Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale 5233 Sayılı Tazminat Yasası Ve Uygulaması

Yazan : Mustafa Yıldız [Yazarla İletişim]
Avukat

Makale Özeti
5233 sayılı Terör veya terörle mücadeleden kaynaklanan zararların karşılanması hakkındaki kanunun uygulanması ve eleştirisi
Yazarın Notu
ilk defa yayınlanmakta.

5233 SAYILI TAZMİNAT YASASI VE UYGULAMASI


A-GİRİŞ
Bilindiği üzere 5233 sayılı yasa Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, olağanüstü halin ilan edildiği 19.07.1987 tarihinden sonra meydana gelen maddi zararlar ile kanunun yürürlüğe girmesinden sonra meydana gelecek maddi zararların tazmin edilmesini öngörmektedir.

Olağanüstü halin uygulanmaya başlandığı tarihten bu yana çok sayıda köyün boşaltıldığı, kısmen yakılıp tahrip edildiği, çok sayıda insanın zorunlu olarak göç etmek zorunda kaldığı, mayın ve benzeri çatışma artığı olan patlayıcı maddeler sebebiyle çok sayıda insanın hayatını kaybettiği, çok sayıda insanın faili meçhul cinayetler sonucu hayatını kaybettiği bilinmektedir. Bütün bu hak ihlalleri neticesinde meydana gelen maddi zararların giderilmesi ve bu şekilde sosyal barışı sağlamak amacıyla 5233 sayılı yasa yürürlüğe girmiştir.

Kural olarak idarenin hukukî sorumluluğu kusur esasına dayanmaktadır. Sözü edilen kuralın istisnası olarak, idarenin önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği bir takım zararların, nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanması gerekmektedir. Objektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk adı verilen bu ilke, sosyal hukuk devleti olmanın bir gereği olup, sosyal risk ilkesi bilimsel ve yargısal içtihatlarla da kabul edilmiştir.

B-YASANIN AMACI

Yasanın amacı, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle maddi zarara uğrayan gerçek kişiler ile özel hukuk tüzel kişilerinin bu zararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece ve en kısa sürede sulh yoluyla karşılamaktır. Zarara uğrayan, bir gerçek kişi olabileceği gibi, yasayla kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi de olabilir. Yasa ile kişilerin uğradığı maddi zararlar karşılanmakta olup, uğranılan manevi zararlar bu yasanın kapsamı dışında tutulmuştur. Yasa ile önem arz eden bir husus da, zarara uğrayan gerçek veya tüzel kişilerin bu zararlarının yargı yoluna gitmelerine gerek kalmadan, idarece en kısa sürede ve tam olarak tespit edilerek sulh yoluyla ödenmesi hususudur.

Yasa yürürlüğe girdiği 27.07.2004 tarihinden sonra, bu kapsamda meydana gelen maddi zararları karşılamayı öngördüğü gibi, olağanüstü halin ilan edildiği 19.07.1987 tarihi ile yasanın yürürlüğe girdiği 27.07.2004 tarihi arasında meydana gelmiş olan maddi zararları tazmin etmeyi öngörmüştür.

Bir olayın bu yasa kapsamında değerlendirilebilmesi için kişinin;
—Bir terör eylemi sonucu zarara uğraması veya
—Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarara uğramış
olması gereklidir.
Her iki durumda da kişinin uğramış olduğu maddi zararlar bu kapsamında değerlendirilip, meydana gelen zararı karşılanmaktadır.

Başvuruya konu olayın yasa kapsamında değerlendirilmesi ve olayın terör eylemi olup olmadığı, 3713 sayılı yasanın 1, 3, 4. maddelerine göre yapılacaktır.

Yasa kapsamında karşılanacak zararlar;

Sulh yoluyla karşılanabilecek zararlar şunlardır:
a-Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen hertürlü zararlar,
b-Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde uğranılan zararlar ile tedavi ve cenaze giderleri,
c-Terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle kişilerin malvarlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar.

