Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Anlaşmalı Boşanma

Yazan : Doğanay İğde [Yazarla İletişim]
Avukat

1- GENEL OLARAK

Anlaşmalı boşanma (TMK. m. 166 f. III) 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun
düzenlediği genel boşanma sebeplerindendir. Anlaşmalı boşanma aynı zamanda mutlak
boşanma nedenlerindendir[1].

MK. m. 166/3 hükmünde düzenlenmiş olan, eşlerin boşanma üzerinde anlaşmış olmalarının temelinde, evlilik birliğinin sarsılması olgusu yatar. O nedenle, özel veya genel olarak adlandırılan tüm boşanma nedenleri, aslında tek bir neden içinde toplanabilir ve bu açıdan bakıldığında aslında tek bir boşanma nedeni vardır: ‘’Evlilik Birliğinin Sarsılması’’[2].

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda irade ilkesi geçerli değildir. Yani eşler hakim kararı olmaksızın Mahkeme dışında evlilik birliğine son veremezler. Ancak eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşmış olmaları halinde onların bu iradelerin değer vererek boşanma olanağının sağlanmış olması, birey iradesine önem veren önemli bir tutumdur[3].

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 166.m.f.III hükmü, ‘’Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.’’ şeklinde düzenlenmiştir. Uygulamada anlaşmalı boşanma olarak anılan bu düzenleme ile kısmen irade ilkesi kısmen evlilik birliğinin sarsılması ilkesine yer verilmiştir. İlke olarak boşanma için yine hakim kararı gerekmektedir.

Evlilik en az 1 yıl sürmüşse bu aşamadan sonra eşler boşanma konusunda anlaşırlarsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış demektir. Ve bu durumun neticesinde ortak yaşamın devamını beklenemez hale getirdiği kabul edilir. Burada kesin bir karinenin varlığı kabul edilir[4]. Somut olayda evlilik birliği sarsılmamış olsa dahi, ortak başvuru veya davanın kabulü ile evlilik birliğinin temelden sarsılmış olduğu varsayılır, bu konuda hakimin herhangi bir taktir hakkı söz konusu değildir. Yani MK. 166/3 te aranan koşullar gerçekleştiğinde hakim, evlilik birliğinin gerçekten sarsılmış olup olmadığını araştırmayacağı gibi, sarsılma konusunda tarafların kusuru olup olmadığı ile de ilgilenmeyecektir. Çünkü kanunda kusura yönelik bir arayış yoktur[5].

Bizimde katıldığımız bir görüşe göre[6] anlaşmalı boşanma, bir çekişmesiz yargı işidir. Çünkü boşanma ve yan edimler konusunda anlaşmış eşlerin anlaşmalı boşanma talepleri sonucunda hakime düşen görev, kanundaki usulleri izleyerek boşanma olanağının sağlanmasıdır. Hakim, MK.m.166/3 hükmünde sıralana koşulların varlığını saptayarak evliliğin çözülmesine karar vermeli ve bu çözülme üzerine ortaya çıkan duruma uygun hukuki sonuçlar düzenlemelidir[7].

4721 sayılı TMK’nın 466. maddesinde anlaşmalı boşanma için yasa koyucunun gerçekleşmesini istediği şartlar şöyledir:

- evlilik süresi
- başvurma
- tarafların dinlenmesi
- boşanmanın sonuçlarının düzenlenmesi
- düzenlemenin uygun bulunması


A – ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA EVLİLİK SÜRESİ KOŞULU

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasını istemektedir. Hakim bu süreyi resen gözetecektir. Çünkü bu süre kamu düzenindendir[8]. Bu konuda öğreti ve Yargıtay uygulamasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.

‘’… 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde, en az 1 yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurmaları ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Dosyada mevcut nüfus kaydından, tarafların 01,04,2004 tarihinde evlendikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde öngörülen 1 yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.[9]’’

Bu bir yıllık sürenin amacı, boşanma gibi önemli bir kararın, küçük ve önemsiz konular yüzünde fevri olarak bir anda verilmesini önlemektir. Eşlerin, bir yıllık süre içinde birbirlerini daha iyi tanımaları ve ani karar vermemeleri istenmiştir[10]. Bir yıllık süre, evlenmenin kurulduğu andan itibaren başlar[11].

