Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU 2017/12-1154 Esas 2018/1307 Karar İçtihat

Üyemizin Özeti
Somut olayda şikâyetçi-borçlu ... aleyhine icra takibi yapılmış ve ödeme emri borçluya 29.07.2013 günü tebliğ edilmiştir. Borçlu olmadığı kanısında bulunan belediye başkanlığının bu aşamada yapması gereken iş, yasal yedi günlük süre dolmadan, en geç 05.08.2013 günü akşamı mesai saati sonuna kadar itiraz dilekçesini icra dairesine havale ettirmek suretiyle teslim etmek ve dilekçenin dosyaya konulduğu hususunda icra tutanağının düzenlenmesini istemekten ibarettir. Oysa dosyanın incelenmesinde dilekçenin havale ettirildiği tarih ve icra tutanağına geçirildiği tarih, belirtilen sürenin geçmesinden sonraki bir tarih olan 06.08.2013 tarihidir. Anılan tarih yukarda gösterilen yasal yedi günlük süreden sonradır. Bu hâliyle süresinde yapılmayan itiraz geçersiz olup, icra dairesince takibin kesinleştirilmesinde ve haciz işleminin yapılmasında yasaya aykırı yön bulunmamaktadır.

Her ne kadar şikâyetçi yanca dilekçenin zimmet defteri adı verilen bir evrakla icra dairesine sunulduğu belirtilmiş ise de, bu belge İcra ve İflas Kanununun 8. maddesinde belirtilen icra tutanağının aksini ispata elverişli değildir. Şöyle ki, uygulamada zimmet defterleri kamu kurumları arasındaki evrak teslimini gösterme maksadıyla düzenlenen defterlerdir. Vurgulanmalıdır ki, somut olayla sınırlı olarak şikâyetçi ... kamu kurumu olmasının ötesinde, icra dosyasının borçlusudur ve taraf olduğu takibe dair belgeleri zimmet defteriyle teslim etmesi mümkün değildir. İcra dairesince belediyelerden istenen çeşitli kayıtların, taşınmaza ait imar durumlarının vb. zimmet defteri ile teslimi mümkün ise de Belediyenin taraf olduğu dosyaya dair itiraz dilekçesinin bu usulle icra dairesine sunulmuş olması, başlı başına işlemin usulüne uygun olduğunu göstermez. Zimmet defteriyle teslim edilse bile, kendisine hukuki sonuç bağlanan itiraz dilekçesinin ayrıca havale ettirilmesi ve icra tutanağına yazdırılması, İcra ve İflas Kanununun 8. maddesinin gereğidir.
(Karar Tarihi : 4.7.2018)
DAVA : Şikâyetçi-borçlu tarafından "itirazın süresinde yapıldığının kabulüyle takibin durdurulması ve hacizlerin kaldırılması" istemiyle yapılan şikâyetten dolayı yapılan yargılama sonunda Edirne İcra (Hukuk) Mahkemesince şikâyetin kabulüne dair verilen 11.12.2013 gün ve 2013/418 E., 2013/520 K. sayılı karar, şikâyet olunan-alacaklı vekili tarafından temyiz edilmekle 12. Hukuk Dairesinin 18.03.2014 gün ve 2014/4837 E., 2014/7765 K. sayılı kararı ile;

"...Genel haciz yolu ile ilamsız takipte borçlu belediye vekili icra mahkemesindeki şikayetinde, 29.07.2013 tarihinde ödeme emrini tebliğ aldıktan sonra belediye zimmet defterinin 2173 numaralı kaydıyla süresi içinde 02.08.2013 tarihinde itirazda bulunmalarına karşın icra müdürlüğünce itiraz dilekçesinin 06.08.2013 tarihinde kayda geçirilip belediye hesaplarına ve taşınmazlarına haciz konulduğunu ileri sürerek itirazlarının süresinde sayılmasını istemiş, mahkemece, zimmet defterinin resmi belge sayıldığı gerekçesi ile şikayetin kabulüne karar verilmiştir.

İİK.nun 8. maddesine göre "İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya muavini veya katibi tarafından imzalanır. İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır. İlgililer bu tutanakları görebilir ve bunların örneğini alabilir. İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir." hükmü düzenlenmiştir.

İcra müdürlüğüne yapılan işlemlerde aslolan icra müdürlüğü kayıtları olup, yukarıdaki yasa hükmü uyarınca bu kayıtlar, aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.

Bu durumda mahkemece, yukarda açıklanan sebeplerle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken takipte taraf olan belediyeye ait kayıtlar uyuşmazlığın çözümünde esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir…"

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Şikâyet genel haciz yolu ile takibe yönelik itiraz dilekçesinin yasal süre içinde verilmiş olduğu iddiasına rağmen, icra müdürünün daha sonraki bir tarihi esas alarak takibi kesinleştirmesine dair işlemin iptali ile konulan hacizlerin kaldırılmasına ilişkindir.

