Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

İşçi, Ağustos ayı ücreti muaccel olmadan işverene ihtar çekerek ihalenin 31.08.2011 tarihinde sona ereceğini, kendisine yeni çalışma yeri gösterilmesini, aksi halde iş sözleşmesini haklı nedenle sona erdireceğini belirtmiştir. İşveren, iş bitiminde, işçiye iş bulmak zorunda değildir; yapılacak işin bitmesi sonucu iş ilişkisinin sona ermesi işveren feshi olarak değerlendirilir. İşçinin, işverene iş bitimi sonrası yeni işyeri göstermesini istemesi, aksi halde iş sözleşmesini feshetmesi de işçinin ...
(Şerh No: 15659 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 05-07-2014 15:54)

Türk Medeni Kanunun 2. maddesine göre herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Yani bir hak sahibi hakkını kullanırken ve borçlu borcunu öderken objektif iyi niyet kurallarına uymak, dürüst davranmak, başkalarını zarara uğratmamak zorundadır. Hak sahibi başkasına zarar vermek amacını taşımasa bile hareketi açıkça iyi niyet kurallarına aykırı ise ve başkasını zarara uğratıyor...
(Şerh No: 15658 - Ekleyen: Av.İsmail DUYGULU - Tarih : 05-07-2014 14:51)

Davacı, işe iade başvurusunda bulunup davalı işverence yasal süre içinde işe başlatılmaması üzerine 4 aylık boşta geçen süreye ilişkin ücret ile işe başlatmama tazminatı alacağını tahsil etmiş; temyize konu davada kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsilini istemiştir. İhbar öneli verilerek iş sözleşmesi feshedilen ve fesih bildirimine itiraz davası kabul edildiği halde işe başlatılmayan işçiye ihbar tazminatının ödenmesi gerekmez.
(Şerh No: 15657 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-07-2014 11:35)

İcra mahkemesi İİK.'nun 68. maddesi uyarınca yapacağı inceleme sonucu itirazın kaldırılması isteminin reddine ya da kabulüne karar verir. Görevsizlik kararı ise veremez.
(Şerh No: 15656 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-07-2014 20:53)

 Bilgi  [TüketiciK. 54] Fiyat Etiketi Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi: 28.06.2014 Resmi Gazete Sayı: 29044 FİYAT ETİKETİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; perakende olarak satışa sunulan mal ve hizmetlerin etiket, tarife ve fiyat listelerinin şekli, içeriği, kullanılması ile indirimli satışlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, tüketicilere sunulan mal ve hizmetlere ilişkin etiket, tarife ve fiyat listelerini kapsa...
(Şerh No: 15654 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-07-2014 16:03)

Özel ilişkiyi konuşup kayda alıp dinletmede aleniyet gerçekleşmediğinden haberleşmenin gizliliğini ihlal değil; özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşur.
(Şerh No: 15653 - Ekleyen: Tuğçe TUĞAL - Tarih : 03-07-2014 14:37)

Somut olayda sözleşmedeki artış oranının yasal TBK. 344/1.Maddesi (ÜFE) artış oranını geçtiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece yukarıda açıklanan esas ve ilkeler doğrultusunda 01.09.2012 tarihinde başlayan kira dönemi için kira artışı üretici fiyat endeksindeki "12 aylık ortalama" artış oranına göre belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 15652 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-07-2014 12:23)

5275 sayılı Yasanın 105/A maddesinin (7) no.lu fıkrasının (a) bendi ile son paragrafının birinci cümlesi iptal edilmiştir. (Karar 23.05.2014 tarih ve 29008 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.)
(Şerh No: 15643 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 03-07-2014 11:26)

 Bilgi  [KaçakçılıkK. 3] Maddede Yapılan Değişiklikler
Bu madde başlığı “Suçlar ve kabahatler “ iken, 28/3/2013 tarihli ve 6455 sayılı Kanunun 54 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 89 uncu maddesiyle, bu maddenin ikinci fıkrasında yer alan “sahte belge kullanmak suretiyle” ibaresi “aldatıcı işlem ve davranışlarla” şeklinde; “bir yıldan” ibaresi “iki yıldan” şeklinde; üçüncü fıkrasında yer alan “altı aydan iki yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiştir. 18/6/2014 ta...
(Şerh No: 15642 - Ekleyen: Serkan KARABACAK - Tarih : 03-07-2014 10:50)

Davalının davaya süresinde cevap vermemiş olması, delil bildirme ve savunmasını ispat etme hakkını ortadan kaldırmaz. Delil çekişmeli vakıalar için gösterilir (HMK. Md. 187/1).Taraflar arasındaki çekişmeli hususlar ise ön inceleme duruşmasında belirlenir (HMK. Md. 140/1). Tahkikat tespit edilen çekişmeli hususların çözümü için yürütülür. O halde davalıya tanıklarını göstermesi için süre verilmeli, gösterdiği takdirde, tanıkları savunması çerçevesinde dinlenmeli ve tüm deliller birlikte değerl...
(Şerh No: 15617 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 02-07-2014 22:07)

Delil, çekişmeli vakıaların ispatı için gösterileceğinden ön inceleme duruşması yapılmadan, tarafların üzerinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar belirlenmeden, tarafların tanık listesi vermeleri de beklenemez.
(Şerh No: 15626 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 17:48)

Davacı işçinin iş sözleşmesi 31.12.2005 tarihinde feshedilmiş ve süresi içinde feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadeye dair dava açılmıştır. Kesinleşen işe iade kararı üzerine davacı işçi usulüne uygun olarak işe başlama yönünde talepte bulunmuş, işverence süresi içinde işe başlatılmamıştır. Davacı işçi açmış olduğu bu davada ihbar tazminatı isteğinde bulunmuştur. İşe iade davası sonunda feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadeye karar verilmiş ve işçi yasal süresi içinde başvurmuş olm...
(Şerh No: 15625 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:50)

Davacı işçinin iş sözleşmesi, kendisine yapılan son uyarıdan 4 ay sonraki bildirimle kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca feshedilmiştir. Son uyarıdan sonraki 4 aylık süreçte, davacının aynı davranışlarda bulunduğu kanıtlanmadığı gibi bu davranışları nedeni ile fesihten önce savunması da alınmamıştır. Uyarı cezası verildikten sonra iş sözleşmesinin 4 ay geçtikten sonra savunması alınmadan feshedilmesi, 4857 sayılı iş Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca fe...
(Şerh No: 15624 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:50)