Aile Mahkemesi hakimi bu süreyi kendiliğinden araştıracaktır. Eşlerin bu 1 yıllık süreyi birlikte geçirmiş olmalarına gerek yoktur. Bir yıllık süre içinde ortak yaşamın sürmüş olması veya olmamasının anlaşmalı boşanmaya etkisi yoktur. Yasa koyucu boşanma kararının acele verilmesini önlemek istemiş, eşlerin birbirlerini iyice tanımadan boşanmaya kalkışmalarını engellemek istemiştir[12].

Ancak başlangıçta evlilik süresi 1 yılı doldurmadığı halde açılan anlaşmalı boşanma davasında yargılama sürerken bu sürenin dolması halinde ne olacağı sorunu hakkında doktrinde farklı görüşler vardır. Bir görüş[13], davanın reddedilmeyip esasa girilerek yargılamaya devam olunması gerektiği görüşündedir. Kimi yazarlara göre[14] ise , bu 1 yıllık süre dolmadan açılan dava, diğer koşullar incelenmeden reddedilmelidir.

Yargıtay evlilik süresinin 1 yılı doldurmadığının anlaşılması durumunda taraf kanıtlarının toplanarak kanıtlara göre 743 sayılı TMK’nın 134/1. maddesine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığının araştırılması gerektiği görüşündedir[15].

Yargıtay’ın yeni tarihli bir uygulamasında ;
‘’4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi hükmüne göre en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanun’un 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekir. ’’[16] demektedir.

B – ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA BAŞVURMA KOŞULU

4721 sayılı TMK, m.166 f. III hükmünde anlaşmalı boşanma için iki seçenek öngörmüştür:
- Eşlerin birlikte başvurmaları,
- Eşlerden birinin, diğerinin açtığı davayı kabul etmesi

aa) Birlikte Başvurma

Anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen eşler boşanmak üzere birlikte başvurabilirler. Ancak bu halde davacı ve davalı sıfatlarının kimlerde olacağı sorusu gündeme gelmektedir. Yargıtay, eşlerin anlaşmasına dayanan boşanma davalarında iki davacı ve iki davalı olduğu görüşündedir[17]. Ancak kanımca da ’’boşanmak isteyenler, talepte bulunanlar’’ gibi terimlerin kullanılması daha mantıklı olacaktır[18].

Yargıtay son kararlarının birinde ise eşlerin birlikte kaleme alacakları dilekçe ile anlaşmalı boşanma davası açabileceklerini kabul etmiştir[19].


bb) Bir Eşin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi

Anlaşmalı boşanma için eşlerin birlikte başvurmaları zorunlu değildir. Eşlerden herhangi birinin açmış olduğu davayı, diğer eşin, davanın herhangi bir safhasında kabul etmesi halinde de anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilir. Kabul beyanını, diğer eşin yapması gereklidir. Ancak özel yetki verildiği taktirde vekil de kabul beyanında bulunabilir.

Uygulamada eşlerden birinin açtığı davayı kabul eden diğer eşin kabul beyanı alınmakta ama boşanmayı kabul eden eşten boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında bir şey sorulmamaktadır. Oysa Aile Mahkemesi hakimi tarafından, tarafların bu konudaki beyanları alındıktan sonra, istekleri halinde protokol sunmaları için süre vermelidir.

Boşanmanın mali sonuçları ve çocuklarla olan ilişkileri kapsamayan kabul beyanı, hukuksal bir sonuç doğurmaz. TMK’ nın 184 b. 3 hükmüne göre tarafların bu konudaki her türlü ikrarı hakimi bağlamaz. TMK’ nın 166 f. III hükmünün yasal koşullarının hepsinin gerçekleşmediği bir durumda davalının boşanma davasını kabul etmesinin hiçbir anlamı yoktur.

