Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

In the application of this Law; a) "Child" means a person who has not completed the age of eighteen, even though he or she become major in an earlier age; in this context, 1. "Child in need of protection" means a child whose physical, mental, moral, social and emotional development and personal security are in hazard and who has been neglected, exploited or been victim of a crime, 2. "Juvenile pushed to crime" means a child about whom has been made investigation or prosecution with the allegation that he or she performed an act which has been defined as an offence in the laws or a child about whom it has been decided to security measure because of an act performed by him or her, b) "Court" means juvenile courts and juvenile courts of heavy penalties, c) "Judge of juvenile" means a juvenile court judge who has rendered judicial decisions of measure to be applied about juveniles pushed to crime and the children who are in need of protection except those about whom prosecution have been initiated, d) "Institution" means the official or private institutions where the child who is within the scope of this law is cared and protected and the decisions of measure about him or her have been rendered are executed. E) "Social working official" means members of the profession who have been graduate of institutions which provide education in the fields of psychological counseling and guidance, psychology and social service.
(Şerh No: 16545 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2016 15:45)

This Law, includes the provisions related to the measures to be taken about the children who are in need of protection, procedures and principles of the security measures to be applied about juveniles pushed to crime and establishment, duties and powers of juvenile courts.
(Şerh No: 16544 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2016 14:53)

Purpose ARTICLE 1. The purpose of this Law is to regulate the procedures and principles concerning the protection of children who are in need of protection or who have been pushed to crime and securing their rights and well-being.
(Şerh No: 16543 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 23-11-2016 14:39)

Persons mentioned below shall be deemed settled in Turkey: 1. Those who have residence in Turkey (Residence shall mean, the places which are written in Article 19 and the following Articles of the Turkish Civil Code); 2. Those who have been dwelt continuously more than six months in Turkey within a calendar year (temporary leavings shall not interrupt period of dwelling in Turkey.)
(Şerh No: 16540 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 22-11-2016 15:31)

Real persons written in the following shall be subject to tax based on total amount of earnings and revenues gained in Turkey and abroad: 1. Those who have settled in Turkey; 2. (Paragraph which has been amended by Article 1 of the Law No.202) Turkish citizens who are dependent upon the governmental departments and institutions or organizations and enterprises which their headquarters have been in Turkey, and who are residing due to works of said departments, institutions, organizations and enterprises (Those from such persons who have been subject to income tax and the like in consequence of earnings and revenues that have been obtained by them in countries where they are located, shall not be subject to tax additionally on their earnings and revenues mentioned.)
(Şerh No: 16539 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 22-11-2016 15:29)

Real persons who have not settled in Turkey shall only be subject to tax on earnings and revenues which they acquired in Turkey.
(Şerh No: 16542 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 22-11-2016 15:25)

(As amended on January 7, 2003 - 4783/2 Art.) Earnings and revenues included in income are in the following; 1. Commercial earnings, 2. Agricultural earnings, 3. Wages, 4. Self-employment earnings, 5. Revenues of immovable properties, 6. Returns on stocks and bonds, 7. Other earnings and revenues. Unless any contrary provision provided by this Law, earnings and revenues listed above shall be considered with their real and pure amounts in determination of income.
(Şerh No: 16538 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 22-11-2016 15:16)

(As amended on January 7, 2003 - 4783/1 Art.) Incomes of real persons are subject to income tax. Income is pure amount of earnings and revenues acquired by a real person within a calendar year.
(Şerh No: 16537 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 22-11-2016 15:15)

Even though the following foreigners have stayed in the country more than six months, they shall not be considered as settled in Turkey: 1. Scholars and scientists, experts, officials, media and press correspondents and other people whose conditions are similar to them coming to Turkey for a specific and temporary duty or work or those come for the purpose of collection [of money] or treatment, resting or traveling; 2. Those who have been detained or who stayed in Turkey because of reasons beyond control such as detention, conviction or a disease.
(Şerh No: 16541 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 22-11-2016 15:13)

Yakıt gideri ortak giderlerdendir. Yöneticinin yöneticilik görevinin bir gereği olarak onunla sözleşme yapanlar, gerek yöneticiye gerekse kat maliklerine karşı dava açabilirler.
(Şerh No: 16536 - Ekleyen: Adnan Esad YESÜKAN - Tarih : 20-11-2016 20:12)

3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca verilen idari para cezalarında bu cezayla birlikte idari yargının görev alanına giren başka bir karar da tesis edildiyse (yıkma, mühürleme vs.) itirazlar için başvuru mercii Kahabatler Kanununa göre Sulh Ceza Mahkemeleri değil, İDARE Mahkemeleridir
(Şerh No: 16535 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 19-11-2016 13:07)

İmar Kanununu 42. maddede belirtilen para cezaları ancak Belediye Encümeni tarafından verilebilir. Belediye Başkanınca tesis edilen para cezası hukuka aykırıdır.
(Şerh No: 16534 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 19-11-2016 10:03)

