Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale İpoteğin Sona Erme Nedenleri

Yazan : Av.Kezban Yılmaz [Yazarla İletişim]
AVUKAT- YÜKSEK LİSANS ÖĞRENCİSİ

İPOTEĞİN SONA ERME NEDENLERİ

GİRİŞ

İpoteğin sona ermesi Medeni Kanunun 883. maddesinde ‘ipoteğin terkinini isteme’ başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre “alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki,alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir.” Alacak sona erdiğinde, alacağa bağlı olan ipotek hakkı da sona ereceğinden malik alacaklıdan ipoteği terkin etmesini isteyebilecektir.

Malikin ipotek yükünün terkinini talep etmesi için alacağın tamamının ödenmiş olması gerekir.Alacağın bir kısmının ödenmiş olduğu durumlarda alacaklı terkine zorlanamaz. Bu ipoteğin alacak hakkına sıkı sıkıya bağlı olmasından kaynaklanan doğal bir sonuçtur.

Alacaklının terkin talebinde bulunması için alacağın tamamının ödenmiş olması zorunlu değildir. Terkin talep etme hakkı yasa tarafından alacaklıya verilmiş bir hak ve yetki olduğundan, alacaklı bu hakkını istediği şekilde kullanabilir.

Taşınmaz rehnine ilişkin hükümler ipotek hakkında da uygulanacağından, taşınmaz rehininin sona ermesini düzenleyen Medeni Kanunun 858.maddesi de ele alınacaktır. MK.m.858 'e göre, “ taşınmaz rehni, tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer. Kamulaştırmaya ilişkin kanun hükümleri saklıdır.” Bu madde hükmü ile ipotekle teminat altına alınan alacağın ödenmesinin yanı sıra, tescilin terkin edilmesi, taşınmazın tamamen yok olması ve kamulaştırma hallerinde de ipoteğin sona ereceği kabul edilmektedir.

Kanunda bu yönde bir düzenleme bulunmamakla birlikte,doktrinde, ipoteğin belli bir süre için kurulmuş olması halinde, kararlaştırılan bu sürenin dolmasıyla ipoteğin sona ereceği kabul edilmektedir. Kanundan doğan ipotek haklarında, ipotek kurulmasına neden olan kanuni sebebin ortadan kalkmasıyla ipotek hakkı da sona erecektir.

Ayrıca, ipotekle teminat altına alınmış alacağın ödenmemesi halinde,alacaklının talep ve başvurusu ile alacağını temin etmek amacı ile ipotekli taşınmazın icra organları vasıtasıyla paraya çevrilmesi ve satılması halinde de ipotek doğal olarak sona erecektir.

Hangi hallerde ipoteğin sone ereceği konumuzda ayrıntılı olarak açıklanacaktır.

I. GENEL OLARAK İPOTEK

İpotek, Medeni Kanunumuzda düzenlenen diğer ayni haklar gibi geçerli bir hukuki nedene dayanarak ve aleniyet ilkesi gereğince tapu siciline tescil ile kurulur. İpoteğin kurulmasına neden olan hukuki sebep tarafların iradesine bağlı bir hukuki işlem ya da kanun hükmü olabilir.

1. İradi İpotek.

İradi ipotek, alacaklı ve borçlu arasında tapu memuru huzurunda resmi şekilde yapılan bir ipotek sözleşmesine veya borçlunun ölüme bağlı tasarrufuna istinaden tapu kütüğüne yapılacak tescil sonucu ortaya çıkan ipotek türüdür.

İradi ipotek uygulama da genellikle bir ipotek sözleşmesi şeklinde oluşur.

2. Kanuni İpotek.

İpoteğin doğumuna yol açan hukuki sebep bir kanun hükmüdür. Kanuni ipoteğin doğması için de kural olarak tapu kütüğünde tescil işleminin yapılması gerekli olmakla birlikte Medeni Kanunda bu kuralın uygulanmadığı ipotek hakları da kabul edilmiştir. Bu yüzden, kanuni ipotek hakları, tescile bağlı kanuni ipotek hakları ve tescile bağlı olmayan kanuni ipotek hakları şeklinde ikiye ayrılırlar.[1]

a) Tescile Bağlı Olmayan Kanuni İpotek Hakları.

Doğrudan doğruya kanundan doğan ipotek hakları Medeni Kanunda , alacaklının ipotekli taşınmazın değerinin azalmasını önlemek (MK. m.865/III, 867/II) ve taşınmazın korunmasını sağlamak,özellikle malikin ödemekten kaçındığı sigorta ücretlerini ödemek (MK m.876) amacıyla yaptığı masrafların güvence altına alınması için tanınmıştır.[2] Bu ipotek haklarının doğumu için tescil şart değildir.İstendiği taktirde tescil edilebilirler.

b) Tescile Bağlı Kanuni İpotek Hakları.

Medeni Kanunun 893. maddesinde “ dolayısıyla kanundan doğan (tescile bağlı )ipotek hakları” düzenlenmiştir. Bu ipotek haklarının doğumu için alacaklının tescil talebi ve tapu kütüğüne tescil zorunludur[3] Buna göre aşağıdaki belirtilen alacaklılar kanuni ipotek hakkının tescilini isteyebilirler:

- Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde satıcı,

- Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar veya diğer elbirliği ortakları,

- Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan alt yüklenici veya zanaatkarlar.

Bunlardan başka, Medeni Kanunun 829. ve 834. maddeleriyle,BK.m.513 ve KMK.m.22' da dolayısıyla kanundan doğan ipotek hakları düzenlenmiştir.

Kısaca ipotek çeşitlerini hatırladıktan sonra asıl konumuz olan ipoteğin sona erme nedenlerine geçiyoruz.

II . İPOTEĞİN SONA ERME NEDENLERİ

l. GENEL SEBEPLER

a) Taşınmazın Yok Olması.

Taşınmazın herhangi bir neden ile tamamen yok olması halinde, taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkıyla beraber diğer bütün sınırlı ayni haklar son bulur. Rehin hakkı maddi ve şekli varlığını yitirir. Bu durumlarda ipoteğin tapu kütüğünden terkini açıklayıcı mahiyettedir.[4]

İpotekli taşınmazın yok olması durumunda tazminat ve sigorta bedeli ödenmesi söz konusu olursa rehin hakkı tazminat ve sigorta bedeli üzerinden devam eder. Taşınmazın kısmen telef olması halinde ipotek hakkı kalan kısım üzerinden varlığını sürdürür.[5]

b) Tescilin terkini.