C -) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA TARAFLARIN DİNLENMESİ
Anlaşmalı boşanma (TMK. m.166 f. III) davasında anlaşmanın gerçekleştirilebilmesi için eşlerin iradelerinin açıklamaları gerekmektedir.

İrade açıklamasının alınmasında;
- Taraflar bizzat dinlenmelidir.
- Tarafların imzaları alınmalıdır
- Taraf vesayet altında ise TMK. m. 166 f. I hükmüne göre inceleme yapılmalıdır.



aa. Taraflar Bizzat Dinlenmelidir.

Anlaşmalı boşanma davasında taraflar bizzat dinlenmelidir[20].Aile Mahkemesi hakiminin iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirebilmesi için hem davacıyı hem de davalıyı bizzat dinlemesi gereklidir[21]:

‘’….4721 sayı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde, en az 1 yıl sürmüş evlilikte eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliğin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur.

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.’’[22]

Anlaşmalı boşanma davasında verilen kararın uzun süre sonra tebliğe çıkarılması açıklanan iradelerin samimi olmadığının göstergesi sayılır:

‘’…tarafların anlaşarak boşanma taleplerine ve bu yönde hüküm almalarına rağmen, hüküm tebliği verilmeyip 1 yıl birlikteliğin sürdürülmesi, açıklama iradelerini samimi olmadığını gösterir. 1 yıl sonra hükmün tebliğ ettirilmesi Medeni Kanunun 2.maddesi ile bağdaşmaz.’’[23]

Dava vekil ile takip ediliyorsa, davacı vekili ve davalı vekilinin davacı ve davalının huzurunda dinlenmesi davacı ve davalının dinlenmesi anlamına gelmez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun m. 166 f. III hükmünde hakimin tarafların konuşmaları esnasında serbest iradelerinin denetlenmesini amaçladığından HUMK 69. maddesinde yer alan kural, bu gibi durumlarda uygulanamaz[24].

Tarafların bizzat dinlenmesi kamu düzenine ilişkindir[25]. Açılan davada başkaca bir boşanma nedenine de dayanılmamışsa açılan dava koşullarının gerçekleşmediği kendiliğinden gözetilir. Vekilin vekaletnamesinde yetkisi olsa bile vekilin beyanı ile boşanma kararı verilemez[26]. Eşler birlikte aynı hakim tarafından dinlenmelidir. Talimatla dinlenilerek anlaşmalı boşanmaya karar verilemez.

bb. Tarafların İmzaları Alınmalıdır.

Anlaşmalı boşanma uyarınca davalının duruşma tutanağına geçirilen beyanı, imzalatılmalıdır[27]. Eğer davacının veya davalının tutanağa geçirilen beyanı kendisine okunmamış ve imzalatılmamışsa, bu tutanağa dayanılarak anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

cc. Taraf Vesayet Altında İse TMK. m. 166 f.I-II Hükmüne Göre İnceleme Yapılmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Taraflardan birinin vesayet altında alındığı anlaşılmakta ise vasinin iradesini boşanma yönünde açıklama yönünde açıklamış olması ile boşanma kararı verilemez.

Bu gibi bir durumda vasi ile diğer tarafın gösterecekleri delilleri toplanıp TMK. m. 166 f. I-II hükümlerine göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmelidir;
‘’Toplanan delillerden davacının akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alındığı anlaşılmaktadır. Hakim huzurunda vasinin iradesini boşanma doğrultusunda açıklamış olması, boşanma isteğinin şahsa bağlı haklardan olması sebebiyle sonuç doğurmaz. Asilin dinlenme olanağı da yoktur. bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp TMK’nın 166. maddesinin I v II fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. TMK’nın 166/3 maddesinin şartları oluşmadan, tarafların delilleri sorulmadan ve gösterilen deliller getirtilip, tanıkları dinlenmeden olayların varlığının kabulü sonucu boşanmaya karar verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.’’[28]