Yapı kullanım izni (iskan) alınmış olması yapının ruhsata aykırılıktan doğan sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı gibi yıkıma da engel olmaz.
(Şerh No: 16533 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 19-11-2016 09:50)

Davaya konu icra takibine davalı/borçlu tarafından itiraz edilerek icra takibinin durması sağlanmış olduğundan ve mahkemece itirazın iptali yönünde bir karar verilmediği sürece icra müdürlüğünce bu dosya üzerinde alacaklı istemi yönünden bir işlem yapılamayacağından, icra takip tarihinden itibaren işleyecek faiz ve icra giderleri hakkında sonuç doğuracak şekilde itiraz konusunda yerel mahkemenin bir karar vermesi gereklidir. Bu nedenle de alacaklının, itirazın iptali davası açmakta hukuki yararı...
(Şerh No: 16532 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 13-11-2016 18:04)

Suç tarihinin 21.05.2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 08.06.2011 olduğu anlaşılmakla, dosyalardaki eylemin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin TCK 43. madde kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şek...
(Şerh No: 16531 - Ekleyen: Av.Reha ÖZTÜRK - Tarih : 09-11-2016 07:25)

Avukatlık Yasası'nın 59. maddesinde belirtilen iddianame, şüpheli hakkında yargılama yapılmasını sağlayacak nitelikte bir belge olmadığından, 5271 sayılı Yasa'nın 174/1-a maddesi gereğince iadesine de karar verilemeyecektir. Akıl hastası şüpheli hakkında kamu davası açılamayacağı yönünde bir düzenleme bulunmadığı gibi, yapılacak yargılama sonucunda suçu işlediği saptanan akıl hastası sanık hakkında güvenlik tedbirine hükmedileceğinden; anılan kararın verilebilmesi için suçun akıl hastası sanı...
(Şerh No: 16529 - Ekleyen: Av.Aslı AYDIN - Tarih : 08-11-2016 11:37)

Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun raporuna göre T.C.K.nın 32/1. maddesinin uygulanmasını gerektirir nitelikte akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeyerek C.M.K.nın 150/2. maddesine aykırı davranılması BOZMAYI GEREKTİRMİŞTİR.
(Şerh No: 16528 - Ekleyen: Av.Aslı AYDIN - Tarih : 08-11-2016 11:27)

 Bilgi  [VUK. 355 Mükerrer] RGT: 09.08.2016 RG NO: 29796 KANUN NO: 6728 sayılı kanun/21.Madde
VUK 355 maddeye göre bildirimlere kesilecek olan cezalar bildirim 3 gün içerisinde verilirse 1/10 oranında uygulanır. Ba-BS formaları ve kesin mizan bildirimleri buna örnektir. (Karar Tarihi : 08.08.2016) MADDE 21 – 213 sayılı Kanunun mükerrer 355 inci maddesinin; a) Başlığı "Bilgi vermekten çekinenler ile 256, 257, mükerrer 257 nci madde ve Gelir Vergisi Kanununun 98/A maddesi hükmüne uymayanlar için ceza:" şeklinde değiştirilmiştir. b) Birinci fıkrasında yer alan "mükerrer 257 n...
(Şerh No: 16527 - Ekleyen: Mesut GÜNDÜZ - Tarih : 03-11-2016 10:27)

Sanık hakkında aynı suçtan başka mahkemede de dava bulunması halinde iki dosya birleştirilmeli ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmalıdır
(Şerh No: 16526 - Ekleyen: Av.Hatun OLGUNER - Tarih : 01-11-2016 10:37)

"Davalının davaya süresinde cevap vermemiş olmasının delil bildirme ve savunmasını ispat etme hakkını ortadan kaldırmayacağı, davaya süresinde cevap verilmemesinin sonucunun, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamının inkar edilmesi olup süresinde davaya cevap vermeyen davalının, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145/1. maddesindeki hal dışında, davacıya kusur isnat edemez ise de, davacının iddiasını dayandırdığı vakıaların gerçekte meydana gelmediğine yönelik olarak ...
(Şerh No: 16525 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:27)

Süresinde cevap layihası verilmemesinin başlıca iki sonucu vardır. Bunlardan ilki, davanın esasına girilmesi durumudur. Örneğin, davalı artık ilk itirazda bulunamaz. İkincisi de onun ( davalının ) artık savunmayı genişletme yasağı içine girmiş olmasıdır. Eğer bu süre içersinde layiha verilmemiş olursa davalı, davayı inkar etmiş sayılır. Davanın inkarı, davalının, dava dilekçesinde dayandığı ( davanın temeli olan ) olguları inkar etmesi demektir. İşte bu nedenledir ki, davalı, inkarını haklı göst...
(Şerh No: 16524 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:06)