İcra Mahkemesince Edirne 2. İcra Dairesinin 2013/5443 Sayılı takip dosyasında borçlu belediye başkanlığı hakkında alacaklı tarafından ilamsız icra yoluyla takip başlatıldığı, borçlu belediye başkanlığına ödeme emrinin 29.07.2013 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu belediye başkanlığınca 02.08.2013 tarihli dilekçeyle borca itiraz edildiği, borca itiraza dair dilekçenin icra dairesince 06.08.2013 tarihinde havale edildiği, UYAP kayıtlarında 06.08.2013 tarihinde tarandığı, tarama sırasında icra dairesinin havalesinin bulunmadığı, havalenin tarama işleminden sonra yapıldığı, borçlu tarafından yapılan itirazın 07.08.2013 tarihinde itirazın süresinde olmadığından bahisle reddedildiği, belediye başkanlığına ait zimmet defterinin incelenmesinde dilekçenin 02.08.2013 tarihinde icra dairesine teslim edildiği, ancak her nasılsa icra dairesince dilekçe hakkında bu tarihte karar verilmediği, 06.08.2013 tarihinde dilekçe verilmiş gibi işlem yapılarak itirazın reddedildiği, itiraz dilekçesinin resmî belge sayılan zimmet defterine göre süresi içerisinde 02.08.2013 tarihinde verildiği gerekçesiyle şikâyetin kabulüyle 07.08.2013 tarihli icra dairesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Şikâyet olunan-alacaklı vekilinin temyiz itirazı üzerine Özel Dairece yukarda başlık bölümünde gösterilen sebeplerle yerel mahkeme kararı bozulmuştur.

Yerel Mahkemece İcra ve İflas Kanunu'nun 62/son maddesinde "Borçluya, itiraz eylediğine dair bedava ve pulsuz bir belge verilir." şeklinde hükmün mevcut olduğu, ancak icra dosyasında itiraz eden belediye başkanlığına böyle bir belgenin verilmediği, belediye başkanlığına ait zimmet defterine göre borca itiraz dilekçesinin 02.08.2013 tarihinde icra dairesine teslim edildiği, zimmet defterinde silinti, kazıntı olmadığı, tarihler arasında tutarsızlık bulunmadığı, icra dairesine yazılan yazıya verilen cevapta zimmet defterinde bulunan evrakı teslim aldığını gösteren tarihin yanında bulunan imzanın icra dairesi zabıt kâtibine ait olduğu, zimmet defterinde bulunan imzanın icra dairesi personelince atılmış olması nedeni ile dilekçenin 02.08.2013 tarihinde alındığının ispatlandığı, ancak borca itiraz dilekçesinin havalesinin bu tarihte yapılmadığı, daha sonraki bir tarihin havale tarihi olarak borca itiraz dilekçesinin üzerine yazıldığı gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Direnme kararı şikâyet olunan-alacaklı vekili tarafından temyize getirilmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık: Ödeme emrine itiraz tarihinin belirlenmesinde zimmet defterindeki teslim tarihinin mi yoksa icra müdürü tarafından dilekçe üzerine konulan havale tarihi ya da işlemin icra tutanağına geçirildiği tarihin mi esas alınması gerektiği noktasında toplanmaktadır.

İcra ve İflas Kanunu'nun "tutanaklar" kenar başlıklı 8. maddesinin birinci fıkrasına göre "İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vakı talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya yardımcısı veya katibi tarafından imzalanır". Aynı maddenin son fıkrası ise "İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir" düzenlemesini getirmiştir.

Aleyhine genel haciz yolu ile icra takibi yapılan borçlu, borçlu olmadığı kanaatinde ise ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra dairesine vereceği bir dilekçeyle borca (ya da yetkiye) itiraz edebilir. Bu itiraz üzerine takip durur (İİK.m.66). Takibe bu süre içinde itiraz edilmemişse alacaklı haciz isteme yetkisini kullanabilir.

Kendisine bir dilekçe sunulan icra memuru, bu dilekçeyi havale ederek icra dosyasına koyar ve icra tutanağına da bu durumu kaydeder.

Somut olayda şikâyetçi-borçlu ... aleyhine icra takibi yapılmış ve ödeme emri borçluya 29.07.2013 günü tebliğ edilmiştir. Borçlu olmadığı kanısında bulunan belediye başkanlığının bu aşamada yapması gereken iş, yasal yedi günlük süre dolmadan, en geç 05.08.2013 günü akşamı mesai saati sonuna kadar itiraz dilekçesini icra dairesine havale ettirmek suretiyle teslim etmek ve dilekçenin dosyaya konulduğu hususunda icra tutanağının düzenlenmesini istemekten ibarettir. Oysa dosyanın incelenmesinde dilekçenin havale ettirildiği tarih ve icra tutanağına geçirildiği tarih, belirtilen sürenin geçmesinden sonraki bir tarih olan 06.08.2013 tarihidir. Anılan tarih yukarda gösterilen yasal yedi günlük süreden sonradır. Bu hâliyle süresinde yapılmayan itiraz geçersiz olup, icra dairesince takibin kesinleştirilmesinde ve haciz işleminin yapılmasında yasaya aykırı yön bulunmamaktadır.