Burada yoğun olarak başvuru yapıldığından köy boşaltmaları ve manevi tazminat konusuna değinmekte fayda vardır. Burada asıl sorun; köy yakmaları ve boşaltmalar sırasında kişilerin uğradıkları maddi zararların ispatı sorunu ve manevi zararların yasa kapsamına alınmamış olmasıdır. Yapılan başvurularda mağdurlar, genellikle evlerinin, içindeki eşyalarla birlikte zarar gördüğünü dile getirmektedirler. Evin içindeki eşyaların zarar gördüğünü dile getiren başvurucunun bu hususu ispat etmesi gerekmektedir. Ancak dönemin koşulları gereği zarar gören kişinin gördüğü zararı resmi bir belge ile kanıtlayabilmesi mümkün değildir. Nedeni de o dönemin koşulları gereği resmi kurumlara yapılmış başvuru bulunmamasıdır.

Güvenlik sorunu nedeniyle zorunlu olarak göç etmek zorunda kalan kişilerin en ciddi maddi zararları ise göç nedeniyle köylerinde bulunan arazilerini, bağ ve bahçelerini işletememeleri nedeniyle uğradıkları zararlar ile terk ettikleri köylerinde bulunan ev, ahır ve benzeri yapılarıdır. Köyüne gidememiş ve mülkünü kullanamamış bir kişinin, bu köyde bulunan arazisinden, bağından ve bahçesinden yararlanamadığını düşündüğümüzde bu kişi mülkünü işletemediği süre boyunca ürün elde edememiş ve bir zarar görmüştür. Çoğunlukla da bağ ve bahçeler bakımsızlıktan kurumuştur. Bu tür zararlar da yasa kapsamında değerlendirilip meydana gelen zararları tazmin edilmektedir.

Yasa kapsamında değerlendirilemeyecek zararlar;

1-Devletçe arazi veya konut tahsisi veya başka bir şekilde karşılanmış zararlar,

2-Bir mahkeme kararı gereğince veya 4353 sayılı Maliye Vekaleti Baş Hukuk Müşavirliğinin ve Muhakemat Umum Müdürlüğünün Vazifelerine, Devlet Davalarının Takibi Usullerine ve Merkez ve Vilayetler Kadrolarında Bazı Değişiklikler Yapılmasına Dair Kanunun 30 uncu ve 31 inci maddeleri gereğince karşılanan zararlar,

3-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlal edildiği gerekçesiyle Sözleşmenin 41 inci maddesine göre hükmedilen veya Sözleşme hükümleri uyarınca dostane çözüm yoluyla uzlaşılan tazminatın ödenmesi sonucunda karşılanan zararlar,

4-Terör dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu sebeple uğradıkları zararlar,

5-Kişilerin kendi kasıtları sonucunda oluşan zararlar,

6-3713 sayılı Kanunun 1 inci, 3 üncü ve 4 üncü maddeleri kapsamındaki suçlar ile terör olaylarında yardım ve yataklık suçlarından mahkûm olanların bu fiillerinden dolayı uğradığı zararlar,

Yukarıdaki maddelerde belirtilen zararlar bu yasa kapsamı dışında tutulmuş olup, oluşan zararlar, bu yasa ile karşılanamayacaktır. Bu nedenle yukarıda belirtilen şekilde karşılanan zararlar ile meydana gelen zararlar terör nedeniyle veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlerden dolayı oluşsa da bu zararların karşılanması mümkün değildir.

Ancak, bu yasada belirtilen suçlardan dolayı haklarında ceza kovuşturması açılan kişiler hakkında, açılmış bulunan kovuşturma sonuçlanıncaya kadar bu yasaya işlem yapılmaz. Ceza kovuşturması sonucunda verilecek karara göre işlem yapılacaktır.

Yasa, her ne kadar yukarıda belirtildiği durumlarda kişilerin zararlarının ödenmeyeceğini belirtmiş ise de bu koşullar mutlak olarak kabul edilmeyip, her olayın kendi özelliği içinde değerlendirilmesi ve hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar verilmesi gerekmektedir.

Manevi Zararlar;
Manevi zararlar, yasada karşılanmayacak zararlar içinde belirtilmemiş olmakla birlikte karşılanacak zararlar içinde de sayılmamıştır. Bu nedenle Manevi zararlara değinmekte fayda vardır. Meydana gelen olumsuz sonuçların ortadan kalkması iddiasıyla yürürlüğe giren 5233 sayılı yasa maddi zararları karşılamayı öngörmekle yetinmiştir. Oysa meydana gelen tüm zararların tazmini gerekmektedir.