İşçilik alacakları davasında; zamanaşımı def`i,unutma veya benzeri nedenlerle, davanın başında ileri sürülmemiş olabilir.Daha sonra bu durumun farkına varılırsa, ıslah yoluyla ileri sürülebilmesi ge-rekir. Aynı zamanda silahların eşitliği ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak;davalının ıslah yolu ile savunmasını genişletebilmesinin mümkün olduğu so-nucuna varılmalı; dolayısıyla zamanaşımı definin sonradan ıslah yolu ile ilerisürülebileceği kabul edilmelidir.
(Şerh No: 16523 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:04)

Taraflar arasındaki alacak davasında, davalı vekili, davanın reddini istemiş, ıslah yolu ile zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. Dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, ıslah yolu ile zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmesi doğrudur.
(Şerh No: 16522 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 18:01)

Cevap dilekçesi vermemek suretiyle davayı inkar eden davalının, davayı inkara yönelik savunması, borcun mevcut olmadığına ilişkin bir savunmayı da kapsayacağından; davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklamak ve o yöndeki delillerini ikame etmek hakkının ortadan kalkmadığının ve temyiz aşamasında sunulan borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin (HUMK. Md. 202) kabulü zorunludur (Bu konudaki Yargıtay uygulamasına örnek olarak:...
(Şerh No: 16521 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 19-10-2016 17:52)

Süresinde cevap dilekçesi vermeyerek delillerini bildirmeyen davalı tarafın yasal süre geçtikten sonra delil bildirme talebinin reddinin gerektiğine ilişkin olarak verilen Yerel Mahkeme direnme kararı yerindedir.
(Şerh No: 16520 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 15-10-2016 23:59)

Somut olayda, davacı işçi boşta geçen süreye ait dört aylık ücret alacağı için işverenin ödeme yükümlülüğü doğmadan (borç muaccel olmadan) icra takibi başlatmıştır. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Erken başlatılan icra takibine yapılan itiraz haksız sayılamayacağından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmolunması hatalıdır. Karar DÜZELTİLEREK ONANMIŞTIR.
(Şerh No: 16510 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-10-2016 14:09)

Güvence Hesabı Yönetmeliği'nin “Hesaba Başvurulabilecek Haller” başlıklı 9. maddesinin 1/a bendine göre, sigortalının veya sigortayı yaptırmakla sorumlu olanın tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için Güvence Hesabına başvurulabilir.
(Şerh No: 16518 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 01-10-2016 15:59)

Boşanma kararı şikayete konu taşınmazlar açısından 4721 Sayılı TMK.'nun 705 maddesi anlamında bir tescil hükmü içermemekedir.Boşanan kocaya taşınmazları devretme konusunda borç yüklemektedir. Haciz tarihinde tapuya şerh verilmemiş hiç bir hak tapu kaydına güvenerek işlem yaptıran alacaklıya karşı ileri sürülemez.Şikayetçi takip dosyasında taraf olmadığı, tapu kaydına göre de taşınmaz üzerinde hak sahibi olmadığı için mahkemece şikayetin husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken y...
(Şerh No: 16517 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 23-09-2016 09:50)

 Bilgi  [BK. 584] İcra kefaletinde eş rızası şartı
Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesine göre evli kişilerin yaptıkları kefalet sözleşmesinin geçerliliği, eşin en geç sözleşmenin kurulma anında verdiği yazılı rızasına bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) aile hukukuna ilişkin getirdiği en önemli yeniliklerden biri, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nde karşılığı bulunmayan 193. maddede düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabili...
(Şerh No: 16516 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 23-09-2016 09:09)

Şeffaf koli bandı parçasının yapışkan iç yüzeyinde tespit edilen 1 adet parmak izinin sanığa ait olduğunun bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi karşısında, sanık hakkında atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, BOZMAYI gerektirmiştir.
(Şerh No: 16515 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 21-09-2016 15:41)

A joint stock corporation is managed and represented by the Board of Directors.
(Şerh No: 16513 - Çeviren: Av.Ece NALBANTOĞLU - Tarih : 10-09-2016 02:23)

Besides special provisions, articles in section four of TCC related to Joint Stock Companies shall be applicable for Joint Stock Companies bound by Special Laws.
(Şerh No: 16512 - Çeviren: Av.Ece NALBANTOĞLU - Tarih : 10-09-2016 02:06)

Hakkında dava açılmasına sebebiyet veren lehine vekalet ücretine hükmedilemez.
(Şerh No: 16509 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-09-2016 21:44)

Beraat eden sanık hakkında uygulanmış olan adli kontrol tedbiri sebebiyle oluşan zarar ile ilgili maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16508 - Ekleyen: Av.Ahmed EKMEN - Tarih : 20-08-2016 16:21)