Mahkemece, davacının, süresinde işe başlatma talebini içerir başvurusu üzerine, işverenin işe başlatacağını ifade ettiği bildirimde 1 gün süre tanıması konusunda işverenin kötüniyetini kanıtlayamadığı gerekçesiyle işe başlamama tazminatı isteğinin reddi dosya içeriğine uygundur. Aynı sebeple boşta geçen süre ücreti talebinin de reddedilmesi gerekir.
(Şerh No: 15623 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:50)

Uzmanlık gerektiren işler alt işverene verildiğinden işyerinde istihdam fazlalığı oluşması, davalı işverence feshin son çare olması ilkesine aykırı davranıldığı konusunda somut bir belge ve bilgi bulunmaması ve davacının kısa bir eğitimle davalı işyerinde çalıştırılabileceği bir bölüm bulunmaması, davalı işverence yapılan feshin geçerli nedene dayandığını göstermektedir.
(Şerh No: 15622 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:50)

Ağır ve tehlikeli işler kategorisinde olan yeraltı işlerinin kuvvet, çeviklik ve dayanıklılık gerektirdiği açıktır. İşin niteliğine bağlı olarak olası iş kazalarının ortaya çıkaracağı yüksek maliyetler, verimlilik ve kârlılık gibi nedenlerle işverenin tüm işyeri ve işçiler açısından objektif olarak uyguladığı, belli bir yaşın üzerindeki işçileri çalıştırmaması işletme gereklerinden kaynaklanan geçerli fesih nedeni kabul edilmelidir.
(Şerh No: 15621 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:50)

5 yılı aşan kıdeme sahip işçinin gereksiz istifası hayatın olağan akışına aykırıdır. Ayrıca davacı işçi, istifa dilekçesinden sonra da fiilen çalışmış olmakla istifa dilekçesine hukuki değer yüklenemez. Davalı işverence haklı fesih savunmasında bulunulup, kanıtlanmadığı anlaşıldığından davacı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmelidir.
(Şerh No: 15620 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:50)

İşverenin fesih iradesi açık ve kesin olarak ortaya konmalıdır. Kullanılan ifade o kadar açık ve seçik olmalı ki, işçi açısından, iş sözleşmesinin sona erdirildiği açıkça anlaşılır olmalıdır. Fesih bildiriminde, sözleşmeyi sona erdirme iradesi yanında ayrıca, sona erme zamanı da yeteri kadar açık ve yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermeyecek şekilde ifade edilmiş olmalıdır.
(Şerh No: 15619 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:50)

Karar, feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığının mahkemece belirlenmesi yöntemine ilişkindir.
(Şerh No: 15618 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-07-2014 16:49)

Dava, işe iade istemidir. İşveren, işçinin iş sözleşmesini "yetersizliğiyle, işlerinde takındığı tavır ve davranışlarından kaynaklanan sebeplerle" feshettiğinden savunma alınması zorunludur ve işçi, yazılı ya da sözlü olarak savunma talep edilmediğini belirtmiştir. Savunma alınması zorunlu olduğundan işçinin savunma vermeyeceğine dair mahkemeye sunulan tutanak altında imzası bulunan kişi re'sen çağrılıp dinlenmeli, savunma isteminin işçiye tebliğ edilip edilmediği belirlenmeli; böylece feshin ...
(Şerh No: 15616 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2014 17:27)

Dosyadaki deliller, mevcut tutanaklar ve davacı işçi tanığının anlatımlarından; davacının üst üste iki gün işe gelmediği anlaşılmıştır. İspat yükü üzerinde olan davacı bu tarihlerdeki devamsızlığının haklı bir nedene dayandığını kanıtlayamamıştır. İş Kanunu m.25/II-g uyarınca izin almaksızın ve haklı bir nedene dayanmadan iki gün üst üste işe devamsızlık yapılması işverene haklı fesih imkânı tanımakta olup, işverence fesih bu nedene dayandırıldığından mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı talepleri...
(Şerh No: 15611 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 17:00)

Yapılan yargılama esnasında feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı noktasında işverenin 02,03,05/09/2011 tarihleri için tutmuş olduğu devamsızlık tutanaklarının zabıt mümzileri tanık olarak dinlenmemiştir. Mahkemece yapılması gereken, devamsızlık tutanakları altında imzası bulunan zabıt mümzilerini tanık olarak dinleyip beyanlarını aldıktan sonra oluşacak sonuca göre fesih işleminin haklı olup olmadığı ve davacının kıdem ihbar tazminatına hak kazanıp kazanamayacağı hususunda karar vermektir. Ma...
(Şerh No: 15615 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:55)

Mahkemece, davalı işveren tarafından davacının 11.10.2011- 12.10.2011 -13.10.2011 tarihleri arasında izinsiz ve mazeretsiz olarak mesaisine gelmediği gerekçesiyle iş akdini haklı olarak feshettiği kabul edilmiş ise de; davanın 17.10.2011 tarihinde açıldığı, davacının avukata verdiği vekaletname tarihinin 12.10.2011 olduğu dikkate alındığında iş akdinin 11.10.2011 tarihinde feshedildiği, işveren tarafından düzenlenen devamsızlık tutanaklarının da fesih sonrası dönemde düzenlendiği sonucuna ulaşıl...
(Şerh No: 15614 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:55)

Kanuni tanımdaki işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü işine devam etmemesi eyleminde olaydaki cumartesi ve pazartesi günleri arasına denk gelen hafta tatili gününün bulunması hukuki kesinti yaratmaz. Bu sebeple İş Kanununun 25/II-g maddesindeki işverenin haklı feshi nedeni tahakkuk etmiştir.
(Şerh No: 15613 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:54)

Davacı işçinin 18 ve 19 Mayıs 2010 tarihlerinde devamsızlık yaptığı sabit olup, izin aldığını veya haklı bir mazeretinin bulunduğunu da ispatlamış değildir. Bu durumda, işveren tarafından yapılan fesih haklı sebebe dayanmaktadır. Ayrıca işveren, fesih hakkını, altı iş günlük hak düşürücü süre içerisinde kullanmıştır. Davacı işçi, 19 Mayıs'ın resmi tatil olduğundan işe gitmek zorunluluğu olmadığını ileri sürmüş ise de; davacıya ait iş sözleşmesinin 10. maddesinde davacının bayram ve genel tatille...
(Şerh No: 15612 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:54)