Her ne kadar şikâyetçi yanca dilekçenin zimmet defteri adı verilen bir evrakla icra dairesine sunulduğu belirtilmiş ise de, bu belge İcra ve İflas Kanununun 8. maddesinde belirtilen icra tutanağının aksini ispata elverişli değildir. Şöyle ki, uygulamada zimmet defterleri kamu kurumları arasındaki evrak teslimini gösterme maksadıyla düzenlenen defterlerdir. Vurgulanmalıdır ki, somut olayla sınırlı olarak şikâyetçi ... kamu kurumu olmasının ötesinde, icra dosyasının borçlusudur ve taraf olduğu takibe dair belgeleri zimmet defteriyle teslim etmesi mümkün değildir. İcra dairesince belediyelerden istenen çeşitli kayıtların, taşınmaza ait imar durumlarının vb. zimmet defteri ile teslimi mümkün ise de Belediyenin taraf olduğu dosyaya dair itiraz dilekçesinin bu usulle icra dairesine sunulmuş olması, başlı başına işlemin usulüne uygun olduğunu göstermez. Zimmet defteriyle teslim edilse bile, kendisine hukuki sonuç bağlanan itiraz dilekçesinin ayrıca havale ettirilmesi ve icra tutanağına yazdırılması, İcra ve İflas Kanununun 8. maddesinin gereğidir.

Bu hâliyle yasal süresinde yapılmış bir itirazın bulunduğu söylenemez ve takibin durdurulmamış olması isabetlidir.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında zimmet defterinin resmî belge niteliğinde olduğu ve özellikle icra memurunun imzasını taşıması sebebiyle borca itiraza dair dilekçenin 02.08.2013 tarihinde İcra Dairesince teslim alındığı, bu sebeple yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüşse de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Açıklanan sebeplerle yerel mahkemenin direnme kararı usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.

KARAR : Şikâyet olunan-alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunun 366/III. maddesi uyarınca tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 04.07.2018 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
Üye Notu : İcra-İflas hukukunun şekli bir hukuk dalı olduğu hususunun ön plana çıktığı bir içtihat.
İlgili Mevzuat Hükmü : İcra ve İflas Kanunu MADDE 8 :(Değişik madde: 18/02/1965 - 538/4 md.)

İcra ve iflas daireleri yaptıkları muamelelerle kendilerine vaki talep ve beyanlar hakkında bir tutanak yaparlar. Sözlü itirazlar ile talep ve beyanların altları ilgililer ve icra memuru veya muavini veya katibi tarafından imzalanır.

(Ek fıkra: 6352 S.K.-02.07.2012/m.2) "“İcra ve iflas dairelerince verilen kararlar gerekçeli olarak tutanaklara yazılır.”

İlgililer bu tutanakları görebilir ve bunların örneğini alabilir. İcra ve iflas dairelerinin tutanakları, hilafı sabit oluncaya kadar muteberdir.


(EK MADDE: 6352 S.K./02.07.2012/m.3; yürürlük: 6352 S.K. m.106 gereği: 05.01.2013)
“ELEKTRONİK İŞLEMLER:

MADDE 8/a – İcra ve iflas dairelerince yapılacak her türlü icra ve iflas iş ve işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kullanılır; her türlü veri, bilgi, belge ve karar, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır.

Usulüne göre güvenli elektronik imza ile oluşturulan elektronik veriler senet hükmündedir. Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı ispat gücünü haizdir. Güvenli elektronik imza, kanunlarda güvenli elektronik imza ile yapılamayacağı açıkça belirtilmiş olan işlemler dışında, elle atılan imza yerine kullanılabilir. Güvenli elektronik imzayla oluşturulan belge ve kararlarda, kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesi ve mühürleme işlemini öngören hükümler uygulanmaz.

Zorunlu nedenlerden dolayı fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, yetkili kişilerce güvenli elektronik imzayla imzalanarak Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemine aktarılır ve gerektiğinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları, gönderen icra ve iflas dairesinde saklanır, ayrıca fiziki olarak gönderilmez. Ancak, belge veya kararın aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır.

Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hâllerde, icra müdürü veya görevlendirdiği personel tarafından belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek, imzalanır ve mühürlenir.

Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter.

Elektronik işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi vasıtasıyla yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.”



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Stj.Av.Rıza GÜNDOĞDU
Hukukçu
Stajyer Avukat
Şerh Son Güncelleme: 21-09-2018

THS Sunucusu bu sayfayı 0,01890492 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.