Sosyal devletin bir görevi de vatandaşlarının can ve malvarlığını güvence altına almaktır. Sosyal risk ilkesi denilen ilke gereğince devlet önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemediği zararları bu ilke çerçevesinde ödemekle yükümlüdür. Kişilerin uğradığı manevi zararlarının da karşılanması amacıyla Manevi zararların da yasa kapsamına alınması ve mağdurların bu zararlarının da ödenmesi gerekmektedir. Manevi zararların yasa kapsamına alınması yasanın hukuka daha uygun olmasına katkıda bulunacaktır.

C-ZARAR TESPİT KOMİSYONLARI

Yasa, her ilde yapılacak başvuruları değerlendirmek üzere 10 gün içinde valinin onayı ile zarar tespit komisyonu kurulmasını hüküm altına almıştır.

Komisyon valinin görevlendireceği bir vali yardımcısı başkanlığında bir başkan ve altı üyeden oluşur. Vali tarafından o ilde görev yapan ve kurumlarında en az şube müdürü veya eşdeğer unvana sahip kamu görevlileri arasından seçilecek; maliye, bayındırlık ve iskân, tarım ve köyişleri, sağlık, sanayi ve ticaret konularında uzman birer kişi ile baro yönetim kurulunca baroya kayıtlı avukatlar arasından seçilecek bir avukat komisyonun üyesidir.
Komisyon başkan ve üyeleri her yıl ocak ayının ilk haftasında yeniden belirlenir. Eski üyeler yeniden komisyonda görevlendirilebilir.

İş yoğunluğu nedeniyle aynı ilde vali onayı ile birden fazla komisyon oluşturulabilir. Birden fazla komisyon oluşturulduğu takdirde komisyonların görev dağılımı vali tarafından merkez ilçe ve diğer ilçelerin komisyonlara paylaştırılması şeklinde yapılır.

Komisyon ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından başvuru konusu ile ilgili her türlü bilgi, belge ve yardım isteyebileceği gibi, adli ve askeri teşkilat ile kolluk kuvvetleri dışında kalan diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanları bilirkişi olarak da görevlendirebilir. Komisyon, gerekli gördüğü uzmanları çalıştırabilir veya bunlardan görüş alabilir. Komisyon tarafından görevlendirilen kamu görevlileri öncelikli olarak komisyon tarafından verilen görevleri yerine getirirler.

Komisyonlara yapılan başvuru sayıları ve özellikle başvurucuların yaptığı başvurulardaki ispat zorlukları dikkate alındığında komisyonların mevcut yapısının değiştirilmesi gerekmektedir. Komisyon üyeleri olarak belirlenenlerin memur olması nedeniyle komisyonların vereceği kararlara karşı şüphe ile yaklaşılması sonucunu doğurmaktadır. Yasada komisyona seçilen üyenin öncelikle komisyon ile ilgili görevlerini yerine getireceği hüküm altına alınmış olmasına rağmen uygulamada komisyon üyeliğine seçilenlerin komisyonlardaki görevlerinden çok kendi görevli oldukları işleri yaptıkları ve daha çok, diğer işlerinden arta kalan zamanlarını komisyonlara ayırdıkları gözlenmektedir. Bu da, komisyonların etkin, hızlı ve adil bir şekilde çalışmasını engellemektedir. Bunu önlemek için ya komisyon üyelerinin sadece komisyon çalışmalarına katılması amacıyla görevlendirilmeleri ve bunun dışında başka bir görev verilmemesi gerekmektedir. Komisyon üyelerinin tümünün veya birkaçının bu iş için istihdam edilmiş, eğitilmiş ve sadece tazminat iddialını inceleyip karara bağlayacak profesyonel çalışacak kişiler olması yasanın daha hızlı ve etkin çalışmasını sağlayacaktır.