Davacı işçinin, davalı şirkette şube müdürü olarak görev yaptığı; iş sözleşmesinin, alacaklısını kendi babası ve borçlusunu davalı işveren şirket göstererek senet düzenleyip işvereni hakkında icra takibi başlatılmasına sebep olarak hileli davranışları ile şirketi zarara uğratması gerekçesi ile feshedildiği; davacı işçi ve işçinin babası hakkında Gaziosmanpaşa Asliye Ceza Mahkemesi'ne hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanmaktan dava açıldığı ve davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Davacının kı...
(Şerh No: 15610 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:54)

Hizmet akdinin feshi tarihinden sonra tutulan devamsızlık tutanaklarına itibar edilemez. Ayrıca işyerinde 8 yıldan daha uzun bir süredir çalışan işçinin tazminat haklarını yok edecek şekilde, nedensiz yere işi terk etmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Hukuki sonuç doğurmayacak devamsızlık tutanaklarına dayanarak davacının kıdem ve ihbar tazminat taleplerinin reddi bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 15609 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:54)

Davacı işçinin izinsiz ve mazeretsiz olarak 14.4.2009 tarihinden itibaren 3 iş günü iş yerine gitmediği; noter tespiti, ihtarname ve tüm dosya içeriğiyle sabit olmakla; bu durumun işverene haklı fesih imkanı verdiği dikkate alınmaksızın, mahkemece kıdem ve ihbar tazminatlarının reddi gerekirken kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 15608 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:54)

Davalı işveren, iş sözleşmesini devamsızlık nedeniyle haklı olarak feshettiği savunmasında bulunmuş ise de; işveren tarafından işçiye işe gelmemesinin söylenmesinden sonra tutulan devamsızlık tutanaklarına itibar edilemeyeceğinden işverenin, akdi haksız feshettiğinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 15607 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 16:54)

İşyerinde müdür yardımcısı olarak çalışan ve ana kasadan sorumlu olup kasadan avans çekme yetkisi olmayan davacı, ihtiyacı nedeniyle kasadan bir miktar para aldığını, ücretini aldığında geri ödeyeceğini kendi savunması ile de doğrulamıştır. Davacının eylemi doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olduğundan kıdem, ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekir.
(Şerh No: 15605 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 01:41)

Davalı işveren tanığı 14.04.2007 tarihli tutanakta davacı işçiyi evi önünde depodan motorin çekerken yakaladığını belirtmiş, mahkemedeki beyanında da bu tutanağı doğrulamıştır. Davacı işçi ile koordinatör olan davalı tanığı arasında daha önce bir husumetin de olmadığı sabittir. Bu nedenle sözü edilen tanıklığın inandırıcı olduğu anlaşıldığından tutanağa, tanık beyanına değer verilerek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiş...
(Şerh No: 15606 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 01:37)

Davacı işçi, davacının ön muhasebe elemanı olarak çalışmaktadır. Davacı, aynı işyerinde plasiyer olarak çalışan işçinin müşterilerden tahsil ettiği paraların bir kısmını zimmetine geçirdiğini bildiği halde söz konusu paranın yerine konulması için bu kişiye müsamaha göstermiş ve durumu işverene bildirmemiştir. Davacı, savunmasında da bu hususu kabul etmiştir. Söz konusu eylem, işveren adına muhasebe işlemlerini idare eden kişi tarafından yapıldığından doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış niteli...
(Şerh No: 15604 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 01:37)

Davacı işçi, çalıştığı tenis kortunda üye olmayan misafirden aldığı ücret için fiş kesmemiş, aldığı ücreti kasaya koymamış, olay ortaya çıktıktan sonra alınan savunmasında da bu hususu doğrulamıştır. Dolayısıyla işverenin, iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayandığı kabul edilerek ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 15603 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 01:37)

İşçinin, işverene verdiği zararın otuz günlük ücretini aşması halinde işverenin fesih hakkı doğar. İşçinin, verdiği zararı derhal ödemiş ya da ödeyecek olması veya işverence zarar tutarının işçiden talep edilmemiş olması işverenin fesih hakkını ortadan kaldırmaz.
(Şerh No: 15602 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 01:37)

4857 S.K. m.25/II'ye dayalı derhal fesih hakkı, anılan Kanun m.26 uyarınca fesih nedeninin öğrenildiği tarihten itibaren altı işgünü içerisinde kullanılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta, davacının korumakla yükümlü olduğu ormanda yaptığı kulübenin fesihten en az bir ay önce yapılması ve bu durumun davalı işveren tarafından en az bir aydır bilinmesine rağmen işlem yapılmaması nedeniyle derhal fesih hakkının hak düşürücü süre geçtikten sonra kullanıldığı açıktır. O halde, gerek işverenin fesih bildi...
(Şerh No: 15601 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 01:37)

Davacı arsa sahibi, davalı yüklenici firma ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını; sözleşmeye konu taşınmazları yükleniciye tapuda devrettiğini; davalı yüklenicinin, çeşitli tarihlerde sözleşmeye konu arsa niteliğindeki taşınmazları diğer davalılara sattığını, satılan bu taşınmazlar üzerine davalı bankalar lehine ipotek tesis edildiğini; yüklenicinin halen inşaatlara dahi başlamadığını; diğer davalılar adına yapılan tescillerin yolsuz olduğunu ileri sürerek, yüklenici ile arasınd...
(Şerh No: 15600 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2014 00:09)

Zorunlu müdafilik görevini yerine getirmeyen Avukatın TCK m.257/2 maddesinde düzenlenen ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde yanılgılı değerlendirmeyle beraat hükmü kurulması, BOZMAYI gerektirmiştir.
(Şerh No: 15599 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 27-06-2014 17:47)

İLK AÇILAN NAFAKANIN ARTTIRILMASI DAVASI KESİNLEŞMEDEN İKİNCİ NAFAKANIN ARTTIRILMASI DAVASININ AÇILMASI Eldeki dava ile önceki davada nafakanın artırılması istemine konu edilen dönemler aynı olmayıp, iki dava arasında şartların değiştiğini kabule yeterli -bir yıldan fazla- süre de geçmiştir. Mahkeme her ne kadar red kararını, eldeki davanın, daha önce açılan nafakanın artırılması istemli dava nedeniyle verilen 11.04.2007 tarihli kararın kesinleşmesinden önce açıldığı, yeniden nafaka bağlanma...
(Şerh No: 15598 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-06-2014 13:40)

Her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilir. Önceki nafaka davasının kesinleşmemiş olması yeni dava açılmasına engel değildir. Nitekim iki dava arasında 1 yıl geçmiştir. Bu süre içinde tarafların sosyal ve ekonomik durumları değiştiği gibi, çocuğun yaşı ve ihtiyaçları da doğal olarak artmıştır. Mahkemece derdestlik koşullarının oluşmadığı, sonradan açılan bu davanın önceki nafakanın tezyidi davası olmasına göre, önceki davada verilen kararın kesinleşmesi beklenerek küçüğün yaşı...
(Şerh No: 15597 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-06-2014 13:10)