Aile birliğinin sağlanmasında ortak bir soyadı kullanılmasının etkisi bulunmamaktadır. Evli kadınların aile birliği adına kocalarının soyadını taşımak zorunda bırakılmalarının -önüne kendi kızlık soyadlarını ekleyebilseler de- nesnel ve makul bir nedeni bulunmamaktadır. Aile birliğini ortak bir aile ismi aracılığıyla yansıtma amacı, cinsiyete dayalı farklı muamele için yeterli bir gerekçe oluşturmamaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 187. maddesi, Anayasa m.17 ve AİHS m.8, 14 ile çelişmektedir ve A...
(Şerh No: 16506 - Ekleyen: Stj.Av.Yakup Gökhan DOĞRAMACI - Tarih : 09-08-2016 16:52)

Avukat katibinin borçlulardan tahsil ettiği paraları avukata vermemesi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.
(Şerh No: 16505 - Ekleyen: Av.Hatun OLGUNER - Tarih : 09-08-2016 08:01)

Ziynet alacağı davasında ispat yükü kadına aittir.
(Şerh No: 16504 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 29-07-2016 07:19)

Kiralananın erken tahliyesi halinde kural olarak kiracı, kira süresinin sonuna kadarki kira bedelinden sorumlu olup kiralayanın da tahliye edilen taşınmazın yeniden kiraya verilmesi hususunda gayret göstererek zararın artmasını önlemesi için kendine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi gerekir. Bu halde davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira bedelinden ibarettir. Davalı kiracı, taşınmazın tahliye ed...
(Şerh No: 16502 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-07-2016 20:12)

İlam; basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkindir. Tarafların şahsı ya da ailevi yapılarına ilişkin hukuki durumlarında bir değişiklik yaratmayan, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkileyen ilamlar, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi kesinleşmeden icraya konulması mümkündür. Şikayetin reddine karar verilmelidir.
(Şerh No: 16500 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-07-2016 21:23)

Takibe dayanak ilamda, şahsın hukuku babında düzenlenen M.K'nun 24 vd. maddelerine göre kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminata hükmedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Aile ve kişiler hukukuna (M.K. 8-494 md.) dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez (H.U.M.K. 443/4 md.). Bu durumda Mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
(Şerh No: 16501 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-07-2016 21:21)

Nihai kararla verilen davalıya babasından intikal eden gayrimenkullerdeki taksim edilmemiş miras payı üzerine konulan ihtiyati tedbirin, kararda aksi belirtilmediğinden, "nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinin yasa gereği" (HMK. m. 397/2) olmasına göre, davalının bu yöne yöne yaptığı temyiz itirazı yersizdir.
(Şerh No: 16499 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-06-2016 17:24)

Dava devam ederken dava konusu alacağın ödenmesi, müdahaleye son verilmesi, taşınmaz mülkiyetinin davacıya geçirilmesi, paylı mülkiyet durumunun sona ermesi... vb gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. Davanın konusuz kalması halinde artık esas hakkında yargılama yapılmasına ve karar verilmesine gerek kalmaz. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulması gerekir.
(Şerh No: 16498 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 28-06-2016 17:14)

Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davada, hizmet tespiti isteminin yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı...
(Şerh No: 16496 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 23-06-2016 22:08)

Fazla mesai yaptığını ispat etmekle yükümlü olan davacının tanık dışında başkaca delili yoktur. Dinlettiği tanıkların ise davalıya karşı aynı veya benzer istemlerle açtıkları davaları bulunmaktadır. Bu itibarla, sırf davacı ile menfaat birliği içinde olan davacı tanık beyanlarına göre haftalık 26,5 saat fazla mesai yapıldığını kabul etmek mümkün değildir.
(Şerh No: 16497 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 23-06-2016 22:05)

Davacı taraf dava dilekçesinde delillerini bildirirken ticari defterler demek suretiyle davalının ticari defterlerine de dayanmıştır. Bilirkişi, sadece ibraz edilen davacı defterleri üzerinden değerlendirme yapmış olup, mahkemece ispatlanamadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, az önce de açıklandığı üzere, davalı tarafın da ticari defterlerine dayanıldığına göre, 6100 sayılı HMK'nın 220 ve 222. maddeleri değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru görülmediğinden k...
(Şerh No: 16495 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-06-2016 15:25)

(1) There shall be adjudicated to security precautions about legal entities specific to them which have been provided unjust benefit in favour of them by means of commission of the offenses defined in this section
(Şerh No: 16494 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 19-06-2016 21:47)

(1) In case of conviction of a crime in favour of a legal entity through participation of the organs or representatives of it subject to special law and operating under the permission granted by a public institution and by means of misuse of authorization conferred by this permission, there shall be decided to cancellation of this permission. (2) The provisions relating to confiscation are applied also about legal entities in commission of offenses committed in favour of them. (3) In cases where application of the provisions of subsections above may create heavier consequences with regard to the act committed, the judge may not adjudicate to such precautions. (4) The provisions of this article are applied for the cases defined additionally by the law.
(Şerh No: 16493 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 19-06-2016 21:40)