Kamuya açıklık ilkesi, taşınmaz rehininin tescille kurulması gibi; terkinle son bulmasını da zorunlu kılmaktadır.[6] Medeni Kanunun 1014. maddesi tapu kütüğünde yazılı tescillerin terkin edilmesi ya da değiştirilmesi işleminin “…ancak bu kaydın kendilerine hak sağladığı kişilerin yazılı beyanı üzerine…” yapılacağını hükme bağlamıştır. Bu nedenle ipotek ancak alacaklının yazılı talebi ile terkin edilebilir. Bu açık hüküm karşısında alacaklının beyanı olmaksızın malikin tek taraflı olarak ipotek kaydını terkin ettirmesi mümkün değildir.

Alacak sona ermemiş olmasına rağmen ve alacaklının rızası olmaksızın ipotek kaydının terkini, ipoteğin sona ermesine yol açmaz. Böyle bir durumda ipotekli alacaklı MK.m.1025/I gereğince yolsuz terkinin düzeltilmesi amacıyla tapu sicilinin düzeltilmesi davası açabilir. İyi niyetli üçüncü kişiler yolsuz terkine güvenerek ayni hak kazanmış ise MK.m.1025/ II göre artık ipotek hakkı bunlara karşı ileri sürülemez. İpotek kaydının yolsuz terkini nedeni ile alacağını henüz almamış alacaklı uğramış olduğu zararlar için taşınmaz malikine veya yolsuz terkin tapu memurunun kusuru ile gerçekleşmiş ise devlete karşı Medeni Kanunun 1007 maddesine dayanarak,tazminat talebinde bulunabilir.

Alacaklının ipoteğin terkini istemesi için alacağın ödenmesi gerekmez. Alacağını tahsil etmeden de alacaklının tapu memuruna yapacağı yazılı başvuru ile ipotek hakkından vazgeçmek sureti ile ipoteğin terkinini isteyebilir. Alacaklının başvurusu üzerine yapılan terkin, kurucu niteliktedir. Terkin ile rehin sona erer.[7]

Alacaklı tarafından yazılı olarak yapılması gereken ipoteğin terkini talebinde, borçlu ve varsa kefillerin ad ve soyadları ile baba adı, sözleşme tarih ve numarası, ipoteğin tarihi ve yevmiye numarası, taşınmazın bulunduğu yer, cinsi ve yüzölçümü gibi hususlar belirtilmelidir.

c) Taşınmazın Kamulaştırılması.

İpotekli taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmaz üzerindeki bütün ayni haklar gibi ipotek de kendiliğinden sona erer.[8]

Kamulaştırma ile taşınmazın mülkiyeti üzerindeki bütün ayni ve şahsi haklar idareye intikal eder. İdare, yaptığı kamulaştırma nedeni ile mülkiyet hakkının karşılığı olarak taşınmaz sahibine kamulaştırma bedeli ödemekle yükümlüdür. Ancak, taşınmaz üzerinde rehin hakkının olması halinde rehin hakkı kamulaştırma bedeli üzerine devam eder[9]. Bu nedenle idare, rehinli alacaklıların izni olmaksızın kamulaştırma bedeli ile ilgili olarak malike ödeme yapamaz. Böyle bir durumda kamulaştırma bedelinin alacaklılar adına tevdi edilmesi gerekir.

Kamulaştırma bedeli kendisine ödenmeyen ipotekli alacaklı, Kamulaştırma Kanunun 19/VIII maddesine dayanarak, kamulaştırma bedelinin iadesi için dava açabilir.

d) Alacağın Sona Ermesi.

İpotek, alacağa bağlı (fer’i) bir hak olduğundan, güvence altına aldığı alacağın sona ermesi ipoteğin de sona ermesine neden olur. Alacak ödendikten sonra, tapu sicilinde görünen ipotek, alacaklı açısından sadece şekli anlam taşımakta olup[10], maddi açıdan bir değer ifade etmez. Alacağın sona ermesi üzerine taşınmaz sahibi, Medeni Kanunun 883 maddesi gereğince, alacaklıdan ipotek kaydının tapu sicilinden silinmesine (terkinine) rıza göstermesini isteyebilir. Malikin bu yöndeki talebi karşısında alacaklı, ipotek kaydının silinmesine razı olduğunu yazılı olarak tapu memuruna beyan ederek, tapu kütüğünde şeklen gözüken ipoteği sona erdirir. Alacaklı, ipotek kaydının silinmesine razı olmadığı takdirde malik, MK.m.1025/I göre dava açarak mahkemeden tapu kaydının düzeltilmesini talep edebilir.[11].Mahkeme tarafından verilecek karar açıklayıcı nitelikte olup, taşınmaz maliki mahkeme kararını tapu memuruna ibraz ederek tapu kaydından ipoteği terkin ettirmesi kurucu nitelikte sonuç doğuracaktır[12].

İpotekle teminat altına alınan alacağın kısmen ödenmesi halinde alacaklının ipoteğin kısmen silinmesini sağlama ya da talep etme yükümlülüğü yoktur. Alacak tamamen ödenmeden alacaklı ipoteğin terkinini talep etmeye zorlanamaz.

İcra ve İflas Kanununun 153.maddesi taşınmaz malikine maddede yer alan şartlarda icra dairesine müracaat ederek ipoteğin kaldırılmasını talep etme hakkı vermiştir.

Bu hükme göre ; “ İpotekle temin edilmiş ve vadesi gelmiş bir alacağın borçlusu icra dairesine müracaatla alacaklısının gaip ve yerleşim yerinin meçhul bulunduğunu veya borcu almaktan ve ipoteği çözmekten imtina ettiğini beyan ederse icra dairesi on beş gün içinde daireye gelerek parayı almasını ve ipoteği çözmesini alacaklıya usulüne göre tebliğ eder. Alacaklı bu müddet içinde gelmediği veya gelip de kanunen makbul bir sebep beyan etmeksizin parayı almaktan ve ipoteği çözmekten imtina eylediği takdirde borçlu borcunu icra dairesine tamamıyla yatırırsa icra mahkemesi verilen paranın alacaklı namına hıfzına ve ipotek kaydının terkinine karar verir. Bu karar tapu dairesine tebliğ edilerek ipotekli taşınmazın siciline geçirilir. “

e) Sürenin Dolması.