Boşanma davasında yoksulluk nafakası talebi ve bu konuda verilmiş bir hüküm yok ise de, davacı, önceden verilmiş olan tedbir nafakasının artırılmasını istemiştir. Boşanma davasının derdest olması, tedbir nafakasının artırılması talebine engel değildir. Mahkemece davacının talepleri ayrı ayrı değerlendirilerek esastan inceleme ve araştırma yapılıp ortaya çıkacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozm...
(Şerh No: 15596 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-06-2014 12:55)

Kadın önce açtığı tedbir nafakası davasındaki, "boşanırlarsa yoksulluk nafakası olarak devamına ilişkin" isteğini geri almamıştır. Bu durumda önce açılan tedbir nafakası davası ile birleştirilen karşılıklı açılan boşanma davalarının içinde davalı-davacı (kadın)'ın yoksulluk nafakası talebinin bulunduğu kabul edilmelidir. Ve Bu istek hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, bu talebin nazara alınmaması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 15595 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-06-2014 12:22)

TEDBİR NAFAKASI / İCRA TAKİBİ / BORÇLU AVUKATINA TEBLİGAT YAPILMASI GEREĞİ Derdest boşanma davası nedeni ile alacaklı, borçlunun bir vekil ile kendini temsil ettirdiğini öğrenmiş olup tebligatın vekile yapılması için icra dosyasında borçlu vekiline ait vekaletnamenin bulunmaması sonuca etkili değildir. Kaldı ki vekaletnamenin icra dosyasına ibraz edilmemesi, tebligatın vekile yapılması hususundaki yasal zorunluluğun artık ortadan kalktığı şeklinde yorumlanamaz.
(Şerh No: 15594 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-06-2014 11:41)

Davacılar vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle, 11.07.2005 tarihinde ilk bilirkişi raporundan sonra, yine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 27.07.2005 tarihli dilekçe ile talebini ıslah etmiş; aynı gün ve yargılama esnasında verdiği diğer dilekçelerde de açıkça fazlaya ilişkin haklarından vazgeçtiği veya talebini daralttığı yönünde bir beyanı olmamıştır. Bu durumda, davacılar vekilinin gerek 27.07.2005 tarihli ıslah dilekçesinde ve gerekse 11.07.200...
(Şerh No: 15593 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-06-2014 13:48)

Kural olarak tarafların herhangi bir süreye bağlı olmaksızın bilirkişi raporuna karşı itirazda bulunmak hakları vardır. Yasakoyucu sadece noksan ve müphem olan hususlar hakkında bilgi almak üzere tarafların bir hafta zarfında istemde bulunmalarını kabul etmiş, bunun dışında bilirkişi görüşüne karşı çıkılmasını engellememiştir.
(Şerh No: 15592 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-06-2014 13:48)

Gerçeğe ulaşma bakımından taraflar hüküm verilinceye kadar rapora itiraz haklarını kullanabilirler.
(Şerh No: 15591 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-06-2014 13:47)

TERKE DAYALI İHTAR ÇEKEN EŞ, İHTARDAN ÖNCEKİ KUSURLU DAVRANIŞLARI AFFETMİŞ SAYILIR. İhtar sonrası kadına kusur olarak atfedilebilecek bir davranış da ispat edilemediğinden tarafların eşit kusurlu sayılmaları yanlıştır.
(Şerh No: 15587 - Ekleyen: Av.Özlem AY BİLGİN - Tarih : 20-06-2014 09:57)

TMK madde 303/4'ün aynı maddenin ikinci fıkrasının iptal edilmesi nedeniyle çocuğun dava hakkı yönünden uygulanmasının anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne yapılan itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi bu fıkranın çocuk yönünden iptaline karar vermiştir.
(Şerh No: 15590 - Ekleyen: Özge YÜCEL - Tarih : 19-06-2014 14:17)

 Bilgi  [BK. 347] Yürürlük ve Uygulama
6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un Geçici 2. maddesi gereğince; 01/07/2012 tarihi itibarı ile, bu maddede belirtilen 10 yıllını doldurmuş kira sözleşmeleri için fesih hakkı 01.07.2014 tarihinden sonra,10 yılını doldurmamış ve fakat 5 yılını geçmiş sözleşmeler için ise 01.07.2017 tarihinden sonra kullanılabilecektir.
(Şerh No: 15589 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-06-2014 11:28)

Şartları bulunmadığı halde dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı durumda davacıya herhangi bir süre verilmeden hukuki yarar yokluğundan davanın reddi yoluna gidilmelidir. Çünkü alacağın belirlenebilmesi mümkün iken, böyle bir davanın açılmasına Kanun izin vermemiştir. Böyle bir durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar yokluğundan dava reddedilmelidir. ***Bunun yanında, şayet açılan davada asgari bir miktar gösterilmişse ve bunun alacağın bir bölümü olduğ...
(Şerh No: 15588 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-06-2014 21:30)

CMR Konvansiyonu'nun 21. maddesine göre, mal, alıcıya taşıyıcı tarafından taşıma anlaşmasına göre teslimdeki ödeme tutarı tahsil edilmeksizin teslim edilmiş ise, bu durumda taşıyıcı, göndericiye karşı, teslimdeki ödeme tutarını aşmayacak miktarda ve alıcıya karşı dava açma hakkını kaybetmeksizin tazminat ödemekle yükümlüdür. Somut olayda yükün, mal bedeli tahsil edilmeksizin alıcısına teslim edildiği sabittir. Alıcının malı kabul etmemiş olduğu veya gönderen davacının malın geri getirilmesi ...
(Şerh No: 15586 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-06-2014 17:33)

Dava, davacıya ait tekstil emtiasının davalı tarafça CMR Konvansiyonu kapsamında taşındığı, ancak gerekli vesaikin alıcı tarafa imzalatılmaması sebebiyle davacı satıcı tarafından mal bedelinin tahsil edilemediği iddiasına dayalı tazminat istemine dair olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalının ilgili vesaiki teslim hususunda kusurunun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. Mahkeme karar gerekçesinde davalının hangi eylem ve işlemleri sebebiyle kusurlu olduğu hususuna değinilmem...
(Şerh No: 15585 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-06-2014 17:33)