dd. Saik Dikkate Alınamaz

Anlaşmalı boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Boşanma kararı verilebilmesi için iradelerin ‘’serbestçe açıklandığına’’ kanaat getirilmesi yeterlidir. Aile Mahkemesi hakimi saik denetlemesi yapamaz. Örneğin; yetim aylığı alma, eşin borcu sebebiyle mallarını takipten kurtarma, eşin borcu sebebiyle mallarını hacizden kurtarma gibi mali sebeplerle de anlaşmalı boşanma isteğinde bulunulabilir.

Yargıtay önce saike ilişkin düşüncelerin boşanma konusunda serbest iradeyi ortadan kaldırabileceği görüşünü sergilemiştir[29]. Yargıtay daha sonra saike ilişkin düşüncelerin boşanma konusunda serbest iradeyi ortadan kaldırmayacağı görüşünü sergilemiştir[30]. Anlaşmalı boşanma davasında tarafların boşanma sebebini (iç nedenini) açıklama zorunluluğu yoktur. Boşanma taraflara kalmış bir konudur. Yargıtay son bir kararı ile saike ilişkin düşüncelerin boşanma konusunda serbest iradeyi ortadan kaldırabileceği görüşünü sergileyerek tekrar görüş değiştirmiştir[31].



D-)ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA DÜZENLEMENİN UYGUN BULUNMASI

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166 f.III hükmüne göre hakimin taraflarca sunulan düzenlemeye farklı adlandırmalar yapılmaktadır(anlaşma protokolü, boşanma protokolü, protokol, proje, taslak gibi).

Aile Mahkemesi hakiminin 4721 sayılı yasanın m.166 f.III hükmüne göre taraflarca sunulan düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

aa. Her Hususta Anlaşma Sağlanmalıdır.

Evlilik en az 1 yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Boşanma davalarında bir an önce boşanma kararı alabilmek için gerek davacı ve gerek davalı aceleci tavırlarıyla hem kendilerinin hem de ortak çocuklarının geleceklerini tehlikeye atabilirler, onları sıkıntılara sokabilirler. Hakimin bu duruma seyirci kalması elbette düşünülemeyecektir. 4721 sayılı yasa m.166 f.III hükmünde öngörülen düzenleme ile gerek taraflar gerekse çocuklar korunmak istenmiştir. Buna göre taraflar; boşanmanın mali sonuçlarını[32] , çocuklarının durumlarının ne olacağını hakime açıklamak zorundadırlar[33].

Taraflar bu açıklamalarını yazılı bir metin biçiminde sunabilecekleri gibi sözlü olarak da açıklayabilirler. Ancak sözlü anlaşma bir tutanağa geçirilerek her iki eş tarafından da imzalanmalıdır[34].

Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenleme tam bir mutabakat içermelidir. Düzenleme koşula bağlanmamalıdır[35].

aaa. Boşanmanın Mali Sonuçları Hususunda Anlaşma Sağlanmalıdır.

Aile Mahkemesi hakiminin boşanma kararı verebilmesi için davacı ve davalıyı boşanmanın mali sonuçları olan , maddi tazminat, manevi tazminat ve nafaka konularında taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Örneğin ‘’nafaka istemiyorum’’ biçiminde alınan veya boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin düzenlemeye yazılıp imzalanan bir beyanı ele alalım. ‘’Nafaka istemiyorum’’ beyanı ile kastedilen nedir? Tedbir nafakası mı istenmiyor yoksa yoksulluk nafakası mı istenmiyor belli değildir. O halde tarafların beyanı ele alınırken nafaka ve tazminat konusunda nafaka ve tazminatların ayrı ayrı adları yazılarak beyanları alınmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davalarındaki tazminata ilişkin beyan, 4721 sayılı TMK’nın 174. maddesine dayalıdır. Burada alınan beyan eşler arasındaki diğer alacakları (eşya gibi) kapsamaz. Bu durum özellikle boşanma davasından ayrı açılacak alacak ve tazminat davalarında gözden kaçırılmamalıdır.

bbb. Çocukların Durumu Hususunda Anlaşma Sağlanmalıdır.

