Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

5271 S.lı Ceza Muhakemesi Kanunu MADDE 253
(Değişik madde: 06/12/2006 - 5560 S.K.24.md)

(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:

a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.

b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan;

1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),

2. Taksirle yaralama (madde 89),

3. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),

4. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),

5. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),

suçları.

(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.

(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez.

(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tâbi olması halinde, Cumhuriyet savcısı veya talimatı üzerine adlî kolluk görevlisi, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Cumhuriyet savcısı uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören, kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren üç gün içinde kararını bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır.

(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.

(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.

(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.

(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi, soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin uygulanmasına engel değildir.

(9) Şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar görenin uzlaşma teklifini kabul etmesi halinde, Cumhuriyet savcısı uzlaştırmayı kendisi gerçekleştirebileceği gibi, uzlaştırmacı olarak avukat görevlendirilmesini barodan isteyebilir veya hukuk öğrenimi görmüş kişiler arasından uzlaştırmacı görevlendirebilir.

(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde bulundurulur.

(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Cumhuriyet savcısı uzlaştırmacıya, soruşturmanın gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.

(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır. Cumhuriyet savcısı bu süreyi en çok yirmi gün daha uzatabilir.

(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.

(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı, uzlaştırmacıya talimat verebilir.

(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte Cumhuriyet savcısına verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır.

(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan edebilirler.

(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.

(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna gidilemez.

(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def'aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.

(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.

(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren, uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek Cumhuriyet savcısına verdiği tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.

(22) Uzlaştırmacıya Cumhuriyet savcısı tarafından çalışma ve masraflarıyla orantılı bir ücret takdir edilerek ödenir. Uzlaştırmacı ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanır.

(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.

(24) Uzlaştırmanın uygulanmasına ilişkin hususlar, yönetmelikle düzenlenir.

Hakaret Suçunda Uzlaştırma

Üyemizin Notu: Uzlaştırma kurumu, Hem TCK’nun 73/8. Maddesinde hem de bu kanunun bu maddesinde düzenlenmiş iken, 2006 yılında yapılan bir değişiklik ile TCK’daki hüküm yürürlükten kaldırılmış, uzlaştırma kurumunun sadece CMK’ da düzenlenmesi yoluna gidilmiş ve bu değişikliklerle birlikte bu madde hakkında dahi esaslı bir değişiklik yapılmıştır.

Hakaret suçu TCK’ da şikâyete bağlı (kamu görevlisine görevinden dolayı işlenen hakaret suçu hariç) bir suç olarak belirtilmiştir. O halde, konumuz hasebiyle, bu maddenin uygulanması ile sıkça karşılaşılacaktır. Zira, şikâyete bağlı suçlar ve maddede belirtilen diğer katalog suçlar bakımından, uzlaştırma kurumunun uygulanması zorunludur. Uzlaştırma yoluna gidilmeden yargılama aşamasına geçmek, kararın Yargıtay’ca bozulması ile sonuçlanacaktır. Madde metnine göre, soruşturma aşamasında suçun, uzlaştırmayı gerektirecek suçlar arasında olduğu anlaşılır ise derhal uzlaştırma yoluna gidilecektir.

Soruşturma aşamasında bu kuruma başvurulmamış ise kovuşturma aşamasında (CMK. m.254)hâkim ilk önce suçun uzlaştırma kapsamına girip girmediğini araştıracak, eğer suç uzlaştırma kapsamında ise yargılamaya geçmeden önce bekletici mesele yaparak uzlaştırma kurumuna başvurulmasına hükmedecektir.

Yürürlükten kaldırılan hükümlerde uzlaşmanın maddi unsuru olarak belirtilen, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın büyük bir kısmını veya tamamını ödemesi şartı bu madde hükmünce kaldırılmıştır. Oldukça eleştiri alan mülga hüküm, yargılama yapılmadan bir kişinin suçlu ilan edilmesine sebep olabilmekteydi. Çünkü, yargılama sonucunda bir ihtimal hapis cezasıalabileceğini düşünen her şüphelinin, yargılanmaktan korkması sebebiyle, işlemese dahi suçu kabul etmesi durumları ile sıkça karşılaşılabilecekti. Bu yönüyle, bu maddeye göre, uzlaşmanın gerçekleşmesi için suçun kabul edilmesi gerekliliği şartının aranmaması oldukça isabetli olmuştur.

Ayrıca, mülga hükümle paralel olarak, suç ikrar edilse dahi uzlaştırma sırasında yapılan açıklamaların hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılmayacağı maddenin yirminci fıkrasında belirtilmiştir.