2577 sayılı Kanun m.28'de idari yargı kararının uygulanmaması durumunda gerçek kişiler hakkında da tazminat davası açılabileceği öngörüldüğünden davalıların, idari yargı kararının uygulanması yönünden yetki ve konumları gözetilerek sorumlu olup olmayacakları incelenmeli ve gerektiğinde idare aleyhine açılan dava nedeniyle tahsilde tekerrüre esas olmayacak şekilde hüküm vermek yoluna gidilmedir. P.S: İdari Yargılama Usul Kanunu m.28/4: "Mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince y...
(Şerh No: 15584 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-06-2014 10:59)

Davacı ile sigorta şirketi arasında akdedilen makine kırılması sigorta poliçesinde davacı kiracı sigorta ettiren ve dava dışı Finansal Kiralama A.Ş. de sigortalı olarak gösterilmiştir. Bu durumda sigorta sözleşmesinin üçüncü kişi yararına sigorta olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir. Esasen Finansal Kiralama A.Ş. ile davacı kiracı arasındaki sözleşme hükümleri de bu yönde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu durum karşısında sigortacıdan tazminat talep etme hakkı, lehine sigorta yapılan dava dışı Fina...
(Şerh No: 15583 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2014 17:40)

Eksik sigorta incelemesi, sigorta poliçesi genel ve özel koşulları da dikkate alınarak sigorta sözleşmesinin akdedildiği tarihe göre yapılmalıdır.
(Şerh No: 15582 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2014 17:40)

Finansal kiralama sözleşmesinin kiracısı, satıcı şirkete karşı dava açmıştır. Kural olarak, kiracı kendisine finansal kiralama şirketi tarafından yetki verilmeden böyle bir davayı açamaz. Finansal kiralama şirketinin malın ayıplı olmasından dolayı alacak ve dava hakkını kiracıya devretmesi ile, malın ayıplı olmasından dolayı kiracıyı temsilci tayin etmesinin hukuki sonuçları farklıdır. Finansal kiralama şirketi kiracıyı temsilci tayin etmişse kiracı ayıba karşı tekeffülle ilgili BK 202 vd. madde...
(Şerh No: 15581 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2014 17:40)

Dava, TARSİM Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü TARSİM A.Ş'ye aittir. Davacı, dava dilekçesinde davalıyı "Başak Groupama Sigorta A.Ş. Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigortaları Genel Müdürlüğü" olarak göstermiş; anılan poliçe dolayısıyla tazminat istediğini açıklamıştır. Bu durum karşısında, tarım sigortalarının niteliği, düzenlenen poliçe, dava dilekçesinin bir bütün olarak değerlendi...
(Şerh No: 15580 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2014 00:16)

 Bilgi  [TüketiciK. 56] Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik - Garanti Belgesi Yönetmeliği/Karşılaştırma
Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik (GBUEDY) - Garanti Belgesi Yönetmeliği (GBY) 1- “Kapsam” başlıklı 2. Madde: “tüketici işlemine konu olan” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır. (Bu ibare, Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği m.1’de yer almaktadır) 2- “Tanımlar” başlıklı 4. Madde: * Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak değiştirilmiş; * Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdü...
(Şerh No: 15579 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-06-2014 16:35)

 Bilgi  [TüketiciK. 58] Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi: 13.06.2014 Resmi Gazete Sayısı: 29029 SATIŞ SONRASI HİZMETLER YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; ekli listede yer alan malların kullanım ömürleri, azami tamir süreleri ile satış sonrası montaj, bakım ve onarım hizmetlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, üretici veya ithalatçıların satış sonrası montaj, bakım ve onarım hizmetler...
(Şerh No: 15576 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-06-2014 15:51)

 Bilgi  [TüketiciK. 56] Garanti Belgesi Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi: 13.06.2014 Resmi Gazete Sayısı: 29029 GARANTİ BELGESİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; garanti belgesi ile satılmak zorunda olan malları belirlemek ve garanti belgesine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, garanti belgesi ile satılmak zorunda olan ekli listede yer alan malları kapsar. Dayanak MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik, 7/11/201...
(Şerh No: 15577 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-06-2014 15:46)

 Bilgi  [TüketiciK. 55] Tanıtma ve Kullanma Kılavuzu Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi: 13.06.2014 Resmi Gazete Sayısı: 29029 TANITMA VE KULLANMA KILAVUZU YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; tüketicinin kullanımına sunulan malların tanıtım, kullanım, kurulum, bakım ve basit onarımına yönelik hazırlanan tanıtma ve kullanma kılavuzuna ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 6 ncı maddede belirtilen mallar hariç olmak üzere tü...
(Şerh No: 15578 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-06-2014 11:03)

Sigorta şirketi ile müteahhit arasındaki inşaat sigorta poliçesinde iş sahibi DSİ sigortalı, müteahhit davacı ise sigorta ettiren olarak gösterilmiştir. Bu durumda sigortadan tazminat talep hakkı, sigortalı durumda olan dava dışı DSİ Genel Müdürlüğü'ne aittir. Davacı müteahhidin aktif dava ehliyetine sahip olup olmadığı hususu açıklığa kavuşturulmak gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak işin esasına girilmesi doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 15575 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-06-2014 16:44)

Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Yeni Tapu Sicil Tüzüğünün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 17.8.2013 tarihinden sonra, davacının, mahkemeye müracaat etmeden, öncelikle ilgili tapu müdürlüğüne, Tüzüğün ilgili maddelerinde açıklanan prosedüre uygun şekilde başvurması, eğer bu talebinde istediği sonucu alamazsa daha sonra mahkemeye başvurması gerekmektedir. Hal böyle olunca, Tapu Sicil Tüzüğü gereğince davacının öncelikle tap...
(Şerh No: 15574 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-06-2014 11:36)

Davacı, 300 km'de iken aracının arızalandığını, serviste yapılan kontrolde motorun değişmesi gerektiğinin bildirildiğini, bunu kabul etmediğini ve aracın yenisi ile değiştirilmesini istediği halde motorun değiştirilerek kullanmaya zorlandığını ileri sürerek aracın ayıpsız yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir. Davacı, seçimlik hakkını aracın yenisi ile değiştirilmesi yönünde kullanarak bunu satıcıya bildirmiştir. Bu durumda aracın yenisi ile değiştirilmesi şartlarının dava...
(Şerh No: 15573 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-06-2014 10:21)

Davacı tüketici seçimlik hakkını tamir yönünde kullanmış ve hasar da tamamen giderilmiştir; bu durumda davacı artık sözleşmeden dönerek bedelin iadesini isteyemez.
(Şerh No: 15572 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-06-2014 10:21)

Satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifadeyle malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet veya bir emekte olabileceği gerek doktrinde gerekse yargısal uygulamalarda benimsenmiştir. Mirasbırakanın yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin mirastan mal kaçırma amaçlı olmadığı ve minnet duygularına dayalı olarak temlikin gerçekleştirildiği kabul edilerek davanın reddine karar v...
(Şerh No: 15566 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-06-2014 17:10)

Dava, davacının isim tashihi istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki isim tashihine ilişkin talepte Ağrı Sulh Hukuk Mahkemesi ve Ağrı Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi içtihadında, isim tashihi davalarının çekişmesiz yargı işlerinden olmadığı ve Hukuk muhakemeleri kanunu'na göre özel nitelikteki kanun olan Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun uygulanarak, isim tashihi davalarında Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, Yargıtay Hukuk G...
(Şerh No: 15571 - Ekleyen: Av.Arif Sadi KIŞLA - Tarih : 11-06-2014 13:47)

Mahkemece keşif yapılamadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Keşfin yapılması için gerekli ortamın sağlanamaması davanın açılmamış sayılması kararı verilebilecek sebeplerden değildir. Mahkemece; anılan konutların kapılarının açılamamasının davacının yetkisinde olan bir husus olmadığı da dikkate alınarak HMK m.288 vd. uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.
(Şerh No: 15570 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 11-06-2014 12:16)

Boşanma davası ile birlikte açılan aile konutu şerhi isteminin, boşanma kararının kesinleşme tarihi ile sınırlı olarak verilmesi gereği.
(Şerh No: 14202 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-06-2014 11:28)

Anayasa'nın 48. maddesi uyarınca herkes çalışma hürriyetine sahip olup davalının daha önce çalıştığı ilçede sözleşmenin sona ermesinden sonra 2 yıl süre ile mesleğini icra edememesi bir rekabet etmeme koşulu değil, kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olup, davalının ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan bu hüküm ve dolayısıyla da buna dayalı cezai şart koşulu da geçersizdir.
(Şerh No: 15569 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-06-2014 14:36)

Borca batık durumda olmadığı başlangıçta alınan bilirkişi raporuyla saptanan davacı şirketin, salt bunun aksini öngören kayyım raporuna dayanılarak ve yeniden bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın borca batık kabul edilmesi hukuken mümkün değildir.
(Şerh No: 15568 - Ekleyen: Ali Rıza ÖZALP - Tarih : 09-06-2014 17:03)

Mirasbırakanın mal kaçırma iradesi bulunsa idi davacıların hukuki konumları gözetilerek temlikin satış yoluyla değil, bağış şeklinde gerçekleştirilmesi gerekirdi. Böylesi bir durumda da, davacıların tenkis davası açma haklarının bulunmayacağında kuşku yoktur. Her ne kadar, bedeller arasında fark var ise de, bu husus başlı başına muvazaa olgusunun varlığını göstermez. Kaldı ki, tüm dosya kapsamından 25 yıl süreyle birlikte yaşadığı davalının murisine minnet duygularıyla yapılmış bir temlik olduğu...
(Şerh No: 15567 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-06-2014 13:42)

Davalı, miras bırakanın, diğer çocuklarına da maddi destekte bulunduğunu, davacılara taşınmaz temliki, para yardımı yaptığı savunmasında bulunmuş ancak mahkemece bu savunmalar yeterince araştırılmamış ve açıklığa kavuşturulmamıştır. Hal böyle olunca; miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden taşınır taşınmaz mallar ve hakların araştırılması, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgeler mercilerinden getirtilmesi, özellikle davacılar ve davalının annesinin tanıklığına başvurulması, va...
(Şerh No: 15565 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-06-2014 14:27)

Miras bırakan sağlığında hak dengesini gözeten kabul edilebilir ölçüde ve tüm mirasçıları kapsar biçimde bir paylaştırma yapmışsa mal kaçırmak kastından söz edilmeyeceğinden olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı da kuşkusuzdur.
(Şerh No: 15564 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-06-2014 14:20)

Murisin tüm mirasçılarına kazandırmalarda bulunduğu gözetildiğinde, miras bırakanın gerçek amacının mirasçılarından mal kaçırmak olmayıp mal varlığını mirasçıları arasında paylaştırmak olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan; bir kısım mirasçıların kabul beyanlarının, miras bırakanın temlik tarihindeki asıl amacını ve bu yönde gerçekleşen iradesini ortadan kaldırmayacağı da tartışmasızdır.
(Şerh No: 15563 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-06-2014 14:11)

Bononun "bedeli malen ahzolunmuştur" kaydını taşıması, teslim edilen mal karşılığında düzenlenmiş olduğuna karine teşkil eder. Karinenin aksini, yani malın kendisine teslim edilmediğini iddia eden alıcı, bu iddiasını usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir.
(Şerh No: 15562 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-06-2014 11:36)

Borçlunun adrese dayalı kayıt sisteminde kayıtlı adresinin bulunmaması halinde ipotek akit tablosunda yazılı adresine daha önce usulüne uygun tebligat yapılmamış olsa bile bu adrese Tebligat Kanunu'nun 35.maddesine göre tebligat yapılabilir.
(Şerh No: 15558 - Ekleyen: Av.Onur TUNGA - Tarih : 05-06-2014 09:12)

Davaya konu edilen taşınmazların mirasbırakanın tüm mal varlığını oluşturduğu görülmektedir. Öyle ise ölünceye kadar bakma akti iki taraflı ivazlı bir akit olduğundan bakım borcunun temini için bununla orantılı ve makul düzeyde bir temlik yapılmış olması gerekir.
(Şerh No: 15559 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 04-06-2014 14:23)

Davacı işçi, davalı işverenin muvazaalı işe girdi çıktı işlemleri yaptığını ve geçersiz sayılması gereken bu işlem nedeniyle doğan fark işçilik ücret ve tazminat haklarının ödenmediğini ileri sürerek, fark kıdem tazminatı, fark aylık ücret, fark ikramiye, fark fazla çalışma, fark yıllık izin ücreti, hiç ödenmeyen sosyal yardım alacakları ve fark sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava konusu edilen alacakların gerçekte belirli bir alacak olduğu...
(Şerh No: 15560 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-06-2014 16:02)