(1) Any person who lends money to another one for the purpose of gaining profit, is sentenced to imprisonment from two to five years and imposed punitive fine up to five thousand days.
(Şerh No: 16492 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 19-06-2016 16:56)

Suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmasına rağmen, Kavgayı hangi tarafın başlattığının belirlenememiş olması karşısında sanığın asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, BOZMAYI gerektirmiştir.
(Şerh No: 16491 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 15-06-2016 11:24)

Mahkemece de davanın istirdat davası olarak nitelendirmesine, davanın tüketici hakem heyeti kararının iptali için 15 gün içinde mahkemeye başvurulmaması nedeni ile değil, "somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 4077 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca dava konusu olaya ilişkin olarak verilen ve kesinleşmiş bulunan hakem heyeti kararının taraflar yönünden bağlayıcı olması karşısında bu karar uyarınca yapılan ödemenin istirdadının istenemeyeceği" gerekçesiyle reddedilmiş bulunmasına göre, Ya...
(Şerh No: 16490 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-06-2016 20:20)

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347/1.maddesi hükmüne göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminde en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşemeye son verebilir.
(Şerh No: 16460 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:00)

Mahkemece, TBK 347. maddesi uyarınca 10 yıllık uzama süresi dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/16113 esas sayıl icra dosyasında TBK 347.maddesi uyarınca tahliye istemli başlatılan icra takibinin iptaline, icra tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece "çatılı işyeri kiralarında İİK'nun 272.maddesi gereğince icra takibi başlatılıp, örnek 14 tahliye emri gönderilerek tahliye istenemeyeceği "gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar ve...
(Şerh No: 16489 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:59)

Somut olayda on yıllık uzama süresi 01.05.2010 tarihinde sona ermiş olup 01.07.2014 tarihinden sonra açılacak dava için 01.05.2014 döneminden 3 ay öncesine ait ihtarname gönderilmediği anlaşılmıştır. Öte yandan davacı yazılı kira sözleşmesine göre kiralayan olmayıp kiraya verenin vefatından sonra M ____ Z ____ ile birlikte elbirliği ile maliktir. Ancak maliklerin birlikte gönderdiği bir ihtarname de bulunmamaktadır. Mahkemece Türk Borçlar Kanunu 347. maddesi şartları oluşmadığından davanın reddi...
(Şerh No: 16488 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:54)

Davacının dayandığı 01.01.1987 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinden sonra akdedilen 01.01.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile taraflar arasındaki kiracılık ilişkisi yenilenmiştir.
(Şerh No: 16487 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:49)

01.01.1999 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözlşmesi uyarınca 02.07.2014 keşide, 07.07.2014 tebliğ tarihli ihtarname 01.01.2015-31.12.2015 dönemi için süresinde olduğundan ve 06.01.2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle tahliye isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16486 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:42)

Yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ile dosya arasına giren fotoğraf ve uydu çekimlerine göre kiralananın hakim vasfının arsa olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığın yukarıdaki açıklamalar uyarınca Türk Borçlar Kanunu genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. 1.9.2002 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi 01.09.2012 tarihinde süresiz hale gelmiştir. Kira sözleşmesi süresiz hale geldiğine göre tahliye için feshi ihbarda bulunulup bulunulmadığı araştırılarak sonucuna ...
(Şerh No: 16485 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:39)

Taraflar arasında imzalanan son sözleşmenin başlangıç tarihi 01.07.2008 olup sözleşme 2 yıl süreli olduğundan bu sözleşme itibariyle yasanın aradığı 10 yıl uzama süresi dolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16484 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:26)

TBK'nın yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinde henüz 10 yıllık kira süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece koşulları gerçekleşmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16483 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:21)

Dava konusu taşınmaz tapu kaydında "tarla" niteliğindedir. Yine taraflar arasında 15.07.2013 tarihinde akdedilen kira sözleşmesinde de, kiralananın cinsi "tarla" olarak belirtilmiştir. Dosya kapsamından kiralananın TBK'nun adi kiraya ilişkin hükümlerine mi ya da konut ve çatılı iş yeri kirası hükümlerine mi tabi olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılarak taşınmazın mevcut vasfı itibariyle TBK'nun konut ve çatılı işyeri kiraları genel hü...
(Şerh No: 16482 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:16)

Öncelikle keşif yapılmak suretiyle taşınmazın hakim unsuru da gözetilerek mevcut vasfı tespit edilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine yada genel hükümlerine tabi olup olmadığı belirlendikten sonra sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken
(Şerh No: 16465 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:12)

Davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibariyle Türk Borçlar Kanununun 347. maddesinin son cümlesinin henüz uygulanması olanağı bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16466 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:12)