Aile Mahkemesi hakiminin boşanma kararı verebilmesi için davacı ve davalıyı çocukların durumu, iştirak nafakası, kişisel ilişki, velayet hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Ergin olmayan çocukların velayetinin kime verileceği ve velayetin verilmediği tarafın çocukla kişisel ilişkisinin ne biçimde olacağı konusunda tarafların beyanları mutlaka alınmalıdır. ‘’Kişisel ilişkiyi Mahkemenin taktirine bırakıyoruz’’ biçiminde alınan ve imzalanan beyanlar gerekçeli karar yazıldığında şikayetlere sebep olmaktadır. Hakim, biraz daha zaman ayırıp bu beyanların alınmasına özen gösterirse, uyuşmazlık o gün sona erer ve daha sonra açılacak davaların önüne geçilmiş olur.

Uygulamada tarafları sıkıntıya sokan bir durum da iştirak nafakası konusudur. Anlaşmalı boşanma yapılırken çocuk için nafaka istenmemiş olması çocuğun hakkı olan eğitim ve öğretimini sağlayacak yardımın daha sonra istenilmesine engel değildir. Bu sebeple velayeti anneye verilen çocuk için daha sonra iştirak nafakası istenilmişse uygun miktar iştirak nafakasına hükmedilmelidir[36].

bb. Düzenlemede Değişiklik Yapılırken Tarafların Görüşü Alınmalıdır

Hakim, tarafların ve çocukların yararlarını dikkate alarak taraflarca sunulan düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Mahkeme tarafların beyanlarının kabul edilmeyiş sebeplerini açıklayıp onlara bir teklif götürmeden davayı reddedemez[37]. Mahkeme kendini tarafların yerine koyarak değişikliği kendiliğinden gerçekleştiremez[38].

Hakim taraflar arasındaki düzenlemenin hangi bölümünü sebep kabul etmediğini açıklar ve taraflardan gerekli gördüğü değişiklikleri yapmalarını ister. Bu değişiklikleri taraflar kabul ederse anlaşmalı boşanma kararı verilir[39]. Başka bir anlatımla protokolde yapılan değişiklik konusunda taraf görüşleri alınmadan[40] karar verilemez.

Düzenlemenin uygun bulunmamasında problem genellikle çocukların velayetinin hangi tarafa verileceği konusunda doğmaktadır. Anlaşmalı boşanma kararı sadece velayet yönünden temyiz edilse ile incelenir. Çünkü velayet kamu düzenine ilişkindir. Örneğin Yargıtay, anlaşmalı boşanmada beş aylık çocuğun velayetinin babaya verilmesini uygun görmemiştir[41].

cc. Düzenleme Dışı Karar Verilmemelidir.

Aile Mahkemesi hakimi, taraflarca kabul edilecek düzenleme dışında bir karar veremez. Aile Mahkemesi hakimi taraflarca kabul edilmiş düzenlemeye aykırı olarak; nafakanın artırımına karar vermemesi[42],kişisel ilişki düzenlemesine uymaması[43], faize hükmetmesi[44],velayeti vermemesi[45], arsanın devrine karar vermemesi[46] örnek olarak gösterilebilir. Hakim, boşanma düzenlemesini uygun bulmadığını duruşmada açıklamamış ve uygun gördüğü değişiklikleri eşlerin bilgisine sunmamış bulunmasına göre boşanma düzenlemesini uygun görmüş sayılır[47].

dd. Düzenleme Uygulanabilir Olmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında boşanmaya karar verilebilmesi için taraflar arasında kararlaştırılan düzenlemenin uygulanabilir olması gerekir[48]. Daha doğru bir anlatımla, düzenlemenin infazı mümkün olmalı ve sonradan ihtilafa sebep olmamalıdır.