 Bilgi  [MK. 178] Gerekçe
Madde boşanma sebebiyle açılacak davaların, evliliğin boşanma nedeniyle son bulmasından itibaren bir yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğunu hükme bağlamaktadır. Bu hüküm sayesinde evliliğin boşanma nedeniyle son bulmasına rağmen eşlerin yıllar sonra maddî ya da manevî tazminat ya da ilk kez istenilen yoksulluk nafakası dolayısıyla karşı karşıya gelmeleri önlenmek istenmiştir. Bütün alacak istemleri gibi boşanmadan doğan tazminat ve yoksulluk nafakası istemlerinin de bir zamanaşımı süresinin ol...
(Şerh No: 15557 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 30-05-2014 16:22)

Davacı, davalı bankadan kullanmış olduğu kredi nedeniyle bankaya ödemiş olduğu dosya masrafı, kredi ekspertiz ücreti, erken ödeme cezası, ödeme planı değişikliği cezası ve ipotek fek ücreti ile sair masrafların nelerden ibaret olduğu, mahiyeti ve miktarının sorulduğunu, davalı bankanın herhangi bir cevap vermediğini, yaratılan muarazanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davacının, sureti kendisinde bulunan belgeleri yeniden bankadan talep ederek muaraza yaratması hukuken korunamayacağ...
(Şerh No: 15556 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-05-2014 13:31)

Taraflar arasında Ticari Kredi Sözleşmesi vardır. Bu sözleşme kapsamında Banka tarafından haksız tahsil edilen erken kapama dahil ücretlerin iadesinde uygulanması gereken Kanun 6098 sayılı TBK. ve 20.Maddesidir. Buna göre de; taraflar arasındaki sözleşme tip sözleşmeler olarak kabul görüp bu sözleşmede, davacı yan aleyhine konulan ve bilirkişi raporu ile tespit edilen Muhtelif masraflar, erken kapama komisyonu ücreti, ipotek fek ücreti yazılmamış sayılmalıdır. Dolayısıyla bu yazılmamış sayıla...
(Şerh No: 15555 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-05-2014 21:34)

Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda vasıflı ikrardan söz edilir ve bu ikrar bölünemez. Böylece vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa değil, vakıayı ileri süren tarafa aittir.
(Şerh No: 15554 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-05-2014 17:59)

Sigorta sözleşmelerinde kapsam dahiline alınmış olan riskler haricinde, kapsam dışı bırakılmış risklerin açıkça belirtilmesi gerekir. Aksi halde belirtilmemiş olan riskler teminat kapsamında sayılacaktır.
(Şerh No: 15553 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-05-2014 12:25)

2577 S.K. m.28 mucibince idarenin ihtiyati haciz ve haciz uygulamalarına ilişkin olarak ikame edilen davalarda, yürütmenin durdurulması kararı verilmişse bunun anlamı: ilgili mahkeme kararı kesinleşinceye kadar davalı idarece, 6183 S.K. un ilgili maddeleri uyarınca cebren tahsil ve takip yollarına gidilemez, taşınmaz satışa konu edilemez ve bu süreç zarfında tasarruf hakkı da korunur. Davalı idarenin taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczi ve/veya haczi kaldırması, ilgili mahkemenin bu yönde vereceğ...
(Şerh No: 8034 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-05-2014 11:41)

İflasın ertelenmesi talepli davalarda; nihai kararla İİK'nun 179/B Maddesindeki Tedbirlere Hükmedilmesi Gerekirse de Yargılama Aşamasında Dahi İstemle Varılması Amaçlanan Hedefin Elde Edilmesinin İmkansız Hale Geleceğinden Endişe Edilmesi Halinde Ara Karar Şeklinde Gerekli ve Yeterli Tedbirlerin Verilmesi mümkündür.
(Şerh No: 15543 - Ekleyen: Ali Rıza ÖZALP - Tarih : 27-05-2014 22:03)

İcra ve İflas Kanunu'nun 179/b maddesinin dördüncü fıkrasına göre erteleme ve uzatma süreleri toplam beş yılı geçemez. Beş yıllık sürenin başlangıcı olarak ilk ihtiyati tedbir kararının verildiği tarih esas alınmalıdır.
(Şerh No: 15552 - Ekleyen: Ali Rıza ÖZALP - Tarih : 27-05-2014 22:02)

Davacı, işyerindeki emtiayı davalı sigorta şirketlerine sigortalattığını, her iki poliçe primlerinin ödendiğini ve işyerinde çıkan yangın sonucunda oluşan hasarın tazminini talep etmiştir. Somut olayda, sigorta poliçelerinin tanzim tarihleri itibariyle davacının stoklarında ne kadar mal olduğu belirlenmemiş, buna bağlı olarak da çifte sigorta ya da kısmi sigorta olguları somut olarak saptanmamıştır. O halde mahkemece, davacı sigortalının defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi aracılığı i...
(Şerh No: 15551 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-05-2014 13:55)

Eksik sigortanın söz konusu olduğu hallerde, sigorta menfaat değerinin tamamen kaybında sigortacı, sigorta bedelini ödemek durumunda ise de; kısmi hasar veya kayıpta sigortacı, sigorta bedelinin sigorta ettirilen menfaat değerine olan oranı hesaplanmak suretiyle bu oranda indirim yapılarak ödemede bulunur. Eksik sigorta incelemesi, sigorta poliçesi genel ve özel koşulları da dikkate alınarak sigorta sözleşmesinin akdedildiği tarihe göre tespit edilmelidir.
(Şerh No: 15550 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-05-2014 13:55)

Davalı sigorta şirketi; taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin tam kâgir konutlar için geçerli olduğu belirtilmiş olmasına rağmen sigortalı konutun bu nitelikte olmadığını, sigortalının poliçe tanzimi sırasında beyan yükümlülüğüne uygun davranmaması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunmuş; davacı sigortalının kasıtlı olduğunu ileri sürmemiştir. Yangın Sigortası Genel Şartları m.C.2'ye göre sigortacının rizikonun gerçekleşmesinden sonra bu durumu öğrenmesi halinde ve sig...
(Şerh No: 15549 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-05-2014 13:54)

TTK m.1283'e göre mutabakat ile sigorta değeri belirlenmiş poliçeye dayalı tazminat talebinde sigortalının hasarın miktarına yönelik olarak herhangi bir belge ibraz zorunluluğu yok ise de; TTK m.1264 atfı ile sigorta sözleşmeleri hakkında da uygulanacak BK m.28'e göre diğer tarafın hilesi ile akit imzalayan taraf o akit ile ilzam olunamaz ve hata ve hilenin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde sözleşmeyi ifa etmeyeceğini diğer tarafa bildirmeyen taraf sözleşmeye olur vermiş sayılır.
(Şerh No: 15548 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-05-2014 13:53)