Komisyon çalışmaları dolayısıyla üyelere çalışmalarına uygun bir ücretin ödenmesi gerekmektedir. Özellikle komisyon üyesi avukatlar kamu görevlisi olmadıkları, komisyon çalışmalarına katıldıkları süreler boyunca kendi işlerinden feragat ettikleri, buna rağmen çalışmalarına uygun bir ücret ödenmediği de bilinmektedir. Komisyon üyesi avukatlara bu çalışmalarının karşılığı olarak uygun bir ücret ödenmesi gerekmektedir.

Komisyonların görevi; meydana gelen zararların yargı yoluna başvurmaya gerek kalmaksızın hızlı ve etkin bir biçimde sulh yoluyla sonuçlandırılmasıdır. Komisyonlar bir nevi yargı görevi görmektedirler. Ancak yasal düzenleme ele alındığında komisyonların ilgili valilik ve bakanlık tarafından denetlenebilecektir. Bu da komisyon üyelerinin vereceği kararlarda sorumluluğu bulunduğu sonucu doğurmaktadır. Bu durum komisyon üyelerinin etkin ve daha bağımsız çalışmasını etkileyebilmekte, işin hızlı ve daha etkin sonuçlandırılmasına engel olabilmektedir. İşin uzmanlık gerektirmesi, çok sayıda başvurunun bulunması, büyük zararların meydana gelmesi ve büyük rakamların telaffuz edilmesi karşısında komisyon üyelerinin, kararlarını verirken adil ve bağımsız olarak davranmasının sağlanması için komisyon üyelerine hâkimlik güvencesi sağlanmalıdır. Aksi takdirde komisyonların karar verme sürecinde tereddütleri hâsıl olur ki bu da yasanın amacına ulaşmasına engel olabilecektir.

Kanun ve uygulayıcı yönetmelik hükümleri ne kadar yoruma az yer bırakırsa, komisyonların resmi bağımsızlıkları da o kadar az tartışmalı olur. Bu nedenle komisyonların daha bağımsız olmaları ve daha adil ve tutarlı karar almaları için yasa yönetmelik hükümlerinin daha açık ve daha bağlayıcı olmasının önemi büyüktür.


Komisyonun görevleri şunlardır:

a-Zarar görenin başvurusu halinde bu yasa kapsamına giren bir zararın bulunup bulunmadığını tespit etmek.

b- Bu yasa kapsamına giren bir zararın bulunduğunun tespit edilmesi halinde, belirlenen nakdi veya ayni ödeme miktarını içeren sulhname tasarılarını hazırlamak.

c-Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hallerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenleyerek birer örneğini ilgiliye tebliğ etmek ve Bakanlığa göndermek.

d-Başvuru sahibinin bu kanun kapsamına giren bir zararının bulunmadığının tespit edilmesi halinde, buna ilişkin karar tutanağı düzenleyerek birer örneğini ilgiliye tebliğ etmek ve Bakanlığa göndermek.

Komisyonlara yapılacak başvuruların süresi,
şekli ve sonuçlandırılması

Başvuru Süresi;
a-Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra meydana gelen zararlar;Zarar görenin, zarar konusu olayı öğrenmesinden itibaren altmış gün içinde ve herhalde olayın meydana gelmesinden itibaren bir yıl içinde ilgili valiliğe veya kaymakamlığa başvurmaları halinde gerekli işlemlere başlanır. Bu hüküm yeni vakalar için getirilmiştir.
İlgili valilik ve kaymakamlık dışında diğer valilik, kaymakamlık, Türkiye Cumhuriyeti dış temsilcilikleri ve diğer bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarına yapılan başvurular ilgili valiliğe gönderilir ve başvuru sahibine bilgi verilir. Bu durumda ilk başvuru tarihi, dilekçenin diğer mercilere ulaştığı tarihtir. Bu sürelerden sonra yapılacak başvurular kabul edilmez. Başvurunun süre yönünden reddedildiği bir tutanağa bağlanarak ilgiliye yazılı olarak tebliğ edilir. Buna göre yapılacak başvurular başvuru tarihinden itibaren 6 ay içinde tamamlanmalıdır. Zorunlu hallerde vali süreyi 3 ay daha uzatabilir.

b-19.07.1987 tarihi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 27.07.2004 arasındaki zararlar; 19.07.1987 tarihi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarih olan 27.07.2004 arasında meydana gelmiş olan zarar için başvuru süresi 27.07.2004 tarihinden itibaren 1 yıldır. Buna göre yapılacak başvurular, başvuru tarihinden itibaren iki yıl içinde sonuçlandırılır.
03.01.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5442 sayılı yasa ile (geçici 1. madde) komisyonlara başvuru süresini 1 yıl daha uzatmıştır. Buna göre başvuru süresi 03.01.2007 tarihinde sona erecektir.

