyen: Av.Filiz KAÇAN YATMAZ - Tarih : 09-08-2010 09:32)

MÜLKİYETİ ÜÇÜNCÜ KİŞİYE AİT BİR TAŞINMAZ HAKKINDA, EŞLER TARAFINDAN AİLE KONUTU OLARAK KULLANILSA BİLE, AİLE KONUTU ŞERHİ VERİLEMEZ.
(Şerh No: 6327 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 08-08-2010 23:59)

Artezyen suyu kullanıldığından bahisle,abonesiz olarak atıksu tahliyesi yapıldığına ilişkin tutanağa karşı menfi tespit isteminde, her ne kadar artezyenden çıkan suyun tahliyesi için davalı tarafından sunulmuş bir hizmet bulunmayıp, suyun tahliyesi işyerinin yanından geçen dereye yapılmakta ise de, 20.11.1981 gün ve 2560 sayılı İSKİ'nin Kuruluş Yasası'na eklenen Ek madde uyarınca tüm Büyükşehir belediyelerinde bu yasa hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alındığından ve MESKİ tarifeler Yönetm...
(Şerh No: 6325 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 12:08)

BK.169. maddeye göre, alacağın temliki ivaz mukabilinde yapılmış ise, temlik eden kimse, temlik zamanında alacağının mevcut olduğunu, borçlunun ödeme yapacağını garanti etmiş ve bu miktarı temellük edene karşı borçlanmış olmakla birlikte, AYRICA TAAHHÜT ETMEDİKÇE BORÇLUNUN ACZİNDEN SORUMLU DEĞİLDİR. Diğer yandan temlik bir ivaz ve karşılık almaksızın yapılmış ise, temlik eden, temellük edene karşı alacağın mevcudiyetinden dahi sorumlu değildir.
(Şerh No: 6324 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 11:46)

Sulh ile sonuçlanan işlerde, her iki taraf avukatlık ücretinin ödenmesi hususunda avukata karşı müteselsilen sorumlu olup, VEKİLİN MÜVEKKİL İLE BİRLİKTE SULH PROTOKOLÜ İMZALAMIŞ OLMASI BU SORUMLULUĞU ORTADAN KALDIRMAZ. Ancak, avukat ile müvekkili arasında yapılan ücret sözleşmesinin üçüncü kişi konumundaki hasım taraf yönünden bağlayıcı olabilmesi için, ücret sözleşmesinin yargılamayı sona erdiren taraf işleminden önce yapıldığının HUMK.nun 299. maddesine göre kanıtlanması gerekmektedir. Bu dur...
(Şerh No: 6323 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 11:34)

5219 sayılı yasa ile karar düzeltme ile ilgili 6.000.000.000 TL'ye çıkarılan parasal sınır,5236 sayılı yasanın 19. maddesi ile 1.1.2009 tarihinden itibaren 8.510.00 YTL'ye çıkarılmıştır. Anılan yasalarda derdest davalar yönünden ne şekilde uygulanacağı yönünde açık bir uygulama hükmü bulunmamakta ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 23.2.2005 T., 2005/13-32 E., 2005/85 K. sayılı ilamı ile, karar düzeltme istemi hangi karara yönelik ise, o karar tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükmünün es...
(Şerh No: 6322 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 08-08-2010 11:20)

 Bilgi  [MK. 178] Mal rejimi tasfiyesinde zamanaşımı.
Bilindiği gibi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yeni Kanunun uygulanmaya başlanması ile Aile Hukukunda ve özellikle boşanma davalarında zaman zaman sorunlar yaşanmaktadır. Boşanma davalarında yaşanan sıkıntıların başında ise mal rejimi tasfiye davaları gelmektedir. Gerek doktrinde, gerek yargıda tartışmalı olan hususlar bulunmaktadır. Nitekim, mal rejimi tasfiyesi ile ilgili olarak Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun sadece...
(Şerh No: 6321 - Ekleyen: Sadık TOPRAK - Tarih : 08-08-2010 02:55)

Hile iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat davası HMUK. 293/5 hükmünce tanıkla ispat edilebilir olup,senede karşı senet kuralı böyle bir durumda işlemez.
(Şerh No: 6319 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 23:24)

Yetki sözleşmesi ile T.C. mahkemelerinin esas davadaki yetkisinin kaldırılmış olması, T.C. mahkemesinin geçici bir hukuki himaye tedbiri olan ihtiyati haciz kararı vermesine engel değildir.
(Şerh No: 6318 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 23:15)

Muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Diğer yandan bono, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmayıp, bononun keşide ve vade tarihi itibarı ile HUMK.nun 299. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek, üçüncü kimse hakkında hüküm ifade edip etmeyeceği irdelenmelidir.
(Şerh No: 6317 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 23:06)