Kanunda bu konuda özel bir düzenleme olmamakla birlikte, doktrinde ipoteğin belli bir süre için kurulmuş olması halinde sürenin dolmasıyla birlikte ipoteğin de sona ereceği ileri sürülmektedir.[13] Buna karşılık uygulamada alacak henüz devam ederken ipotek için kararlaştırılmış sürenin dolması halinde, sırf sürenin dolmuş bulunması nedeni ile terkin istenemeyeceği kabul edilmektedir.

2. İPOTEĞİN PARAYA ÇEVRİLMESİ NEDENİ İLE İPOTEĞİN

SONA ERMESİ

A) Genel Açıklama.

İpotek,alacaklıya ipoteğe konu olan taşınmazın değeri üzerinden ayni güvence sağlar. Alacaklı bu güvenceye dayanarak, alacağının ödenmemesi halinde ipotekli taşınmazı sattırarak alacağını bu satım bedelinden alır. Medeni Kanunumuz 873. maddesinde “Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir.” hükmü ile alacaklının sahip olduğu bu hakkı düzenlemiştir.

Kural olarak paraya çevirme, İcra ve İflas Kanununun 145 – 154 maddeleri arasında düzenlenen rehnin paraya çevrilmesi hakkındaki hükümlerine göre yapılır.[14] Alacaklının bu hükümlere başvurmadan taşınmazı bizzat sattırma yetkisi bulunmamaktadır.[15] Alacaklı, taşınmazın paraya çevrilmesini resmi makamlar aracılığıyla gerçekleştirmek zorundadır.

Tarafların alacağın muaccel olmasından önce, ipotek sözleşmesine, alacak ödenmediği takdirde, ipotek konusu taşınmazın mülkiyetinin kendiliğinden alacaklıya geçmesini öngören bir hüküm koymaları halinde böyle bir anlaşma baştan itibaren geçersiz sayılır. Doktrinde “ lex commissoria yasağı (mürtehini temellük yasağı)” ,[16] olarak adlandırılan bu husus Medeni Kanunun madde 873/II 'de “borcun ödenmemesi halinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir.'” açıkça ifade edilmiştir.Bu hükmün konulma amacı ,taşınmazın değerinin rehinli alacak değerinden fazla olduğu durumlarda, kredi ihtiyacında olan ve sıkıntıda olan borçlu karşısında alacaklının aşırı yarar sağlamasını engellemektir.[17]

Alacak muaccel olduktan sonra tarafların, ipoteğe konu olan taşınmazın mülkiyetini alacaklıya devri konusunda anlaşmaları ya da direk taşınmazın alacaklı adına devri mümkündür. Mülkiyetin devri somut olayın özelliklerine göre '”ifa yerine edim” veya “ ifa uğruna edim” olarak değerlendirilebilir. Bu halde “lex commissoria yasağına” bir aykırılık söz konusu olmaz. Borçlu, taşınmazın paraya çevrilmesine katlanmak veya mülkiyetinin alacaklıya devri arasında bir tercih yapabilir.[18]

İpotekli taşınmaz üzerinde kesin veya ihtiyati haciz konulmuş ise veya borçlu iflas etmişse, tarafların taşınmazın alacaklı tarafından paraya çevrilebileceğini kararlaştırmaları mümkün olmaz. Diğer hak sahiplerinin korunması açısından paraya çevirme icra ve iflas dairesi tarafından yapılmalıdır.[19]

B) Önce Rehne Müracaat Kuralı ve İstisnaları.

İcra ve İflas Kanununun 45. maddesine göre, “rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir. Ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yolu ile takip edebilir.”

Önce rehne müracaat kuralının mutlak olarak kabulü alacaklı açısından bazı sakıncalar yaratabilir. Bunu önlemek amacıyla İcra ve İflas Kanununun çeşitli maddelerinde birtakım kanuni istisnalara yer verilmiştir.

Önce Rehne Müracaat Kuralının İstisnaları :

a) Alacaklı rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibe gitmiş, fakat rehin tutarı borcu karşılamaya yetmemişse, alacaklı kalan alacağını İİK.m.45/I dayanarak, iflas veya haciz yolu ile takip edebilir. İpoteğin üst sınır ipoteği olarak kurulduğu hallerde alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlamadan önce dahi, ipotek limiti dışında kalan alacağı için iflas veya haciz yoluyla takip yapabilir[20].

b) Alacağı çek, poliçe veya emre muharrer senede müstenit olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, önce rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takipte bulunmak zorunda değildir. Kambiyo senetlerine özgü takip yoluna başvurabilir.(İİK.m.45/II ve m.167/I)

c) İpoteğin faiz ve senelik taksit alacaklarını güvence altına almak için kurulması halinde,alacaklı, istediği takip yoluna başvurabilir.(İİK.m.45/ II)

d) Menkul rehninde borçlu,ödeme emrinin tebliği üzerine sırf rehin hakkına itiraz ederse,alacaklı,rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takipten vazgeçerek, takibin haciz yolu ile devamını isteyebilir.(İİK.m.147/II).

e) İpotekle güvence altına alınan alacak için ayrıca üçüncü bir şahıstan müteselsil kefilalet alınmış ise, ipotekli alacaklı, borçlu hakkında rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yerine, kefile karşı iflas veya haciz yolu ile takip yapabilir. Yani İcra ve İflas Kanununun 45. maddesi müteselsil kefiller hakkında uygulanmaz.[21] Ancak kefalet sözleşmesi adi kefalet niteliğinde ise, ipotek borçlusu hakkında takip yapılmadan adi kefil hakkında takip yapılamaz.

f) Taşınmaz için tespit edilen kesinleşen satış değerin, rehinli alacağı karşılamayacağı anlaşılırsa, alacaklının talebi üzerine İİK.m.150/I'e göre, kendisine açık kalan miktar için geçici rehin açığı belgesi verilir. Alacaklı bu belgeye dayanarak, borçlunun diğer mallarının haczini talep edebilir.

C) Takibin Şartları.

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilmek için, taşınmaz üzerinde Medeni Kanun hükümleri açısından geçerli olarak kurulmuş bir ipotek olmalıdır. Alacağını tahsil etmemiş olan alacaklı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için, açıkça talepte bulunmuş olmalıdır.

D) Takibin Konusu.

İpotek hakkı, ayni bir hak olduğundan bu hakkın taşınmazın hangi değerleri üzerinde etkili olacağının belirlenmesi ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte önemli bir husustur. Medeni Kanunun 862,879,875 ve 876 maddelerinde yer alan düzenlemeler çerçevesinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, talep edilerek, takibe konu olabilecek değerler taşınmaz ve alacak bakımından ayrı ayrı incelenir.