Şüpheli veya mağdurun, savcının uzlaştırma teklifine üç gün içerisinde cevap vermesi gerekecektir. Aksi takdirde, uzlaştırma teklifi reddedilmiş sayılacaktır.

Taraflar uzlaştırma teklifini kabul ederse, uzlaştırmayı savcının kendisi gerçekleştirebileceği gibi savcı tarafından, baro tarafından görevlendirilen bir avukat veya hukuk öğrenimi görmüş herhangi biri dahi uzlaştırmacı olarak atanabilecektir. Maddenin dokuzuncu fıkrasında dikkat edilmesi gereken ve kanun koyucu tarafından unutulan yahut gözden kaçırılan oldukça tehlikeli bir durum olduğu kanaatindeyiz. Zira, uzlaştırmanın savcının kendisi tarafından yapılıp, sonucunda uzlaşma sağlanamadığı zaman bir takım tehlikeler ortaya çıkmış olmaktadır. Bu gün, savcılara dahi kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi kurumlar yoluyla takdir hakkı bahşedilmiştir; keza, savcının hukuki olarak hiçbir takdir hakkı olmadığı kabul edilse dahi savcının kanaat hakkının olduğu unutulmamalıdır. Uzlaştırma esnasında, uzlaştırma kurumuna güvenerek suçunu ikrar eden bir şüpheli bakımından bu ikrar delil olarak kullanılamasa dahi savcının kanaatini önemli derecede etkileyecektir. Delil olarak sunamasa da hâkime sözlü olarak bu durumu belirten savcı, hâkimin kanaatini dahi etkileyebilecektir. Bu durumun dolaylı olarak sanığın susma hakkının ihlali anlamına geleceğini düşünüyor ve acilen dokuzuncu fıkranın değiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Uzlaştırma esnasında hiçbir ikrar olmasa dahi, savcının uzlaştırmayı sağlayamamaktan ötürü şüpheliye duyacağı kızgınlık ihtimali dahi, şüphelinin önemli derecede hak kaybına uğramasına sebebiyet verebilecektir. Zira, en çok insan hakkı ihlallerinin soruşturma aşamasında gerçekleştiği maddi bir vakıadır. Kaldı ki, kovuşturma aşamasında dahi hâkime etki edebilmek açısından savcının görevi ve statüsü azımsanamayacak kadar önemlidir.

Uzlaştırma kurumunun uygulanmasının zorunluluğuna altıncı fıkrada bir istisna getirilmiş olup, mağdura veya şüpheliye veya bunların kanuni temsilcilerine ulaşılamaması hallerinde uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma tamamlanacaktır.

Sekizinci fıkrada, birden çok mağdurun olması durumunda uzlaştırmanın, hepsi tarafından kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kanaatimizce, bu hükümle şüpheliye bir avantaj sağlanmış olmaktadır. Zira, uzlaştırma hükümlerinin veya teklifinin şüpheli veya sanık tarafından kabul edilmesine rağmen mağdur tarafından kabul edilmemesi durumunda şüpheliye veya sanığa bazı kolaylıklar sağlanmıştır. Bu kolaylıklardan birisi, hükmün açıklanmasının geribırakılmasına ilişkin maddenin şerhinde de belirttiğimiz üzere, yukarıda belirttiğimiz durumdaki sanık hakkında şartları aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesidir. Bu yönüyle, mağdurlardan birinin dahi uzlaştırmayı kabul etmemesi, şüpheli veya sanığı zor duruma sokmayacak; aksine çeşitli kolaylıklardan yararlanmasını sağlayacaktır.

Uzlaştırma kurumu hakkında önemli bulduğumuz birkaç şey daha belirtmek gerekirse, uzlaşmanın sağlanması halinde mağdur hukuki haklarından feragat etmiş sayılacaktır. Öyle ki, suç sebebiyle tazminat davası açamayacağı gibi açmış olduğu bir dava var ise düşmesi gerekecektir. Uzlaşma tutanağına ayrıca hukuki haklardan feragat şerhinin düşürülmesine gerek kalmamış, kanun koyucu, feragati uzlaşmanın hukuki bir uzantısı kabul etmiştir. Ayrıca, uzlaşma giderleri yargılama giderlerinden sayıldığı halde, uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından karşılanacaktır. Son olarak belirtmek gerekirse, uzlaştırma tutanağının ilam mahiyetini haiz belgelerden sayıldığı, unutulmaması gereken önemli bir husustur.

TOKBAŞ Hakan, Türkiye Mevzuatında Şerefi İhlal, s.178-180


 
Şerhi Ekleyen Üyemiz:
Av.Hakan TOKBAŞ
Hukukçu
Avukat
Şerh Son Güncelleme: 05-06-2011

THS Sunucusu bu sayfayı 0,05367494 saniyede 8 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.