İpotekli konutun bilerek devralınması ve ipotek akit tablosunda dava dışı borçlunun tüm borçlarının ipotek kapsamında olması halinde, salt konut kredisi borcunun ödenmesiyle ipoteğin fek edilemeyeceği kuşkusuzdur.
(Şerh No: 6315 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 22:39)

Sıra cetveline itiraz davaları kural olarak genel mahkemelerde görülürsede, itiraz sadece sıraya yönelikse, İcra Mahkemeleri görevlidir.
(Şerh No: 6314 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 06-08-2010 22:18)

 Bilgi  [AATHK. 52] Kamu alacağının takip ve tahsili aşamasında borçlunun aciz durumda olduğunun tespit edilmesi zorunluluğu vardır ( AATUHK Md 75 ) aciz durumda olan borçlunun aczin tespit edilmesi gereken süreden sonra kanunun 51 inci maddesinde öngörülen gecikme zamı
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 52. maddesinde, gecikme zammının uygulanabileceği sürelere yer verilmiştir. Kanunda belirtilen sürelerden sayılmayan zamanlarda gecikme zammının uygulanması söz konusu olamayacaktır. Kanunun 52 nci maddesinde gecikme zammının, kamu alacağının tecilinde tecilin yapıldığı, iflas halinde iflasın açıldığı, aciz halinde bu durumun sabit olduğu güne kadar olan süreler olduğuna işaret etmiştir. 6183 sayılı kanunun 52 nci maddesinde sayılan...
(Şerh No: 6313 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 06-08-2010 00:59)

MK.16. maddesine göre,her ne kadar ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin işledikleri haksız eylemlerden sorumlu olduğu hükme bağlanmış ise de; olayın göstereceği özelliklere göre mahkemece değerlendirme yapılarak,sorumluluğun tamamen kaldırılması mümkün olduğu gibi, hakkaniyete uygun bir indirime gidilmesi de gerekebilir.
(Şerh No: 6312 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 04-08-2010 22:00)

MK.14.maddesi hükmünce, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyetine sahip olmadıkları sabit olup, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ile cezalandırılan her ergin kısıtlanacağından(MK.407),böyle bir kişinin fiil ve dava ehliyetine sahip olmadığı kuşkusuzdur.Bu durumda kısıtlının davada yasal temsilcileri tarafından temsil edilmeleri gereği taraflarca ileri sürülmesine gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilir. O halde dava ehliyeti...
(Şerh No: 6311 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 04-08-2010 21:37)

Taşınmaz mülkiyetinin devrini sağlamak amacıyla açılan davalar HUMK m.13’e göre kesin yetki hükmü gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılması kuralı kamu düzenine ilişkin ve kesindir. Bu konuda yetki sözleşmesi yapılamaz. Emredici hükme rağmen, bu konuya aykırı yetki sözleşmesi yapılarak dava açılmışsa, hakim davanın esasını incelemeksizin “yetkisizlik kararı” vermek zorundadır.
(Şerh No: 6310 - Ekleyen: Av.Ahmet GÜLHAN - Tarih : 04-08-2010 18:03)

İflasın ertelenmesi talebi yerinde görülürse mahkemece, malvarlığının muhafazası için, maddi hukuk alanında sonuçlar doğurmayan tedbirler alınmalıdır. Ancak alacaklıların alacaklarını tahsil amacıyla kullanabilecekleri takas, mahsup, hapis hakkı gibi hukuki işlemlerin durdurulamayacağı gibi,mahkemece rehin ve blokajın kaldırılmasına da karar verilemez.(Ayrıca Bknz: Öztek,Selçuk,İflasın Ertelenmesi, Bankacılar Dergisi, Sayı 53, 2005, s.66)
(Şerh No: 6309 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 22:27)

İflasın ertelenmesi talebinde, mahkeme öncelikle şirketin borca batık durumda olup olmadığını tespit etmeli, borca batık durumda ise ıslahının mümkün bulunup bulunmadığını incelemeli, erteleme talebi İİK.nun 166/2. maddesinde öngörülen usulle ilan edilerek, ilan üzerine alacaklıların itirazı mevcutsa bu itirazlar değerlendirilerek erteleme koşullarının mevcut olup olmadığı saptanmalıdır. Bu bağlamda her ne kadar İİK.nun 179. ve TTK.nun 324. maddesinde,erteleme isteminin ilanına ilişkin bir düze...
(Şerh No: 6308 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 22:18)