1. Taşınmaz Bakımından Takibin Konusu.

aa- Ana Taşınmaz.

İpoteğin taşınmaz bakımından konusu, Medeni Kanunun 853.maddesinde belirtilen tapuya kayıtlı bir taşınmazdır. Medeni Kanunun 998. maddesinde tapuya kayıtlı taşınmazlar, “Arazi ,taşınmaz üzerindeki bağımsız ve sürekli haklar ve kat mülkiyetine konu olan bağımsız bölümler ” olarak belirlenmiştir.

Taşınmaz lehine kurulmuş sınırlı ayni haklar da, taşınmazın paraya çevrilmesi sırasında alacaklıya geçeceğinden ipoteğin kapsamında yer alırlar.[22]

bb- Bütünleyici Parçalar.

Taşınmaza ait bütünleyici parçalar ipoteğin kapsamına dahildir. Bu husus Medeni Kanunun 862. maddesinin birinci fıkrasında “ rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kılar.” şeklinde açıkça ifade edilmiştir.

Bütünleyici parça, Medeni Kanunun 684. maddesinde tanımlanmıştır. Buna göre; “Bütünleyici parça, yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.” Buna göre, bir taşınmazın bütünleyici parçaları, o taşınmazdaki yapılar, bitkiler, kaynaklar ve asıl taşınmaza bağlı tabii semerelerdir [23].

Taşınmaz üzerindeki rehin hakkı, sadece rehinin kurulduğu anda mevcut olan bütünleyici parçalar ile sonradan taşınmaza dahil olan ve bütünleyici parça niteliğini kazanan şeyleri de kapsamına alır.[24]

Bütünleyici parçalar, taşınmazdan ayrılmak sureti ile bir taşınır eşya haline geldikleri taktirde rehinin kapsamından çıkarlar. Bu halde bütünleyici parça, fiziksel olarak asıl taşınmazdan ayrılmakta ve taşınmaz ile artık bir bağı kalmamaktadır.[25]

MK.m.685/III göre taşınmazın tabii semereleri, asıl taşınmazdan ayrılana kadar onun bütünleyici parçası niteliğini korurlar. İpoteğin paraya çevrilmesinde takibin kapsamı içinde yer alırlar.

cc- Eklentiler.

Medeni Kanunun 862/I'e göre taşınmazın eklentileri de rehnin kapsamına dahildir. Eklenti, her zaman taşınır bir eşyadır[26]. Medeni Kanun m.868'e göre bir şeye ilişkin tasarruf aksi kararlaştırılmadıkça eklentilerine de kapsar. Gerek rehnin kurulması sırasında ve gerekse sonradan tahsis edilecek eklentiler, teminat kapsamındadır.[27]

Bir eşyanın eklenti sayılabilmesi, taşınır olmasına, asıl eşyaya süreklilik gösterecek şekilde bağlı olmasına ve tahsis edilmesine bağlıdır. Bütünleyici parçalardan farklı olarak, taraflar aralarında anlaşma yapmak sureti ile eklentilerin tamamının ipoteğin kapsamı dışında bırakabilecekleri gibi belirli bazı eklentileri de ipoteğin kapsamı dışında tutabilirler. Neyin eklenti olup olmadığını anlaşmak sureti ile belirleyebilirler. Ancak taraflar arasında eklentilerle ilgili olarak bu yönde yapılacak bir sözleşme, resmi senette belirtilip tapuda gösterilmesi halinde geçerli olur .

Eklentiler, tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılır. Bu yazım kayıtlı taşınırların taşınmazın eklentileri olduğuna karine teşkil eder.[28]

dd - Kiralar.

MK.m.863/I'e göre rehinli taşınmazdan elde edilen kiralar da bazı sınırlamalarla rehnin kapsamına dahildir. Kira bedellerinin taşınmazla maddi bağlılığı yoktur. İpotekli alacaklının kira bedelleri üzerindeki rehin hakkı,kanundan doğan bağımlı bir rehin hakkıdır.Kira bedeli,taşınmazın konu olduğu kira ilişkisi dolayısıyla elde edilen dolaylı bir semeredir.[29]

Taşınmazın paraya çevrilmesi için takibin başladığı tarihten taşınmazın satılacağı tarihe kadar muaccel olan kira bedelleri üzerinde alacaklı rehin hakkına sahiptir.[30]Takibe başlanmasından veya borçlunun iflasına karar verilmesinden önce işlemiş kiralar, rehinin kapsamına dahil değildir. Rehnin kapsamına girdiği kabul edilen süre içerisinde işleyen kira alacaklarından doğan rehin hakkı,kiracılara karşı ancak cebri icra yoluyla takibin kendilerine bildirilmesi veya iflas kararının ilanından sonra ileri sürülebilir.[31]

İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin kiracılara bildirilmesi görevi İcra ve İflas Kanununun 150/b. maddesi gereğince icra müdürüne aittir.[32] İcra müdürü, alacaklının talebi üzerine takibin kesinleşmesini beklemeden kiracıları takipten haberdar ederek, işleyecek kiraların bundan böyle icra dairesine ödenmesini emreder.[33] İcra müdürünün bildirimine rağmen, kiracılar, kira bedellerini malike öderlerse geçerli bir ifa ile borçlarından kurtulmuş sayılmayacaklarından ipotekli alacaklıya karşı ikinci bir ödeme yapmak zorunda kalırlar.[34]

Medeni Kanunun 863.maddesinin üçüncü fıkrasında rehinli alacaklının kira bedelleri üzerindeki hakkını koruyan bir düzenleme yapılmıştır. Buna göre: “rehinli taşınmaz malikinin henüz muaccel olmamış kira bedelleri üzerinde yaptığı hukuki işlemler ile diğer alacaklılar tarafından koydurulan hacizler, kira alacaklarının muaccel olmalarından önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başlamış olan rehinli alacaklılara karşı geçerli değildir."

ee- Kaim Değerler.

Rehne konu taşınmazın değeri yok olur veya azalırsa, bunun yerine rehin malikinin lehine bir alacak doğarsa, rehin hakkı bu alacak üzerinde devam eder.[35]

aaa) Sigorta Tazminatı

MK.m.879/I'de belirtildiği üzere hukuken bir kaim değer niteliğinde olan sigorta tazminatı da rehnin sağladığı güvencenin kapsamındadır. Buna göre; muaccel olan sigorta tazminatı malike ancak bütün rehinli alacakların rızasıyla ödenebilir.[36] Rehinle yükümlü bir taşınmazın malik hesabına sigorta ettirilmesi halinde rehinli alacaklının, malikin sigortacıya karşı sahip olduğu alacak hakkı üzerinde kanuni bir rehin hakkı kazanacağı kabul edilmektedir.

