Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

YARGITAY 14.HD. 2007/2003 E.-2007/3315 K. İçtihat

Üyemizin Özeti
Ayırtım gücü MK. 13. maddesinde tarif edilmiş, bu tarif içinde de ayırtım gücünü ortadan kaldırılan nedenlerden bazılarına değinilmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin dava da; temyiz dilekçesine eklenerek sunulmuş olsa dahi, vaad borçlusunun Alzheimer Hastası olduğuna ilşkin rapor sunulması halinde, vaad borçlusu davalının, bu durumundan ötürü sözleşmenin kendisini bağlayıp bağlamayacağı hususu üzerinde durulması bir zorunluluk olup, tarafların gösterecekleri tüm delilleri toplamak, bildirilirse tanıklardan davalının durumunu saptamak, varsa davalıya ait doktor raporları, hasta müşahade kağıtları, film ve grafileri ait olan yerden getirterek, sözleşme yapma ehliyetinin tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden uzman hekimden, gerek görülürse de adli tıp kurumundan rapor almak, davalının ayırtım gücü olup olmadığı incelendikten sonra çekişmenin esası hakkında hüküm kurmak gerekmektedir.
(Karar Tarihi : 27.03.2007)
YARGITAY İLAMI

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.10.2006 gününde verilen dilekçe ile gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı adına vasi adayı Serdar Okumuş tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı vasi adayı temyiz etmiştir.

Biçimine uygun düzenlenen 23.06.2006 günlü sözleşmenin tarafları davacı vaad alacaklısı ile vaad borçlusu taşınmaz malikidir.

Temyiz dilekçesine eklenerek sunulmuş olsa dahi vaad borçlusunun Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinden verilme 8.03.2006 tarihli heyet raporuna göre Alzheimer Hastası olduğu anlaşılmaktadır. O nedenle kendisine vasi tayini için dava açıldığı, Ordu Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/1596 sayısında derdest olduğu da görülmektedir. İstemin dayanağını oluşturan 23.06.2006 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesi davalı hakkındaki Gazi Üniversitesi tarafından verilen 8.03.2006 günlü rapordan sonra düzenlenmiştir. Hal böyle olunca; davalının sözleşme yapma ehliyeti bulunup bulunmadığı hususu üzerinde durulmalıdır.

Davranışlarının eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirme ve ayırt edebilme kudretinde bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç altına girme ehliyetinin varlığından söz edilemez. Ayırtım gücü Türk Medeni Kanununun 13. maddesinde "yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksunluk…" olarak tarif edilmiş, bu tarif içinde de ayırtım gücünü ortadan kaldırılan nedenlerden bazılarına değinilmiştir.

Türk Medeni Kanununun 15. maddesinde ise kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayanların fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu gibi durumlarda karşı tarafın iyi niyetli olmasının veya olmamasının bir önemi yoktur. Görülüyor ki; Medeni Kanun koyduğu hükümlerle ayırtım gücünün önemine değinmiş, şahıs ve mal varlığı hukuku açısından doğurduğu sonuçların büyük önem taşıdığını vurgulamıştır.

Bütün bu anlatılanların sonucuna göre eldeki davada öncelikle sözleşmenin vaad borçlusu olan davalının ayırtım gücü olup olmadığının, başka bir anlatımla, bu durumundan ötürü sözleşmenin kendisini bağlayıp bağlamayacağı hususunun üzerinde durulması bir zorunluluktur.

Mahkemece yapılması gereken iş, açıldığı bildirilen vasi tayinine ilişkin dava akıbetini mahkemesinden sormak, hükme bağlanmışsa davalıyı tayin edilecek vasi temsil edeceğinden davayı ona bildirmek, bundan sonra da tarafların gösterecekleri tüm delilleri toplamak, bildirilirse tanıklardan davalının durumunu saptamak, varsa davalıya ait doktor raporları, hasta müşahade kağıtları, film ve grafileri ait olan yerden getirterek, sözleşme yapma ehliyetinin tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden uzman hekimden, gerek görülürse de adli tıp kurumundan rapor almak, davalının ayırtım gücü olup olmadığı incelendikten sonra çekişmenin esası hakkında bir hüküm kurmak olmalıdır.

Bütün bu yönlerin göz ardı edilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.

KARAR : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : Türk Medeni Kanunu MADDE 13 :Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.

Gerekçesi için Bkz.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Mehmet KARAUSTA
Hukukçu
Şerh Son Güncelleme: 02-08-2010

THS Sunucusu bu sayfayı 0,01805496 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.