Olayda, ihtarname tebligatı davalı şirket temsilcisinin orada bulunup bulunmadığı belirtilmeksizin yetkili kişi denilerek M ____ Y ____ imzasına tebliğ edilmiştir. Bu haliyle ihtarnamenin tebliğ işlemi yasada belirtilen usule uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın 01.07.2015 tarihinden sonra açılması gerekeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değilse de sonucu itibariyle karar redde ilişkin olduğundan onanmıştır.
(Şerh No: 16464 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:10)

Son uzama yılı dava açıldığı tarihe nazaran 01.01.20015 tarihinde sona ermiş olup bu tarihten en az üç ay önceden 01.04.2014, 07.07.2014, 16.09.2014 tarihinde yapılan feshi ihbarlar ve 19.01.2015 tarihinde açılan dava süresindedir. Durum böyle olduğu halde TBK'nUn Yürürlüğü ve Uygulama Şeklindeki Kanunun geçici 2.maddesine yanlış anlam vererek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 16467 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:10)

Kiralanan TBK.nun konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi olup, taraflar arasında imzalanan 01.01.2014 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine değer verilerek kira sözleşmesinin 01.01.2015 tarihinden itibaren kiracı tarafından sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunulmadıkça TBK.nun 347. maddesi uyarınca aynı koşullarla yıldan yıla yenilenerek ve bu şekildeki uzama süresinin on yıla ulaşması gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece yukarıda açıklanan koşullar ...
(Şerh No: 16468 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:09)

Somut olayda, 01/01/1999 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi uyarınca, 19/09/2014 keşide, 22/09/2014 tebliğ tarihli ihtarname, 01/01/2015-31/12/2015 dönemi için süresinde gönderilen bir ihtarname olduğundan ve 29/01/2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından, kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16469 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:09)

Mahkemece, TBK.nun 328 ve 329.maddeleri gereğince feshi ihbar sürelerine uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
(Şerh No: 16481 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:08)

Davanın 01/07/2017 tarihinden sonra açılması gerekmektedir.
(Şerh No: 16470 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:00)

Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01/01/2000 başlangıç tarihli olup 7 yıl sürelidir uzama süresi 01/01/2007 yılından itibaren başlatılması gerekir. Bu durumda uzayan dönem 01/01/2017 yılında sona ereceğinden ancak bu tarihten sonraki dönem için kiralananın süre bitimi nedeniyle tahliyesi istenebilir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
(Şerh No: 16480 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 18:59)

Somut olayda en son düzenlenen yazılı kira sözleşmesine göre on yıllık uzama süresi dolmamış olduğu halde, mahkemece taraflar arasındaki kira ilişkisinin süresi esas alınarak yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
(Şerh No: 16479 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 03-06-2016 21:07)

Tapuda lehine aile konutu şerhi verilen kişinin MESKENİYET nedeniyle haczin kaldırılmasını istemesi mümkün değildir.
(Şerh No: 16478 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-06-2016 16:42)

 Bilgi  [CMK. 64] ADLİ TIP KURUMU'NA BAŞVURMAK ZORUNLU MUDUR?
ADLİ TIP KURUMU'NA BAŞVURMAK ZORUNLU MUDUR? Av. İsmail DUYGULU Hem hukuk ve hem de ceza davalarında Adli Tıp Kurumu'na başvurulmak suretiyle rapor alındığı ve bu raporlar ile bağlı kalınarak hüküm kurulduğu bilinmektedir. Adil yargılanma, hukuki dinlenilme / savunma ve ispat hakkı kapsamında, Adli Tıp Kurumu nezdinde yapılan ve itiraza konu olan yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlara dayanılarak verilen hükümler hukuka aykırıdır. Bilindiği üzere Adli Tıp Kurumu yeterl...
(Şerh No: 16477 - Ekleyen: Av.İsmail DUYGULU - Tarih : 03-06-2016 13:24)

Bilimsel çalışmalarda, alkole toleransın kişiden kişiye değişeceği gibi aynı kişide de farklı zamanlarda reaksiyonlarda farklılık olabileceği, kişinin yaşı, kilosu, cinsiyeti, metobolizma hızı, açlık ve tokluk durumu gibi pek çok nedene bağlı olarak vücuttaki alkol oranının azalma hızının değişebileceği kabul edilmektedir
(Şerh No: 16475 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 02-06-2016 12:42)

5237 sayılı Yasanın 257. maddesinin birinci fıkrasında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle kişilerin mağduriyeti, kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız kazanç sağlaması ile oluşur. Görüldüğü gibi 765 sayılı Yasanın 230. maddesindeki suçun oluşumu için norma aykırı davranış yeterli iken; 5237 sayılı Yasanın 257. maddesindeki suçun oluşabilmesi için norma aykırı davranış yetmemekte; bu davr...
(Şerh No: 16474 - Ekleyen: Av.Öznur ÇINAR - Tarih : 02-06-2016 10:52)

