Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Yargıtay 22.Hukuk Dairesi 2013/18874 Esas 2014/30267 Karar İçtihat

Üyemizin Özeti
Davacının, özel eğitim ve ilgiye ihtiyaç duyan çocuklara karşı sergilediği söz konusu uygunsuz hal ve hareketleri, haklı fesih sebebidir. Ancak, iş ilişkisinin fiilen sonlandırıldığı tarih ve dolayısıyla feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği dosya kapsamı itibariyle net değildir. İşverence dosyaya, noterlik vasıtasıyla keşide edilen 24.02.2009 tarihli yazılı fesih bildirimi sunulmuş ise de, PTT Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazısında fesih bildiriminin tebliğ edilemeyerek tebliğ evrakının merciine iade edildiği bildirilmiştir. Davacı işçi, milli eğitim müfettişlerine verdiği 03.04.2009 tarihli ifadesinde ise, 11.03.2009 tarihinde fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiğini, bu tarih itibariyle iş sözleşmesinin feshedildiğini öğrendiğini, bu tarihe kadar her gün işyerine gittiğini ve imzasını attığını bildirmiştir. Bu durum karşısında, mahkemece, iş sözleşmesinin fiilen ne zaman sona erdiği meselesi üzerinde durulmalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220. maddesi uyarınca davalı işverenden imza föyleri de istenilerek, iş ilişkisinin fiilen sonlandırıldığı tarih belirlenmeli ve neticeye göre feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir.
(Karar Tarihi : 04.11.2014)
DAVA : Davacı, aylık ücret alacağı, bakiye süre ücreti ve cezai şart alacaklarının ödetilmesinekarar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi N_____ tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin işverence haklı sebep olmadan feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, aylık ücret, bakiye süre ücreti ve cezai şart alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Taraflar arasında, öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, iş sözleşmesinin işverence feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı ve feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği noktalarındadır. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır.

İşçi veya işveren bakımından haklı fesih nedenlerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 sayılı Kanun'un 26.maddesinde, fesih sebebinin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe sebep olan olayın diğer tarafça öğrenilmesinden itibaren altı işgünü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.

Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe sebep olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.

4857 sayılı Kanun'un 26. maddesinde öngörülen altı iş günlük ve bir yıllık süreler ayrı ayrı hak düşürücü niteliktedir. Bir başka anlatımla fesih hakkının öğrenmeden itibaren altı iş günü ve olayın gerçekleşmesinden itibaren bir yıl içinde kullanılması şarttır. Sürelerden birinin dahi geçmiş olması haklı fesih imkanını ortadan kaldırır. Hak düşürücü sürenin niteliğinden dolayı taraflar ileri sürmese dahi, hakim resen dikkate almak zorundadır.

Somut olayda, özel eğitim öğretmeni olarak çalışan davacının iş sözleşmesi, öğrencilere olumsuz ve sert davranışlarda bulunması gerekçesi gösterilerek feshedilmiştir.

Dosya kapsamının ve özellikle kamera kayıtlarının incelenmesinden, davacının eğitiminden sorumlu olduğu öğrencilerin özel eğitime ihtiyacı olan engelli çocuklar olduğu anlaşılmakta olup, davacının öğrenciyi kapıdan iterek çalışma odasına getirmek, kol ve giysilerinden tutarak kaba kuvvetle masaya oturtmak, başını masa yüzeyine doğru bastırmak, burna fiske atmak, yüze doğru kalem ile ani hamleler yapmak şeklinde uygunsuz davranışlar sergilediği görülmektedir. Veliler tarafından sunulan şikayet dilekçelerinde de, davacının olumsuz davranışları hakkında şikayette bulunulduğu ve çocuklarının başka bir öğretmenin eğitimine alınmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.

Davacının, özel eğitim ve ilgiye ihtiyaç duyan çocuklara karşı sergilediği söz konusu uygunsuz hal ve hareketleri, haklı fesih sebebidir. Ancak, iş ilişkisinin fiilen sonlandırıldığı tarih ve dolayısıyla feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği dosya kapsamı itibariyle net değildir. İşverence dosyaya, noterlik vasıtasıyla keşide edilen 24.02.2009 tarihli yazılı fesih bildirimi sunulmuş ise de, PTT Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazısında fesih bildiriminin tebliğ edilemeyerek tebliğ evrakının merciine iade edildiği bildirilmiştir. Davacı işçi, milli eğitim müfettişlerine verdiği 03.04.2009 tarihli ifadesinde ise, 11.03.2009 tarihinde fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiğini, bu tarih itibariyle iş sözleşmesinin feshedildiğini öğrendiğini, bu tarihe kadar her gün işyerine gittiğini ve imzasını attığını bildirmiştir. Bu durum karşısında, mahkemece, iş sözleşmesinin fiilen ne zaman sona erdiği meselesi üzerinde durulmalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 220.maddesi uyarınca davalı işverenden imza föyleri de istenilerek, iş ilişkisinin fiilen sonlandırıldığı tarih belirlenmeli ve neticeye göre feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilmelidir. İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içerisinde feshedilip feshedilmediği sorununun çözümüne göre de, dava konusubakiye süre ücreti ve cezai şart alacaklarına hak kazanılıp kazanılmadığı değerlendirilmelidir.

Aylık ücret alacağı miktarı da, iş ilişkisinin fiili sonlanma tarihine göre, yeniden değerlendirilmelidir.

3-Kabule göre, eldeki davaya uygulanacak mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325.maddesi uyarınca, bakiye süre ücretinden indirim yapılması hususunda, mahkemece araştırma ve değerlendirme yapılmaması hatalıdır. Söz konusu maddeye göre işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirler veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Mahkemece, yukarıdaki bend uyarınca yapılacak değerlendirme sonrasında davacının bakiye süre ücretine hak kazandığı kabul edildiği takdirde, bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak sonuca gidilmelidir.

KARAR : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.


Başkan Üye Üye Üye Üye
S.Göktaş S.Namazcı A.Taşkın M.Yılmazel Y.Z.Cenik
A.T
İlgili Mevzuat Hükmü : İş Kanunu MADDE 26 :DERHAL FESİH HAKKINI KULLANMA SÜRESİ

24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.

       Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır.



 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Ali EKMEKÇİ
Hukukçu
Şerh Son Güncelleme: 17-02-2015

THS Sunucusu bu sayfayı 0,01874709 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.