Rehinli alacaklılar, riziko gerçekleşip, alacak muaccel olunca, sigorta tazminatı üzerinde rehin hakkında sahip olurlar. Ancak alacak muaccel olmadan bu tazminat rehinli alacaklı tarafından talep edilemez.[37]

Medeni Kanunun 879. maddesinin ikinci fıkrasında rehin hakkı sahibi olanların rızasının aranmayacağı bir istisna getirilmiştir. Buna göre;“ sigorta tazminatı taşınmazın eski hale getirilmesi için harcanacaksa,malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi koşuluyla kendisine ödenir.” İstisnaya göre sigorta tazminatı, taşınmazın eski hale getirilmesi için kullanılacaksa rehinli alacaklıların rızasına gerek olmaksızın malike ödenecektir [38].

bbb) Kamulaştırma Bedeli.

Kamulaştırma ile rehin hakkı sona erer; rehin hakkı bu kez kamulaştırma bedeline geçer. Kamulaştırma bedeli üzerinde rehinli alacaklının rehin hakkı vardır.[39]

2. Alacak Bakımından Takibin Konusu.

a) Ana Para İpoteği.

aa- Ana Para.

Ana para ipoteğinde; ipotek miktarı belli bir alacağı teminat altına alır. Bu alacağın belirlilik ilkesi gereği tapuda Türk Lirası ya da MK.m. 851’de gösterilen koşulların varlığı halinde yabancı para olarak gösterilmesi şarttır. MK.m.875 gereğince, taşınmaz üzerinde kurulan ipotek hakkı öncelikle tapu sicilinde miktarı belli olan alacağın kendisini güvence altına alır.[40]

bb- Takip Giderleri ve Gecikme Faizi.

MK.m.875 göre ana para ipoteğin kapsamına ipoteğin paraya çevrilmesi için icra müdürü tarafından yapılan takip giderleri tescile gerek kalmaksızın dahil olurlar.[41] Bu giderler tebligat ve ihtar giderleri, paraya çevirme ve paranın alacaklılara ödenmesi gideri, bilirkişi ücreti ve avukatlık ücreti gibi giderlerdir. İİK.m.136-138 göre gayrimenkulün satışından sonra, önce paraya çevirme ve paylaştırma gibi tüm alacaklıları ilgilendiren masraflar satış bedelinden alınır.

Gecikme faizi,Borçlar Kanunu 103 ve 104 md.gereğince ödenmesi gereken kanuni gecikme faizidir. Kanuni hadleri aşmayan gecikme faizi, kanun gereği rehinin kapsamındadır ve ayrıca tapuya tescili gerekmez.[42]

cc- Sözleşme Faizi.

Taraflar rehinli alacak için sözleşme faizini serbestçe kararlaştırabilirler (MK.m.852). Taraflar yüksek bir faiz kararlaştırmış iseler, kanuni faizi aşan kısmın rehinin kapsamına girmesi için bu faiz oranının tapuya tescil edilmiş olması gerekir[43]. Kararlaştırılan faiz, takibin başladığı veya iflasın açıldığı anda muaccel olmuş son üç yılın faiziyle bu andan itibaren paraya çevirme gününe kadar doğan sözleşme faizleri, ipoteğin kapsamına girmektedir.[44]

Tarafların, son vadeden geriye doğru üç yılı aşan sözleşmesel faizlerinin güvenceden yararlanacağına dair yaptıkları anlaşmalar, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Çünkü yasanın getirdiği üç yıllık süre sınırlaması emredici niteliktedir.

Taşınmaz malikinin üçüncü kişinin borcu için rehin göstermesi halinde, alacağın muaccel olması alacaklının ihbarına bağlanmışsa, ihbar borçluyla beraber taşınmazın malikine de yöneltilmelidir (MK.m.887). Kendisine ihbar yapılmayan borçlu olmayan taşınmaz maliki, takibe karşı alacağın kendisi için muaccel olmadığını ileri sürerek itiraz edebilecektir.[45] İhbar gerçekleşinceye kadar, işleyecek gecikme faizleri için taşınmaz teminat oluşturmayacaktır.

İpotekli alacaklı takip talebinde, sözleşme ile kararlaştırılan bu faiz oranına isabet eden alacağını ayrıca talep etmelidir. İcra memurunun bu faizleri kendiliğinden göz önünde tutmakla yükümlü değildir.

dd- Taşınmazın Korunması İçin Yapılan Giderler.

MK.m.876’ da gayrimenkulün korunması için alacaklı tarafından yapılan masraflar ve ödenen sigorta bedeli de ipoteğin teminatı içinde kabul edilmiştir.[46]

b) Üst Sınır İpoteği.

Üst sınır ipoteğinde; alacağın miktarının belli olmaması nedeni ile alacak bakımından bir üst sınır tespit edilerek teminatın kapsamı belirlenmektedir. İpotek senedinde gösterilen miktar, güvencenin üst sınırını temsil eder. Ana alacak ve yan alacaklar ipotek senedinde yazılı miktarı aşamaz[47].

Bununla rehin edilen alacağın tutarı değil, ipotekli gayrimenkulün sorumlu olduğu üst miktar belirlenmiş olur.[48] Bu durumda teminat alacağı, takip giderleri ve temerrüt faizlerini ,üst sınıra kadar süreye tabi olmaksızın temin etmektedir. Üst sınır ipoteği kurulurken akit tablosunda üst sınır belirlendikten sonra “bu meblağa ilaveten ” denilerek, ilaveler yapılamaz, yapılsa da geçerli olmaz.

Medeni Kanunun 851.maddesinin ikinci cümlesine göre “alacağın miktarının belli olmaması halinde, alacaklının bütün isteklerini karşılayacak şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır taraflarca belirtilir.” Bu hüküm nedeni ile ana para ve takip giderleri ile faizlerin bu üst sınırı aşması halinde teminattan yararlanması mümkün değildir. Bu alacaklar, adi alacaktır ve adi alacaklar gibi takibe konulur. Ancak taraflar üst sınırı aşan miktarında teminat kapsamına alınması konusunda anlaşma yapabilirler. Ancak bu anlaşma yalnızca tarafları bağlar.