İcra müdürlüğünce, tapu sicil müdürlüğüne haczin fekkedildiğine ilişkin bildirim yapılması üzerine eski tarihli hacizler kalkmış olup hukuk sistemimizde haczin ihyası şeklinde bir müessese bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16472 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 31-05-2016 15:58)

İİK.'nun 38. maddesi uyarınca ilam hükmünde olan icra kefalet işleminin, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.
(Şerh No: 16473 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 31-05-2016 15:52)

Davacı, davalının hiç bir maddi katkısının bulunmadığını ileri sürerek tedbir nafakasına hükmedilmesi talebinde bulunmuş; mahkemece zaruret hali iddiasının hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilince karar temyiz edilmiştir. Evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler olup; davacının belirli ve sürekli bir gelirinin olması,ona tedb...
(Şerh No: 16471 - Ekleyen: Av.Arzu DİRİCAN - Tarih : 21-05-2016 23:14)

Davacıların 18.04.2013 tanzim ve 25.04.2013 tebliğ tarihli ihtarnamesi sözleşmenin sonu olan 01.07.2014 tarihine göre üç ay önce tebliğ edilmediğinden hukuki sonuç doğurmaz.
(Şerh No: 16463 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 18-05-2016 20:52)

Limitation periods prescribed in the laws which set forth commercial provisions, may not be changed by agreement unless provided otherwise by the Law.
(Şerh No: 16462 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 17-05-2016 22:57)

Tahkikat, ön incelemede saptanan çekişmeli hususlar üzerinden yürütüleceğine (HMK m. 140/3) göre, bu tespit yapılmadan tarafların herhangi bir delile dayanmaları ve dayandıkları delilleri sunmaları beklenemez. Bu nedenle davalı-davacı (kadın)'ın, mahkemece uyuşmazlık konularının tespitinden sonra verilen süre içinde bildirdiği tanıkları, ikinci tanık listesi sayılamaz.
(Şerh No: 16461 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-05-2016 21:59)

Dava, keşideci(davacı) tarafından avans olarak verilen ve lehtar (davalı) tarafından ciro yoluyla diğer davalı faktoring şirketlerine devredilen çekler hakkındaki menfi tespit istemine ilişkindir. Çeklerin davacı keşideci tarafından, davalı lehtara avans olarak verildiği noktasında duraksama olmadığından, davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Diğer davalılar faktoring şirketleri hakkındaki davaya gelince, faktoring sözleşmesinin niteliği gereği...
(Şerh No: 16458 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-05-2016 20:27)

Mahkemece, öncelikle kiralanan yerin ( park içindeki kafeterya ) nitelik ve vasfının araştırılarak ( gerektiğinde yerinde keşif yapılarak ) ile TBK'nın taşınır kirası hükümlerine mi yoksa çatılı işyeri hükümlerine tabi bir yer olup olmadığının tespiti, daha sonra hasıl olacak sonuca göre davalının kira süresi dolmadan akdi feshinin haklı olup olmadığı belirlenmesi, feshin haklı olduğu kanaatine varılır ise davacının tazminat istemi ile ilgili bir hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hük...
(Şerh No: 16459 - Ekleyen: Av.Rıdvan ERGÜN - Tarih : 09-05-2016 20:19)

İhale konusu taşınmazlar dışında emsal dairenin belirlenen değerin üzerinden satışa sunulması ihalenin feshini gerektirir
(Şerh No: 16457 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 29-04-2016 21:05)

Kadastro tespitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla kadastro tespiti zilyetliğe dayalı iktisaba engel değildir.
(Şerh No: 16455 - Ekleyen: Av.Seyhan ŞAHİN - Tarih : 08-04-2016 23:02)

Yetkili icra dairesince borçluya yeni ödeme emri tebliğ edilmedikçe ve ödeme emrinde belirtilen ( 10 ) günlük ödeme süresi geçmedikçe alacaklı tarafça haciz istenemeceği gibi, bu koşullar oluşmadan önce konulan hacizler de geçersizdir. Öte yandan icra mahkemesi kararlarının infaz edilebilmesi için kesinleşmelerini zorunlu kılan yasal bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda yetki itirazının kabulüne karar verilmesi halinde yetkisiz icra dairesince konulan hacizler de hükümsüz kalacağından ka...
(Şerh No: 16452 - Ekleyen: Stj.Av.Mustafa TAŞKIN - Tarih : 03-04-2016 18:20)

Kural olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları konuları ile sınırlı, gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcıdır. Görüleceği üzere butlan sonucunu doğurarak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açı...
(Şerh No: 16453 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 31-03-2016 20:07)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, yasa gereği vekalet ücretine hükmedilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi değiştikten sonra hükmün açıklanması gerekmişse, bu tarihte yürürlükte bulunan tarifedeki miktardan, ilk kararla verilen miktar mahsup edildikten sonra aradaki farka hükmedilecektir. Aksi halde sanığa, bir davada iki kez vekalet ücreti yüklenmiş olunacaktır.
(Şerh No: 16454 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 31-03-2016 14:13)