Davacı ile davalı sigorta şirketi arasındaki "kar ağırlığı klozunu" da kapsayan yangın sigorta poliçesinin düzenlendiği tarihte rizikonun gerçekleşmediği; daha öncesinde de kar yağışı olmakla beraber sigortalı mahallin daha sonra meydana gelen yağışlar sebebiyle aşırı kar yüklenmesi nedeniyle çöktüğü (rizikonun oluştuğu) sabit olmakla; sözleşmenin geçersizliğine dair TTK m.1279 düzenlemesinin olaya uygulanması mümkün değildir.
(Şerh No: 15547 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-05-2014 13:51)

Taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi sebebiyle tapu payının iadesi talebinde zamanaşımı feshe dair kararın kesinleşmesinden itibaren 5 yıldır.
(Şerh No: 15546 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-05-2014 17:45)

Kiracı, kiralananı, teslim aldığı şekilde kiralayana teslimle yükümlü olduğundan kiracının, kiraladığı binayı sigorta ettirmekte menfaati vardır ve somut olayda da kiracı, binayı kendi menfaatine sigorta ettirmiştir. Sigorta poliçesinde "sigortalı" olarak kiracı şirket gösterilmiştir ve başkası nam ve hesabına sigorta yaptırma durumu yoktur. Bu durumda davacı bina malikinin sigorta şirketinden tazminat talep hakkı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 15545 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-05-2014 13:56)

 Bilgi  [GelirVK. 103] Gelir Vergisi Madde:103 tarifeleri her yıl güncellenmektedir.
Gelir Vergisi Tarifesi | Gelir Vergisi Dilimleri Gelir Vergisi Tarifesi (Ücretliler) 2014 Takvim yılı (G.V.K. madde:103) Gelir Vergisi Tarifesi 11.000 TL'ye kadar 15% 27.000 TL’nin 11.000 TL’si için 1.650 TL, fazlası 20% 60.000 TL’nin 27.000 TL’si için 4.850 TL (ücret gelirlerinde 97.000 TL’nin 27.000 TL’si için 4.850 TL), fazlası 27% 60.000 TL’den fazlasının 60.000 TL’si için 13.760 TL (ücret gelirlerinde 97.000 TL’den fazlasının 97.000 TL’si için 23.750 TL), fazlası 35% 2013 Takvim ...
(Şerh No: 15544 - Ekleyen: Mesut GÜNDÜZ - Tarih : 25-05-2014 13:30)

Hiç bir araştırma yapılmadan "davacının göstereceği tanığın davacının talebine aykırı beyanda bulunmasının hayatın olağan akışına ters olup" tanık dinlenmesinin davayı uzatmaktan başka bir yarar sağlamayacağı belirtilerek tanık dinlenmeden kişinin dilediği ismi kullanmasının Anayasal bir hak olup kayden engeli de bulunmadığı gerekçesiyle davacının adının değiştirilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 15542 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-05-2014 20:21)

İçtihadın birleştirilmesine konu kararlara ilişkin maddi olaylarda; ihale kararlarına ilişkin damga vergileri, ihaleyi kazanan yüklenicilerin hak edişlerinden kesilip vergi dairesine yatırılmış; böylece yüklenicilerin aldıkları hak edişlerde damga vergisi kadar azalma meydana gelmiştir. Damga vergileri hak edişlerinden kesilen yükleniciler, söz konusu ihale kararlarının damga vergisine tabi olmayıp, muafiyet kapsamında sayılması gerektiğini iddia ederek, ortaya çıktığını öne sürdükleri hak ihlal...
(Şerh No: 15541 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-05-2014 16:25)

 Bilgi  [TK. 930] Gerekçesi
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 815 inci maddesinden dili güncelleştirilerek alınmıştır. Zamanaşımı konusunda, Kanunun 855 inci maddesi Alman hukukundan farklı bir düzenleme içerdiğinden, taşıma işleri yükleniciliği sözleşmesi bakımından da 25/06/1998 tarihli Alman Taşıma Hukuku Reform Kanunu uyarınca değiştirilen Alm. TK.'nın 930 uncu paragrafının yerine 6762 sayılı Kanunun hükmü alınmıştır. Maddenin ikinci fıkrası düzenlenirken, aynı kusur derecelerini düzenleyen Tasarının 855 inci maddesin...
(Şerh No: 15540 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-05-2014 15:50)

 Bilgi  [TK. 929] Gerekçesi
25/06/1998 tarihli Alman Taşıma Hukuku Reform Kanunu uyarınca değiştirilen Alm. TK.'nın 462 nci paragrafı, taşıma işleri yüklenicisinin yardımcı kişilerden doğan sorumluluğunu, aynı Kanunun 428 inci maddesinde taşıyıcının sorumluluğu bakımından kabul edilen hükümle aynı içerikte düzenlemiştir. Ancak, Tasarının 879 uncu maddesinde, taşıyıcının yardımcı kişilerden doğan sorumluluğu bakımından CMR'nin 3 üncü maddesindeki düzenlemenin aynen kabul edilmesi ilkesi benimsendiğinden, taşıma işleri yükle...
(Şerh No: 15539 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-05-2014 15:49)

 Bilgi  [TK. 928] Gerekçesi
25/06/1998 tarihli Alman Taşıma Hukuku Reform Kanunu uyarınca değiştirilen Alm. TK.'nın 461 inci paragrafından alınmıştır. Tasarının 917 nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki genel atfa uygun olarak, eşya yüklenicinin zilyetliğindeyken zarara uğramışsa, yüklenici, maddenin birinci fıkrası uyarınca taşıyıcıya ilişkin sorumluluk rejimine tâbi tutulmuştur. İkinci fıkrada ise, 918 inci maddede öngörülen edimlerin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hallerinde, yüklenicinin, tedbirli bir tacirin özeni ö...
(Şerh No: 15538 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-05-2014 15:49)

 Bilgi  [TK. 927] Gerekçesi
25/06/1998 tarihli Alman Taşıma Hukuku Reform Kanunu uyarınca değiştirilen Alm. TK.'nın 460 ıncı paragrafından alınmıştır. Uygulamada, yüklenicinin taşıma işini üzerine aldığı haller (Tasarının 926 ncı maddesi) ile bu maddede öngörülen toplama yük taşıma halleri sıklıkla bir arada ortaya çıkmaktadır. Ancak, hukuki açıdan, burada iki farklı varsayımın bulunduğu kabul edilmiştir. Bu nedenle, toplama yük ile ilgili kurala bu maddede ayrı bir hüküm olarak yer verilmiştir. Adalet Komisyonu Raporu'...
(Şerh No: 15537 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-05-2014 15:48)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,17685008 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.