E) Takibin Tarafları.

aa- Takip Yapabilecek Kişiler.

Takip, alacaklı gerçek kişi ise, kendisi veya kanuni veya iradi temsilcisi, tüzel kişi ise ise,yetkili organları tarafından talep edilir. İpotek, iştirak halinde olan bir alacağı güvence altına almakta ise, takibin alacaklıların tamamı tarafından veya miras şirketi temsilcisi tarafından yapılması zorunludur.

İpotek birden çok alacaklıya ait paylı bir alacağı güvence altına almakta ise, her alacaklı ancak kendi payına düşen miktar hakkında takip talebinde bulunabilir. Alacaklı alacağını başkasına devretmişse alacağa bağlı bir hak olan ipotekte alacağı devralana geçeceğinden, bu durumda alacağı devralan ipoteğin paraya çevrilmesini talep edebilir.

bb- Hakkında Takip Açılacak Kişiler.

Borçlu ve ipotekli taşınmazın maliki aynı kişi ise, takip buna yöneltilir. İpotekli taşınmazın maliki ile borçlu aynı kişi değil ise, takip talebinin borçluyla birlikte malike de gönderilmesi gerekir.(İİK.m.149/I,149b/I).

Asıl borçlu hakkında takip yapılmadan ipotek verenler hakkında takip yapılamaz, daha sonra asıl borçlu takibe dahil edilemez. Buna karşın asıl borçlu hakkında takip yapıldığı halde ipotek veren hakkında takip yapılmamışsa, bu kişinin daha sonra takibe dahil edilmesi ve hakkındaki eksikliğin giderilmesi mümkündür.( Yargıtay 12.H.D.18.1.2000 Tarih ve 1999/17564 E.2000/198 Kr)[49].

Alacak, birden çok ipotek ile güvence altına alınmış ise, taşınmazların bir kısmı borçlu, bir kısmı üçüncü kişilere ait iseler, borçluyla birlikte diğer üçüncü kişiler hakkında da takip yapılmalıdır.

İpotekli borç için ayrıca kefil de bulunuyorsa kefalet adi kefalet ise, ipotek borçlusu hakkında takip yapılmadan kefil hakkında takip yapılamaz. Ancak kefil borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla borcun ifasını üstlenmiş ise alacaklı asıl borçluya müracaat etmeden de BK.m.487/I gereğince kefil hakkında takip yapabilir.

İİK.150/c gereğince; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başvurulması halinde keyfiyet icra dairesi tarafından tapu idaresine bildirilir. Tapu memuru keyfiyeti taşınmazın siciline şerh eder. Bu şerhten sonra taşınmazı devralacak kişilere karşı takibe devam edilir.

cc- Yetkili İcra Dairesi.

İcra ve İflas Kanununun 148. maddesine göre ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ipotek alacaklısı,“…yetkili veya taşınmazın bulunduğu yer icra dairesine…” başvurabilir. Yetkili icra dairesi hakkında HUMK. yetkiye ilişkin hükümleri uygulanır.

İpotek akit tablosunda kayıtsız şartsız borç ikrarı bulunması halinde takip ilamların icrası hallerinde olduğu gibi Türkiye’nin herhangi bir icra dairesinde yapılabilir.(İİK.m.34 )

E) İZLENECEK TAKİP YOLU

İpoteğin paraya çevrilmesinde, ilamsız takip yolu ve ilamlı takip yolu olmak üzere iki farklı takip yolu bulunmaktadır. Alacaklı, ipoteğin düzenleniş şekline göre hangi takip yoluna baş vurmak istediğini takip talebinde göstermelidir .(İİK.m.58/II,,b.5)

İpotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ediyor ve alacak da muaccel olmuşsa, alacaklı ilamlı takip yoluna başvuracaktır..

Eğer, ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmiyorsa, alacaklı ilamsız takip yoluna başvuracaktır.

aa- İpoteğin İlamlı Takip yolu ile Paraya Çevrilmesi.

İpotekle güvence altına alınmış olan alacak veya ipotek hakkı veya her ikisi bir ilam veya ilam niteliğindeki bir belgede (İİK.m.38) tespit edilmişse (İİK.m. 150/h) veya ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içeriyorsa (İİK.m. 149) alacaklı,ipoteğin paraya çevrilmesinde ilamlı takip yoluna başvurabilir. (İİK.m 32;m.149).

İİK.m.150ı gereğince; borçlu cari hesap veya kısa orta uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayri nakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız şart-sız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi krediyi kullandıran taraf (alacaklı), krediyi kullanan tarafa ait,cari hesabın kesilmesine ilişkin hesap özetini ve kısa orta uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetini veya gayri nakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebini noter aracılığı ile krediyi kullanan tarafa (borçluya) tebliğ etmişse, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapabilir.[50]

İpoteğin ilamlı takip yolu ile paraya çevrilmesi, alacaklının takip talebi ile başlar. Alacaklı bu takip talebine, alacak ve ipotek hakkı yahut her ikisi bir ilam veya ilam niteliğindeki bir belgede tespit edilmişse bu belgeyi, ipotek akit tablosu kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeriyorsa bunun tapu dairesinden verilmiş resmi örneğini icra dairesine vermelidir.[51]

Alacaklının ipoteğin ilamlı takip yoluyla paraya çevrilmesi yönündeki talebi üzerine icra müdürü, borçluya ve ipotekli taşınmaz üçüncü şahsa aitse taşınmaz maliki üçüncü şahsa birer icra emri gönderir (İİK.m.32 ; İİK.m.149)[52] .

Borçluya, borcu yedi gün içinde ödemesi veya bu süre içinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasına ilişkin bir karar (İİK.m.33) getirmesi gerektiği, bunların yapılmaması halinde taşınmazın satılacağı ihbar edilir (İİK.m.150/h,İİK.m.32). İcra emri, ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva ettiği hallerde gönderilecekse, borçluya borcu ödemesi için otuz gün süre ve icranın geri bırakılmasına dair karar getirmediği taktirde taşınmazın satılacağı ihbar edilir (İİK.m.149/II).

İlamlı takip yolunda borçlu, borca ve ipotek hakkına itiraz edemez. Ancak takipten önce borcu ödemiş veya alacaklıdan mehil almış ise icra emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icranın geri bırakılması talebi ile icra mahkemesine başvurabilir.

bb- ipoteğin İlamsız Takip Yolu ile Paraya çevrilmesi.

