Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas: 2008/9-386 Karar: 2008/388 İçtihat

Üyemizin Özeti
Davacı işçi fesih tarihi itibariyle ibraname imzalamış ancak, her ne kadar bu gün itibariyle kıdem, ihbar ve izin ücreti bordrosu düzenlenmiş ve ibraname ile de bu alacakların ödendiği belirtilmişse de; banka kayıtlarına göre bu paraların daha sonraki bir tarihte bankaya yatırıldığı anlaşılmaktadır.

Davalı işveren savunmasında fazla çalışmanın bulunmadığını bildirmesine karşılık, düzenlenen ibranamede fazla çalışma ücretinin ödendiğinin belirtilmesi, ayrıca ibranamede işçinin, iş aktinin feshi tarihi itibariyle tüm haklarını aldığını beyan etmesine rağmen ödemenin daha sonraki bir tarihte yapılmış olması sebebi ile ibraname ile savunma arasında çelişki meydana geldiği ve davacı işçinin anılan alacaklarını alabilmek için mezkur ibranameyi imzalamak zorunda bırakıldığı sonucuna varılmıştır; bu sebeple sözü geçen ibraname geçersizdir.
(Karar Tarihi : 14.05.2008)
"Taraflar arasındaki "işçilik alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6. İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.02.2007 tarih ve 2004/1044 E. 2007/85 K. sayılı kararın tetkiki davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 11.06.2007 tarih ve 19708-18571 s. ilamı ile;

(...Akdin feshini müteakip düzenlendiği anlaşılan ve altındaki imza davacı tarafından kabul edilen, hata ve ikrah ile alındığı kanıtlanamayan ibranamede davacı fazla mesai alacağını aldığını ve işvereni ibra ettiğini bildirdiğinden, ibranamede ihtirazi kayıt bulunmadığından, ibraname nedeni ile anılan alacak isteğinin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, işçilik alacakları istemine ilişkindir.

Davacı, İnterbank'ta çalışmakta iken, bankaya TMSF tarafından el konulmasını müteakip, önce bankanın Etibank AŞ. ile birleştirildiğini, arkasından Etibank'ın da yönetim ve denetiminin TMSF'ye devredilmesi üzerine bankanın, Birleşik Fon Bankası AŞ'nin idaresine geçtiğini, bu devir dönemlerinde çok uzun sürelerde çalışmalar yapıldığını, iş aktinin işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, fazlaya ait haklarını saklı tutarak fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, davacının iş aktinin ekonomik gerekçelerle zorunlu olarak, dolayısıyla haklı sebeplerle feshedildiğini, davacının fazla mesai alacak hakkının bulunmadığını, kaldı ki dava konusu fazla çalışma ücreti alacağı sebebi ile davacı işçinin kendilerini ibra ettiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini cevaben bildirmiştir.

Dosya kapsamına göre; davacı işçinin davalıya ilişkin işyerinde çalıştığı, davacının iş aktinin davalı işverence feshedildiği ve davacı işçinin fesih tarihi itibariyle ibraname imzaladığı ancak, her ne kadar bu gün itibariyle kıdem, ihbar ve izin ücreti bordrosu düzenlenmiş ve ibraname ile de bu alacakların ödendiği belirtilmişse de, banka kayıtlarına göre bu paraların daha sonraki bir tarihte bankaya yatırıldığı anlaşılmaktadır.

Sözü edilen ibranamede; "fazla çalışmaların karşılığı olan ücretinin ödendiği ve bir alacağının kalmadığı" ifade edilmektedir. Davalı işveren savunmasında fazla çalışmanın bulunmadığını bildirmesine karşılık, düzenlenen ibranamede fazla çalışma ücretinin ödendiğinin belirtilmesi, ayrıca ibranamede işçinin, iş aktinin feshi tarihi itibarıyla tüm haklarını aldığını beyan etmesine rağmen ödemenin daha sonraki bir tarihte yapılmış olması sebebi ile ibraname ile savunma arasında çelişki meydana geldiği ve davacı işçinin anılan alacaklarını alabilmek için mezkur ibranameyi imzalamak zorunda bırakıldığı sonucuna varılmaktadır.

Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun, 15.05.2002 tarih ve 2002/9-418 E, 2002/392 K; 12.04.2006 tarih ve 2006/9-192 E, 2006/156 K; 19.09.2007 tarih ve 2007/9-645 E, 2007/596 K. s. ilamlarında da aynen benimsenmiştir.

Hal böyle olunca, sözü edilen ibranamenin geçersiz olduğu yönündeki direnme hükmü yerinde ise de; hükmedilen işçilik alacaklarının miktarına ait davalı vekilinin temyiz itirazlarının tetkiki için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.

KARAR : Yukarda açıklanan sebeplerden dolayı hükmedilen işçilik alacaklarının miktarına yönelik temyiz itirazlarının tetkiki için dosyanın Yargıtay 9. Hukuk Dairesine Gönderilmesine, 14.05.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi."
İlgili Mevzuat Hükmü : İş Kanunu MADDE 18 :FESHİN GEÇERLİ SEBEBE DAYANDIRILMASI

Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 6552 - 10.9.2014 / m.2) “Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.”

       Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.

       Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:

       a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.

       b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.

       c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak. (1)

       d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.

       e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.

       f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.

       İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

       İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.

Dipnot 1: 18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle; bu bentte yer alan“Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yükümlülüklerini yerine getirmek” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Gökhan TAZEGÜL
Hukukçu
Şerh Son Güncelleme: 16-12-2010

THS Sunucusu bu sayfayı 0,02113104 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.