Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

4857 S.lı İş Kanunu MADDE 18
FESHİN GEÇERLİ SEBEBE DAYANDIRILMASI

Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. (Ek cümle: 6552 - 10.9.2014 / m.2) “Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.”

       Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.

       Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:

       a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.

       b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.

       c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip veya yükümlülüklerini yerine getirmek için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak. (1)

       d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.

       e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.

       f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.

       İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

       İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.

Dipnot 1: 18/2/2009 tarihli ve 5838 sayılı Kanunun 32 nci maddesiyle; bu bentte yer alan“Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya yükümlülüklerini yerine getirmek” ibaresi eklenmiş ve metne işlenmiştir.

İşK. MADDE 18 Ek Bilgi/Yorum

Üyemizin Notu: İşçinin iş güvencesi kapsamında olabilmesi için gereken koşullardan biri de "işveren vekili" olmamasıdır.

İşveren vekili ise Yasanın 2. maddesinde tanımlanmıştır. Ancak yasa koyucu her işveren vekilini iş güvencesi kapsamında tutmuş değildir. Her işveren vekili değil sadece üç gruptaki işveren vekili iş güvencesi kapsamı dışındadır:

BİR... İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili
İKİ... İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili yardımcısı
ÜÇ... İşyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili

Bu üç gruptaki işveren vekilleri arasındaki uygulama probleminin en büyüğü işe alma ve işten çıkarma yetkisi bakımından yaşanmaktadır. Uygulayıcıların neredeyse çoğu "işveren vekilinin iş güvencesi kapsamı dışında sayılması için işe alma ve işten çıkarma yetkisi olması gerektiği" düşüncesindedir. Oysa yasal düzenleme böyle değildir.

Birinci grup işveren vekilleri bakımından yasa işe alma ya da işten çıkarma yetkisinin bulunması şartını aramamıştır. İşletmenin tümünü yöneten işveren vekilleri "işe alma-işten çıkarma" yetkileri olmasa da iş güvencesi kapsamı dışındadır.

İkinci grup işveren vekili için de aynı şey söz konusudur. Bu kişiler bakımından da "işe alma-işten çıkarma" yetkisinin varlığını araştırmaya gerek yoktur.

Üçüncü grup işveren vekilleri bakımından ise "işe alma-işten çıkarma" yetkisinin varlığı iş güvencesi bakımından önemlidir. İşletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare eden işveren vekillerinin "işe alma-işten çıkarma" yetkileri yoksa bu kişiler iş güvencesi kapsamındadır.

Uygulamada karışıklık yaratan konu işletme-işyeri ayrımıdır. İşyeri bir işletmenin parçasıdır. İşletme içinde tek bir işyeri olabileceği gibi birden çok işyeri olabilir.

Örneğin;
üç ayrı ilçede fabrikası ve başka bir ilçede merkez binası olan bir şirketin toplamda dört işyeri var demektir... merkezde bulunan ve işletmenin tümünü yöneten genel müdür birinci grup işveren vekili olup bu kişinin işe alma işten çıkarma yetkisi olmasa da iş güvencesi kapsamı dışındadır...
merkezdeki genel müdüre bağlı olarak çalışan ve örneğin finans direktörü olan genel müdür yardımcısı da ikinci grup işveren vekili olup işe alma ve işten çıkarma yetkisi olmasa da iş güvencesi kapsamı dışındadır...
fabrikalardan birinde görev yapan ve merkezdeki genel müdür yardımcısına bağlı olan fabrika(işyeri) müdürü üçüncü grup işveren vekili olup bu kişinin işe alma ve işten çıkarma yetkilerinden biri ya da ikisi yoksa iş güvencesi kapsamındadır...

Uygulamada yaşanan bir diğer sorun ise "işe alma-işten çıkarma yetkisinin ispatı"nda yaşanmaktadır.

Bu konudaki bir eğilim yetkinin ispatı için imza sirkülerinde bu yönde yetki olmasını aramaktadır. Ben bu görüşe katılmıyorum. İmza yetkisi Ticaret Hukuku alanını ilgilendiren bir konu olup işletmenin dışa karşı temsilinde üçüncü kişileri koruyucu bir etkiye sahiptir. Oysa işyerinde imza yetkisi olmasa da işçinin amiri konumundaki kişinin işçiyi işten çıkarabileceği kabul edilmektedir. Bir yandan imza yetkisi olmayan bir kişinin işçiyi sırf amiri olduğu için işten çıkarabileceği kabul edilirken bir yandan da imza yetkisi olmadığı için "işe alma - işten çıkarma" yetkisinin bulunmadığını kabul etmek çelişkilidir. Bu nedenle bu yetkinin varlığı araştırılırken belgeye bağlı bir değerlendirme yerine fiili durum dikkate alınmalıdır.


 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Engin ÖZOĞUL
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 05-11-2009

THS Sunucusu bu sayfayı 0,01857305 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.