İpotek akit tablosu kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını içermiyorsa, alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamsız takip açar,alacaklının talebi ile borçluya İcra ve İflas Kanununun 148. maddesine göre ödeme emri gönderilir. Ödeme emrine, takip konusu alacağın yanı sıra,yedi gün içinde borca itiraz etmez ve otuz gün içinde borcu ödemez ise,alacaklının ipotekli taşınmazın satışını isteyebileceği yazılır (İİK.m.149/b).

Bu takip türünde de alacaklı,alacağına ilişkin belgeleri ve ipotek senedini icra dairesine ibraz eder. Alacaklı takip talebinde alacak tutarı üst sınırı, ipotekteki limiti aşmamak şartıyla talep edebilir. Takip tarihinden itibaren faiz isteyemez. İpotek limiti dışında kalan alacağının, genel haciz veya iflas yolu ile takip edebilir.

Borçlu,yedi gün içinde itiraz ederse, takip durur. Alacaklı genel mahkemede itirazın iptali davası (İİK.m.67) açabileceği gibi, icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını (İİK.m.68-70 ) isteyebilir.

Borçlu, itiraz etmeyerek, borcu ödeyebilir. Bunun üzerine icra müdürü, ipotek kaydının tapu sicilinden terkin ettirir (İİK.m.151/III,m.144/IV).

cc- Ortak Hükümler.

1. Taşınmazın Satışı.

Gerek ilamlı ve gerekse ilamsız takibin kesinleşmesi sonrasında, alacaklı ipotekli taşınmazın satışını isteyebilir.

İpotekli taşınmazların satışı,alacaklının satış talebi ( İİK.m.106/I) ve sonrasında icra dairesi tarafından yapılan satışa hazırlık işlemleri ile başlar. İcra dairesi tarafından hazırlanan satış ilanı (İİK.m.126) ile artırma şartnamesi (İİK.m.124-125) ve mükellefiyetler listesinin (İİK.m.128) kesinleşmesinden sonra ihale işlemlerine başlanır. İhalenin yapılabilmesi için kanunda aranan şartların ( İİK.m.129/I,md. 129/II) gerçekleşmesiyle taşınmazın satış işlemleri tamamlanır.

İpotekli taşınmazın satışı, satış talebinden itibaren en geç iki ay içinde icra dairesi tarafından açık artırma ile gerçekleştirilir (İİK.m.123). Satışın bu tarihten sonra yapılması satışın geçerliliğini etkilemez, ancak gecikmeden kaynaklanan zararlar için icra dairesinin sorumluluğu söz konusu olur.

2. Paraların Paylaştırılması.

İİK.m.151 hükümlerine göre ; ipotekli taşınmazın satışından elde edilen gelir tutarı bütün alacaklıların alacağını karşılamakta ise, “ sıra ve pay cetveli “ düzenlemeye gerek kalmaksızın alacaklılara doğrudan ödenir. Satıştan elde edilen tutar, taşınmaz üzerinde hak sahibi olabilecek alacaklıların alacağını karşılamaya yetmezse icra memuru bir “sıra ve pay cetveli ” düzenlemek zorunda kalır (İİK.m.140/I,II).

Sıra cetveli düzenlenmesi durumunda cetvelde yer alacak alacakların sırası İİK. 206-207 maddelerine göre belirlenecektir. Bu maddelerde ilk beş sıra “ imtiyazlı adi alacaklara”, altınca sıra ise “ imtiyazlı olmayan adi alacaklara ” ayrılmıştır. İİK.m.206 da yer alan imtiyazlı ve imtiyazlı olmayan adi alacaklardan önce rehinli alacaklar gelir. Yani ilk altı sırada yer alan alacaklardan önce varsa rehinli alacaklar öncelikle ödenir.

3. Rehin Açığı Belgesi.

İpotekli taşınmazın satış tutarının ipotekle güvence altına alınmış alacağı karşılamaya yetmemesi halinde alacaklıya kalan miktar için haciz veya iflas yoluna başvurabilmesi için icra memuru tarafından verilen belgeye “rehin açığı belgesi” denir. Alacaklıya verilen bu belge “ borç ödemeden aciz “ belgesi niteliğinde bir belgedir.[53]

Rehin açığı belgesi, ancak rehin verenin borçtan şahsen sorumlu olduğu durumlarda verilir. Rehin veren, borçtan şahsen sorumlu değilse, bu şahıs hakkında haciz ve iflas yoluyla takip yapılamaz.

a) Geçici Rehin Açığı Belgesi.

İcra ve İflas Kanunun 150/f gereğince rehnin paraya çevrilmesi takibi sonuçlanmadan,rehinli taşınmaza takdir edilen bedelin rehinli alacağı karşılamayacağının anlaşılması üzerine, alacaklıya verilen rehin açığı belgesi “ geçici rehin açığı belgesidir”[54]. Geçici rehin açığı belgesi, kıymet taktirinin kesinleşmesinden sonra alacaklının talebi üzerine verilir. Alacaklı, bu belgeye dayanarak aynı dosya üzerinden borçlunun diğer mallarının haczini talep edebilir. Ayrıca alacaklı bu belge ile İİK.m.150/f –II gereğince diğer alacaklılar tarafından konulan hacze İİK.m.100 göre iştirak edebilir.[55]

Rehinli alacaklının haczettirdiği ya da haczine iştirak ettiği malların diğer alacaklılar tarafından satılması durumunda, elde edilen ve rehinli alacaklının payına düşen para, rehin satılıp, açık kalan alacak miktarı kesinleştikten sonra alacaklıya ödenir.[56]

b) Kesin Rehin Açığı Belgesi.

Rehinli taşınmaz, satış isteyen alacaklının alacağını karşılayacak bir bedelle alıcı bulamaz veya satılıp ta tutarı alacağı karşılamaya yetmez ise, alacaklının bütün ya da geri kalan alacağı için verilen belgeye “ kesin rehin açığı belgesi ” adı verilir.

Kesin rehin açığı belgesi, İİK.m.68/I anlamında “ borç ikrarını içeren senet “ niteliğindedir. Kesin rehin açığı belgesi verilmesi için borçlunun icra takibine itiraz etmemiş ya da itirazının kaldırılmış veya iptal edilmiş olması gerekir. İpotek alacaklısı bu belge ile borçlu hakkında haciz veya iflas yolu ile takipte bulunabilir. İpotek üçüncü şahıs tarafından verilmiş ise üçüncü kişinin sorumluluğu taşınmaz değeri ile sınırlı olduğundan onun hakkında bu belge ile takip yapılamaz.