İhtiyari dava arkadaşlığı davaların birleştirilmesi yoluyla da mümkün olduğundan(Alongaya Yavuz: Medeni Usul Hukukunda Dava Ortaklığı 1965 s.62),birbiri ile ilgisi olan davaların benzer sebep kavramı içerisinde değerlendirilerek, bağlantının varlığı kabul edilmeli ve bu davalar birlikte görülebilmelidir. Zira bu durum yargılamayı çabuklaştıracağından, yargılama giderini azaltacağından ve çelişkili kararların önüne geçeceğinden, usul ekonomisine de uygun düşmektedir. İflasın ertelenmesi talebinde...
(Şerh No: 6307 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 21:55)

Burada yerel mahkeme kasten yaralamaya hükmetmiş ancak failin 9 defa hayati tehlike teşkil eden bölgeleri hedef alması yargıtayın ilgili dairesi tarafından öldürme kastının varlığına delalet sayılmıştır.
(Şerh No: 6306 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 20:41)

Kanun dışı elde edilmiş delillerle, T.C. Anayasası'nın 20, 38/6, AİHS'nin 6, 8 ve CMK'nın 217/2. maddesi uyarınca, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Ku-rulu'nun 03.02.2006 gün, 2006/5 MD-154 Esas-2007/145 Karar, 14.04.2006 gün, 2007/5 MD-23 Esas-2007/167 Karar ve 22.01.2008 gün, 2007/5 MD-101 Esas-2008/3 Karar numaralı ilamı da dikkate alınarak, mahkumiyet yönünde hüküm kurulamadığı, dosya içeriğine ve oluşa göre, sanık hakkında elde edilen başka delillerin de maktulü öldürmesi için diğer sanık M____'n...
(Şerh No: 6305 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 20:30)

Yerel Mahkemenin çocuğun nitelikle cinsel istismarı konusunda verdiği karar ve ek olarak Sanığın cinsel istismar eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı zamanda işlediğinden, zincirleme suç hükümleri şartları bulunmadığı halde verilen cezanın aynı Kanunun 43. maddesi ile artırılması,BOZMA NEDENİDİR.
(Şerh No: 6292 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:30)

Yerel mahkemenin Kasten adam öldürmeye teşebbüs suçu üzerinden yargılama yaptığı sanık, Yargıtay tarafından adam öldürme fırsatı varken yapmaması üstelik yaralamaların basit tıbbi müdahale ile tedavi edilebilir seviyede olması ve adam öldürme saikını kanıtlayan bir delil olmaması sebebiyle davanın TCK. M.86 hükümlerine göre yargılanması gerektiği belirtilmiştir.
(Şerh No: 6294 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:19)

İlçe Emniyet Müdürü olan sanık hakkında görevi savsama suçu ile ilgili kamu davası açılabilmesi için, 5271 sayılı CYY.nın 161/5.maddesi uyarınca, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Yasasının 82 ve devamı hükümlerine göre Adalet Bakanlığından soruşturma ve kovuşturma izni alınması gerektiği gözetilmeden, duruşmaya devamla hüküm kurulması BOZMAYI gerektirmiştir.
(Şerh No: 6293 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:14)

Yargıtay, burada yerel mahkemenin tasarlayarak kasten öldürme konusundaki tespitinin delil yetersizliği ve tasarlayarak kasten öldürme suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı konusundaki belirsizlikten dolayı hükmü bozmuştur.
(Şerh No: 6295 - Ekleyen: Raşit TAVUS - Tarih : 03-08-2010 10:11)

İİK.nun 15. maddesi uyarınca,bütün masraflar borçluya ait olup, icra dosyasında uygulanan haczin haksız olduğu nedeniyle, haciz masrafları ve yediemin ücretinin alacaklıdan tahsili,ancak genel hükümlere göre açılacak bir tazminat davasında değerlendirilebilecek bir husus olup, İcra Mahkemesince tahsil kararı verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 6303 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 03-08-2010 09:50)

ANAYASA MAHKEMESİNİN GÖREV VE YETKİLERİ ANAYASADA BELİRTİLMİŞTİR. SIKIYÖNETİM İLANI HAKKINDAKİ BAKANLAR KURULU KARARINI ONAYLAYAN TBMM KARARININ DENETİMİ ANAYASA MAHKEMESİNİN GÖREV ALANI DIŞINDADIR. DAVANIN REDDİ GEREKİR.
(Şerh No: 6304 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 03-08-2010 09:19)

Takipten sonra borcun ödendiğine ilişkin delil olarak sunulan belge,her ne kadar alacaklı tarafından kabul edilmişse de, içeriği itibari ile borcun ve ferilerinin itfa edildiği, yahut alacaklının borçluya bir mühlet verdiği hususunda bir açıklık bulunmadığından,belgelerde belirtilen taşınmazın devri ve ödeme hususlarının ne derecede gerçekleştiği genel mahkemede yargılamayı gerektirdiğinden, İİK.71/1.maddesi kapsamında bir ödeme belgesi olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 6302 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 22:16)