Tebligat Kanunu'nun 17. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddelerine göre; bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Bu durumda, muhatabın o yerde geçici olarak bulunmadığı hususu tespit edilerek, tebligat mazbatasına şerh verilmelidir. Şerh gereğinin yerine getirilmemesi ise tebligatı usulsüz kılar.
(Şerh No: 16451 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 25-03-2016 23:57)

İcra takibi borçlularından her birinin kıymet taktiri yapılan malın maliki olması aranmaksızın kıymet taktirine itiraz HAKKI VARDIR.
(Şerh No: 16450 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 24-03-2016 16:40)

 Bilgi  [HMK. 20] HUMK Karşılık Madde 27
Selahiyet Madde 27 - Mahkeme vazifedar veya salahiyettar olmadığından dolayı dava arzuhalinin reddine karar verdiği takdirde arzuhali ve dava dosyasını ait olduğu mahkemeye gönderir ve yeniden harç alınmaz.
(Şerh No: 16449 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-03-2016 13:35)

 Bilgi  [HMK. 20] HUMK Karşılık Madde 193
İtirazatı İptidaiye Madde 193 - (DEĞİŞİK MADDE RGT: 18.07.1981 RG NO: 17404 KANUN NO: 2494/15) Davacı, iptaline karar verilen dilekçenin yerine yeni bir dilekçe düzenleyip vermek zorundadır. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. (DEĞİŞİK FIKRA RGT: 07.10.2004 RG NO: 25606 KANUN NO: 5236/13) (YÜR. TAR.: 01.06.2005) Her iki halde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yen...
(Şerh No: 16448 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-03-2016 13:34)

Yoksulluk nafakasının arttırılması davasında verilecek karar gözetilirken nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında arttırılmalı böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
(Şerh No: 16447 - Ekleyen: Av.Mehmet GÜMÜŞ - Tarih : 08-03-2016 11:20)

Borcun tamamının tehir-i icra kararı getirmek üzere teminat amaçlı olarak depo edilmesi halinde hacizlerin kaldırılması gerekir
(Şerh No: 16446 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 07-03-2016 14:59)

Aynı taşınmaz üzerine birden fazla haciz konulmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Taşınmazın üzerinde haciz varken, alacaklının talebi üzerine yeniden haciz konulması, önceki hacizden vazgeçildiği anlamına gelmez.
(Şerh No: 16444 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 04-03-2016 10:28)

Adres bilgilerine erişimin hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği
(Şerh No: 16445 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 04-03-2016 10:22)

Bozma sonrasında yapılan yargılamada davacının 27.06.2012 tarihinde öldüğü nazara alınarak faraziyenin ortadan kalkmasıyla bilirkişiden davacının ölüm tarihi baz alınarak gerçek zararın hesaplanması için ek rapor alınması sonucunda göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 16442 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 01-03-2016 10:23)

Taşınmaz satışlarında ilan tarihi ile satış tarihi arasında bir aylık süre bulunmalıdır. Bir ay önceki gün yapılan ilan ile bir ay sonraki satış gününün aynı olması halinde bir aylık dolmamıştır.
(Şerh No: 16443 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 01-03-2016 10:13)

Koca tarafından Medeni Kanunun 166/son maddesine dayalı olarak 3.11.2003'te açılan dava, 5.4.2004'te feragat sebebiyle reddedilmiş, koca yeniden 23.02.2005 tarihinde, 17.11.1998'de reddedilen davayı esas alarak boşanma isteğinde bulunmuştur. Oysa 5.4.2004'teki feragatla 17.11.1998 gün 1998/348 sayılı dava ile doğan haklardan vazgeçilmiştir (Feragat edilmiştir). 5.4.2004 tarihinden itibaren yasanın aradığı üç yıllık fiili ayrılık süresi de dolmamıştır. Mahkemece davanın reddi gerekirken yazılı şe...
(Şerh No: 12413 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 20:13)

Feragat kendiliğinden bu iradenin mahkemeye ulaştığı ve açıklandığı tarihte kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurur (HUMK m. 95). Feragat üzerine verilen kararın şeklen kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur.
(Şerh No: 16440 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 16:28)

Davalının davacı ile ikinci kez evlenmesi ve anlaşmalı olarak boşanması ilk boşanma kararında hükmedilen alacaklarla ilgili davacıyı ibra ettiğini göstermez.
(Şerh No: 16439 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 09:08)

Feragat ve kabul, kesin hükmün hukuki neticelerini hasıl eder (HUMK. md.95). Feragat beyan tarihinde hukuki sonucunu doğurur (H.G.K. 1991/2-550630, 2H.D. 5235/1993). Feragat üzerine verilen kararın taraflara tebliği suretiyle şekli kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur.
(Şerh No: 16438 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 08:49)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,06178808 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.