Şunu da belirtmekte fayda vardır; boşanma protokolünün iptaline ilişkin davanın da Aile Mahkemesinde görülmesi gerekir.

E-) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA KUSUR ARAŞTIRMASI YAPILAMAZ
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 184 b. 3 hükmüne göre tarafların boşanma konusundaki her türlü ikrarları hakimi bağlamaz. Hakimin, taraflar boşanma yolunda iradelerini açıkladıklarında evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu araştırması olanaklı değildir. Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurmaları veya bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu sebeple de eşlerden birinin diğerinden daha fazla kusurlu kabul etmek olanaksızdır[49].

F-) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA HÜKÜM
Hakimin yalnızca anlaşmanın onaylanması biçimindeki kararının infazda güçlük yaratacağı unutulmamalıdır. Hüküm, anlaşmalı boşanmada yer alan edimlerin uygulanmasına olanak verecek surette oluşturulmalıdır. Anlaşmalı boşanma davasında verilecek hükümler HUMK’un 388. maddesine uygun ve duraksamaya yer verilmeden icraya elverişli olmalıdır. Hakim gerekçeli kararında örneğin, ‘’maddi ve manevi tazminatın tahsiline’’ ilişkin hüküm kurarak anlaşmalarını onaylamalıdır[50].

aa. Karar Eda Hükmünü Taşımalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında hüküm açık ve infazda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kurulmalıdır. Kararlaştırılan düzenleme, eda emri taşıyacak şekilde hüküm fıkrasına[51] yazılmalıdır[52]. Anlaşmalı boşanma davasında düzenlemeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz[53]. Ayrıca, düzenlemenin tasdiki şeklinde de karar verilemez[54]. Düzenlemenin tamamının hüküm fıkrasına, infazda karışıklık yaratmayacak şekilde geçirilmesi gerekir[55]. Düzenleme içerisinde yer alan tapu kayıtları celp edilmeli ve anlaşmaya uygun olarak tesciline de karar verilerek boşanmaya hükmedilmelidir[56].

bb. Anlaşmalı Boşanma Davasında Feragat

Anlaşmalı boşanma davasından feragat mümkündür. Feragat varsa bu yön dikkate alınmalıdır[57]. Yargıtay’ın çoğunluk görüşüne göre sadece ‘’davacı sıfatını’’ kullanan eş davadan feragat edebilir.


cc. Yargılama Gideri

HUMK.’un 426. maddesi lehine hüküm verilen taraf için tahsil olunacak muhakeme masrafının hükümde gösterilmesi gerektiğini içermektedir. Anlaşmalı boşanma davasında yargılama giderleri tarafların istekleri doğrultusunda kararlaştırılmalıdır[58].



SONUÇ

Eşlerin anlaşması ve düzenledikler protokolün hakim tarafından uygun bulunması neticesinde eşlerin kendi ‘’iradeleriyle’’ boşanabilmeleri, Türk Hukuk Sistemimiz açısından oldukça yerinde bir düzenlemedir. Aksini kabul etmek, birey iradesinin hiçe sayılması anlamını taşırdı ki bu durum, istemeye istemeye evlilik birliğinin devamına ve eşlerin istemediği bir hayatı devam ettirmelerine neden olacaktı. Bu nedenle anlaşmalı boşanma kurumu, Türk Hukuku’nda bireyin iradesine verilen önemin bir göstergesidir. Bu çalışmamızda, anlaşmalı boşanmanın tüm unsurlarını, kaynakçada belirtilen değerli hocalarımızdan yoğun olarak faydalanılarak, bazen de bire bir alınarak, detaya girmeden fakat yine de olması gereken ayrıntıyla incelemeye çalıştık.

[1] GENÇCAN , Ö, UĞUR , Boşanma Hukuku , Ankara 2006, Yetkin Yay. s. 355.

[2] ÖZDEMİR, Nevzat , Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma , İstanbul Üniversitesi S.B.E. Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Doktora Tezi , s. 128.