Ayırtım gücü MK. 13. maddesinde tarif edilmiş, bu tarif içinde de ayırtım gücünü ortadan kaldırılan nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin dava da; temyiz dilekçesine eklenerek sunulmuş olsa dahi, vaad borçlusunun Alzheimer Hastası olduğuna ilşkin rapor sunulması halinde, vaad borçlusu davalının, bu durumundan ötürü sözleşmenin kendisini bağlayıp bağlamayacağı hususu üzerinde durulması bir zorunluluk olup, tarafların...
(Şerh No: 6299 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 20:51)

Satış vaadi sözleşmesinin iptali davasında, hükmün bozulmasına kadar ehliyetsizlik iddiasında bulunulmamış olması, karşı taraf yararına usulen bir hak kazandırmaz. Zira MK.9.Maddesi hükmünce; sözleşmelerde ve hakların kullanımında, "ehliyet" işlemin sıhhat şartı olduğundan, yargılamanın her aşamamasında ileri sürülebilir.
(Şerh No: 6298 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 20:27)

HUMK., taraf ehliyetinin MK. hükümlerine göre belirleneceği hükmünü getirmiş olup, MK. 8. maddesi her insanın hak ehliyetine sahip olduğu hükmünü içermektedir. Bunun sonucu olarak da medeni haklardan yararlanma ehliyeti olan herkes davada taraf olabilir.Bu nedenle ehliyetsiz olduğu söylenen ve yaptığı satış işlemlerinin iptali istenen kişinin davada taraf olma ehliyeti vardır. Ancak bu kişi eldeki davada baştan beri taraf sıfatı kazanmadığından, sonradan kendisine vasi tayin edilmesi ona taraf ...
(Şerh No: 6297 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 19:32)

Mahkeme tarafından nihai kararla davayı sonlandıran hükümde kendisine (davacı veya davalıya) harç yüklenip yüklenmemesine bakılmaksızın, davacı veya davalı, bakiye nispi karar ve ilam harcını ödemeksizin, ilamın bir suretini alabilir. Kararın tebliğe çıkarılması-temyiz edilmesi- icraya konulması yasal anlamda "müteakip işler" kavramına dahildir. 492 S.K. m.32 mucibince müteakip işlemlere devam edilebilmesi için karar ve ilam harcının tamamlanması gerekmektedir. Karar örneğinin harç tamamlanmad...
(Şerh No: 6208 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-08-2010 19:25)

Mirasçılık belgesi istemine ilişkin hasımsız dava; nüfus kayıtları, tapu kayıtları, tanık gibi her türlü delille kanıtlanabilir. MK.7. maddesi hükmünce "Resmi sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturacağından", davanın taraflarca hazırlanması ilkesine aykırı olarak herhangi bir delil bildirilmediği ve nüfus kayıtlarının tanık beyanı ile doğrulanması gerektiğinden bahisle,davanın reddine karar verilemez.
(Şerh No: 6296 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 19:07)

İstirdat davası borcun tamamen ödenmesinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır. Şayet istirdat istemine konu borç takside bağlanmış ise,süre son taksidin ödenme tarihinden itibaren işlemeye başlar.
(Şerh No: 6291 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 11:23)

Avukatın başka bir davada (dosyada) vekaleti bulunması, vekaleti bulunmayan bunlardan başka derdest bir davanın da vekili olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle tebligat asile yapılarak taraf teşkili sağlanmalıdır.
(Şerh No: 6281 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 11:16)

Anayasa’nın ilk üç maddesinde değişiklik öngören veya Anayasa’nın sair maddelerinde yapılan değişikliklerle doğrudan doğruya veya dolaylı olarak aynı sonucu doğuran herhangi bir yasama tasarrufunun da hukuksal geçerlilik kazanması mümkün olmadığından, bu doğrultudaki tekliflerin sayısal yönden Anayasa’ya uygun olması tasarrufun geçersizliğine engel oluşturmayacaktır. Anayasa değişikliklerinin içerik yönünden denetimi, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez ilkelerin doğrudan ya da dola...
(Şerh No: 6290 - Ekleyen: Doğukan Bora SAVAŞ - Tarih : 02-08-2010 10:35)

MK.ilgili maddesinde yeralan bir yıllık zamanaşımı süresi, boşanmanın ferisi olan tazminat ve nafaka taleplerine ilişkin olup, Katkı ve katılma payı alacağının zamanaşımı konusunda hüküm mevcut değildir. O halde MK.5.maddesi uyarınca, Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanacağından, BK.nun "bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava on senelik müruru zamana tabidir" hükmündeki (her dava) sözcüklerini "bütün ...
(Şerh No: 6289 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 02-08-2010 09:52)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,30486989 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.