SONUÇ

İpoteğin sona ermesi, Medeni Kanunun 883. maddesinde düzenlenmiştir,“alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki,alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir.” İpotek alacağa bağlı fer'i bir hak olduğundan, alacak sona erdiğinde ipotek hakkı da sona erecektir. Bunun üzerine taşınmaz maliki alacaklıdan ipoteğin terkin edilmesini isteyecektir. Ayni hak kimin yararına tesis edilmiş ise, ancak bu kimse tarafından rehnin terkini talep edilebilir. İpotekte bu hak ipotekle alacağı teminat altına alınmış alacaklıya verilmiştir. Taşınmazı malikinin tek başına borcu ödemesi nedeni ile ipoteğin kaldırılmasına isteme hakkı bulunmamaktadır. Ancak alacağı ödediği halde,rehinli alacaklı ipoteği terkin etmez ise, malik alacağı ödediğine dair belgelerle başvurmak sureti ile ipoteğin terkinini talep edebilir.

İpotek, aynı zamanda bir taşınmaz rehni olduğundan taşımaz rehninin sona erme nedenleri ipotek içinde geçerli olacaktır. Bunlar nedenler, hak sahibinin talebi ile ipoteğin terkini, taşınmazın tamamen yok olması ve kamulaştırma hallerindir.

Alacaklı tarafından ipoteğin tapu sicilinden terkin edilmesi istenebilir. Bu taktirde tescil ile doğmuş ipotek terkin ile sona erer. Bu kamuya açıklık ilkesinin bir sonucudur.

İpotekle yükle taşınmazın tamamen yok olması da ortada taşınmaz kalmaması nedeni ile ipoteği sona erdirir. Taşınmazın bir kısmının yol olması durumunda ipotek kalan kısım üzerinde devam eder. Taşınmazın yok olması nedeni ile yapılacak terkin açıklayıcı niteliktedir.

Kamulaştırma nedeni ile ipotek sona erer. İpotekli alacaklının, kamulaştırma bedeli üzerinde rehin hakkı devam eder. İdare, kamulaştırma bedelini bu nedenle ipotekli alacaklıların iznini almaksızın malike ödeyemez.

Yasada yer almamakla birlikte ipotek için belirli bir süre öngörülmüş ise, ipotek belirlenen bu süre sonunda sona erecektir.

Ayrıca alacaklının alacağını alamaması üzerine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe geçmesi ve neticesinde ipotekli taşınmazın satılması halinde de ipotek sona ermektedir.

Alacaklının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yaptığı takip neticesinde de ipotek hakkı sona erecektir.


[1] Oğuzman/Seliçi,847-848.

[2]Köprülü/Kaneti,.343-344.;Oğuzman/Seliçi,847.

[3] Oğuzman/Seliçi,848.

[4]Köprülü/Kaneti,347.

[5] Gürsoy/Eren/Cansel,1051.

[6] Gürsol/Eren/Cansel,1049.

[7] Köprülü/Kaneti,346.

[8]Köprülü/Kaneti,347 ; Ertaş,512

[9]Köprülü/Kaneti,275

[10] Köprülü/Kaneti,345

[11] Köprülü/Kaneti,.345 ; Oğuzman/Seliçi,775

[12] Köprülü/Kaneti,347;Gürsoy/Eren/Cansel,1050

[13] Köprülü/Kaneti,347.

[14] Oğuzman Seliçi,829.

[15] Oğuzman/Seliçi,829.

[16] Gürsoy/Eren/Cansel,1086 ; Oğuzman/ Seliçi,829.

[17] Oğuzman/Seliçi,829 ; Köprülü/Seliçi,281.

[18] Gürsoy/Eren/Cansel,1087 ; Oğuzman/Seliçi,829-839.

[19] Kuru,2479.

[20] Kuru,2394.

[21] Kuru,2395.

[22] Oğuzman/Seliçi,817.

[23] Oğuzman/Seliçi,817;Gürsoy/Eren/Cansel,1073.

[24] Köprülü/Kaneti,264 ; Gürsoy/Eren/Cansel,1073 ; Oğuzman /Seliçi,264.

[25] Köprülü/Kaneti,264.

[26] Oğuzman/Seliçi,818 ; Gürsoy/Eren/Cansel,1074.

[27] Oğuzman/Seliçi,818 ; Gürsoy/Eren/Cansel,1074.

[28] Gürsoy/Eren/Cansel,1075 ; Oğuzman/Seliçi,818-819.

[29] Oğuzman/Seliçi,820.

[30] Gürsoy/Eren/Cansel,1077.

[31] Oğuzman/Seliçi,821 ; Gürsoy Eren/Cansel,107.

[32] Oğuzman/Seliçi,821.

[33] Köprülü/Kaneti,271.

[34] Ertaş,518; Gürsoy/Eren/Cansel,1077.

[35] Köprülü/Kaneti,273 ; Gürsoy/Eren/Cansel,1078.

[36] Gürsoy/Eren/Cansel,1079 ; Köprülü/Kaneti,273-274.

[37] Oğuzman/Seliçi,822.

[38] Gürsoy/Eren/Cansel,1080 ; Oğuzman/Seliçi,822.

[39] Köprülü/Kaneti,275.

[40] Köprülü/Kaneti,284.

[41] Köprülü/Kaneti,284.

[42] Köprülü/Kaneti,284 ; Oğuzman/Seliçi,827.

[43] Köprülü/Kaneti,.284-285 ; Oğuzman/Seliçi,828.

[44] Köprülü/Kaneti,.285.

[45] Köprülü/Kaneti,381.

[46] Köprülü/Kaneti,287.

[47] Ertaş,.501.

[48] Köprülü/Kaneti,288.

[49]Kazancı Bilişim,İçtihat Bilgi Bankası,11.4.2007

[50]KURU,2466.

[51]UYAR,399.

[52]UYAR,403.

[53]) UYAR,s.464

[54]KURU,s.2481 ; UYAR,s.464

[55]) UYAR,s.465

57 UYAR,s.465 ; KURU,s.2481
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"İpoteğin Sona Erme Nedenleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Kezban Yılmaz'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
22-02-2008 - 19:31
(2468 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 5 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 5 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
29827
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 1 saat 13 dakika 16 saniye önce.
* Ortalama Günde 12,08 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 41738, Kelime Sayısı : 4923, Boyut : 40,76 Kb.
* 8 kez yazdırıldı.
* 10 kez indirildi.
* 7 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 768
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,31171203 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.