[3] ÖZDEMİR, s.132.

[4] ÖZDEMİR, s.139.

[5] ÖZDEMİR, s. 140.

[6] ÖZDEMİR, s. 141.

[7] GENÇCAN, s. 356.

[8] AKINTÜRK, Turgut , Aile Hukuku, İstanbul 2002, Beta, s. 261.

[9] Y2HD, 26.09.2005 , 10527- 12785.

[10] DOĞAN İzzet, Anlaşmalı Boşanma, İstanbul Barosu Dergisi Sayı:2007/5, s.3

[11] ÖZDEMİR, s. 152.

[12] GENÇCAN, s. 358.

[13]ÖZDEMİR, Türk-İsviçre Hukukunda Anlaşmalı Boşanma, Beta Yayınları 2003, s.126.

[14] Oğuzman /Dural, Aile Hukuku , İstanbul , 1994 s.128.

[15] Y2HD, 10.12.1997, 12360/13465.

[16] Y2HD, 17.02.2004 , 886-1754.

[17] Y2HD, 15.03.1990 , 11382/2844.

[18] ÖZDEMİR, s. 172.

[19] Y2HD, 09.04.2002, 4194/4994.

[20] Y2HD, 11.05.1998 , 4765/5681.

[21] DOĞAN, s.6.

[22] Y2HD , 29.09.2005, 10528-13106.

[23] Y2HD , 02.02.2006, 16222-777.

[24] Y2HD , 12.11.1990, 4932/10713.

[25] Y2HD , 19.02.1990, 10658/2000.

[26] Y2HD , 13.02.1992, 1456/1636.

[27] Y2HD , 14.12.1998, 12095/13582.

[28] Y2HD, 12.01.2005 , 16916-363.

[29] Y2HD, 17.01.1991 , 7288-9704.

[30] Y2HD, 20.10.1993 , 8625-9559.

[31] Y2HD, 30.01.2006, 21176-499.

[32] ‘’Taraflar boşanmanın mali sonuçları konusunda anlaşamamışlardır…Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi TMK’nın 166/3 maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez… TMK’nın 166/3 maddesi şartları oluşmadan, tarafların delilleri sorulmadan ve gösterilen deliller getirtilip, tanıkları dinlenmeden olayların varlığının kabulü sonucu, boşanmaya karar verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.’’
Y2HD , 01.03.2004 , 1717-2494.

[33] Y2HD, 03.10.2005 , 10592-13369.

[34] AKINTÜRK, s.236 , OĞUZMAN/DURAL , s.129.

[35] ‘’ Koşula bağlı anlaşma sonuç doğurmaz.’’ Y2HD , 05.07.2004 ,7991-8842.

[36] Y2HD, 14.10.1998 , 10493/10861.

[37] Y2HD, 23.01.1995 , 33/717.

[38] Y2HD, 21.11.1991, 10499/14491

[39] ‘’Davacı dilekçesinde boşanma ,isteğinde bulunmuş, 31.01.2001 günlü oturumda davalı da bu isteğe iştirak etmiştir. Mahkemece 743 sayılı Medeni Kanunun134/3. maddesi çerçevesinde işlem yapılıp, duruşmaya gelen davacı asılın da beyanı tespit edilerek tarafların boşanma ve ferileri hakkında anlaşmaları halinde boşanmaya karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir..’’ Y2HD, 16.05.2002 , 5840/6633.

[40] Y2HD, 29.06.2004 , 7777/8632.

[41] Y2HD, 11.05.1998 , 4785/5678.

[42] Y2HD , 29.12.2004 , 14142/16072.

[43] Y2HD , 07.03.2005 , 1498-3386.

[44] Y2HD , 18.02.2002 , 1585/2122.

[45] Y2HD , 14.04.2004 , 3807/4741.

[46] Y2HD , 25.04.2005 , 5019-6708.

[47] Turgut AKINTÜRK, Aile Hukuku, İstanbul,2002, s.263.

[48] ‘’…Medeni Kanunun 134/3. maddesi gereğince boşanmaya karar verilebilmesi için anlaşmanın infazı mümkün olmalı, sonradan ihtilafa neden olmaması gerekir. Anlaşmaya dahil edilen kooperatif evinin davacıya ait olduğu ve devir yetkisi bulunduğu kayıt getirtilip denetlenmediği gibi evdeki eşyaların neler olduğu da açıklanmamıştır. Bu hali ile protokol ihtilaf çıkaracak nitelikte olup Medeni Kanunun 134/3. maddesi koşullarının oluşturması için hakime verilen yetki de göz önünde tutulmadan boşanmaya karar verilmesi doğru değildir.’’ Y2HD , 26.10.2001, 13316/14753.

[49] Y2HD , 06.07.1995 , 7015/7916.

[50] DOĞAN, s.9.

[51] ‘’…Hükmün infazda tereddüt yaratmayacak şekilde kurulması zorunludur.(HUMK. M.388) Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesine dayanan boşanma davasıdır. Taraflar karşılıklı olarak bir kısım edimler karşılığında boşanma hususunda anlaşmışlardır. Bu edimlerin infaz edilebilmesi için hükümde gösterilmesi zorunludur..’’ Y2HD , 06.05.2004 , 4891-5908.

[52] Y2HD , 26.01.2005 , 16025-852.

[53] Y2HD , 15.09.2005 , 9743-12151.

[54] ‘’…Hüküm fıkrasında ise sadece ‘taraflarca ibraz edilen protokolün tasdikine’ denilmekle yetinilmiştir. Protokoldeki hükümlere hüküm fıkrasında yer verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.’’ Y2HD , 07.11.2005 , 12503- 15200.

[55] ‘’… Mahkemece bu protokolün tamamı hüküm fıkrasına infazda karışıklık yaratmayacak şekilde geçirilmesi gerekir…’’ Y2HD , 21.10.2004 , 10734/12314.

[56] Y2HD , 11.02.2002 , 1350/1781.

[57] ‘’… Davacı tarafından açılan dava sonucunda Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi gereğince boşanma kararı verilmiş ise de; davacı asil 12.03.2004 tarihinde davalı ile birlikte verdiği dilekçede davasından feragat etmiş bulunduğundan, feragat konusunda bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.’’ Y2HD , 20.04.2004 , 4544/5210.

[58] Y2HD , 17.03.2005 , 2244/4255

KAYNAKÇA


1-) Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınları, Ankara, 2006
2-) Nevzat ÖZDEMİR, Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, İstanbul, 2003
3-) İzzet DOĞAN, Anlaşmalı Boşanma, İstanbul Barosu Dergisi C:81 S:5 İstanbul, 2007
4-) Turgut AKINTÜRK, Aile Hukuku, Beta Yayınları, İstanbul 2002
5-) Kemal OĞUZMAN/ Mustafa DURAL, Aile Hukuku, İstanbul 1994
6-) Feyzi FEYZİOĞLU, Aile Hukuku, İstanbul Üniversitesi Yayınları, İstanbul 1979
7-) Nihat İNAL, Uygulamada Nafaka Ve Boşanma Davaları, Ayyıldız Matbaası Ankara 1975.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Anlaşmalı Boşanma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Doğanay İğde'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
» Makale Bilgileri
Tarih
23-01-2009 - 20:32
(2106 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 6 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 6 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
13916
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 7 saat 29 dakika 42 saniye önce.
* Ortalama Günde 6,60 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 58032, Kelime Sayısı : 4210, Boyut : 56,67 Kb.
* 9 kez yazdırıldı.
* 10 kez indirildi.
* 3 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 961
Yorumlar : 1
D-aaa kısım son bölümde mali sonuçların kapsamında yanılıyorsunuz...sizin savunduğunuz sadece 174...vs deki gibi fer'i sonuçlar...Oysa kanun mali sonuçlar demektedir...buna her türlü alacak dahildir... (...)
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 1,22339606 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.