Başvuru Şekli; Başvurularda; zarar görenin veya mirasçılarının adı, soyadı, ikametgâh adresi, zararın nev'i, tutarı, gerçekleşme şekli ile gerçekleştiği yer ve tarih başvuru dilekçesinde belirtilir. Zararın tespitine ve ölçümüne esas olabilecek tüm bilgi ve belgeler de komisyonun takdirine sunulmak üzere başvuru dilekçesine eklenir.

Dava açma süresi içinde yapılan başvuru, nihai işlem sonucunun ilgiliye tebliğine kadar genel hükümlere göre dava açma sürelerini durdurur.



Başvuru Dilekçesi ve Yargı Yoluna Başvurma;
Başvurucuların zarar tespit komisyonuna başvuru sonrasında iki koşulda idari yargıya başvuru hakları vardır.
a-Zarar Tespit komisyonunun başvuruları tamamen reddetmesi
b-Başvurucunun, saptanan ve kendisine önerilen tazminat miktarı ile nevini yeterli bulmaması
Komisyonun başvuruyu tamamen reddetmesi durumunda; idari yargıya başvuru süresi ret kararının ilgiliye veya vekiline tebliğinden itibaren 60 gündür.
Başvurucunun kendisine önerilen tazminat miktarını ve nevini kabul etmemesi durumunda ise durumun uyuşmazlık tutanağıyla tespit edilip, tutanağın ilgiliye veya vekiline tebliği tarihinden itibaren 60 gündür.
Zararın, zarar Tespit Komisyonu veya İdari Yargıdan oluşan iç hukuk yolları karşılanmaması durumunda başvurucunun AİHM başvuru yolu da açıktır.
Bu sürecin gerek iç hukukta ve gerekse AİHM önündeki başarısı, temel olan başvuru dilekçesinin içeriğine bağlıdır. Başvuru dilekçesinde her olayın kendi özelliğine göre değişmekle birlikte dilekçede bulunması gereken asgari unsurlar ve özellikler aşağıda belirtilmiştir.
-Zarar görenin veya mirasçılarının adı, soyadı, ikametgahı
-Olay tarihi, gerçekleşme şekli, gerçekleştiği yer, zararın nevi ve zarar tutarı,
-Her bir Zarar kalemi
-Zararın tespitine yarayabilecek her türlü kayıt ve belge
-Başvurucu veya vekilince ulaşılamayan belge ve bilgi varsa komisyor tarafından resen istenmek üzere bilgi ve belgenin bulunduğu kurumun adı, belgenin kayıt numarası (varsa) esas numarası
-Olaya ilişkin kovuşturma veya yargılama dosyalarının numaraları
-Ölüm Vakalarında ölen kişinin mesleği, gelir durumu, yaşı ile mirasçılarının sayısı, yaşları ve destek ihtiyaçları göz önünde bulundurularak destekten yoksun kalma tazminatları
-Yasa uyarınca dilekçelerde sadece maddi tazminat istenebilir. Ancak yasa manevi tazminatları kapsamamakla birlikte manevi tazminat da talep edilmelidir. Bu talep, özellikle ileriki süreçte hukuksal başvurular için önemli olacaktır.
-Yasanın öngördüğü usulde bir uzlaşma yolu öngörüldüğünden fazlaya ilişkin haklar saklı tutulamayacaktır. Bu nedenle zarar miktarının tam ve gerçeğe uygun olarak saptanarak talep edilmesi önemlidir.
-Tazminatın ayni yada nakdi olmak üzere, karar altına alınması istenen biçimi açıkça belirtilmelidir.
Zarar Tespit Komisyonları Kaza-i bir merci olmadığından vekâlet ücretine hükmedilemeyecektir. Yasal vekâlet ücreti talep edilmeyecektir.

Zararın tespitinde komisyonca istenilecek
belgeler ve ispat sorunu

5233 sayılı yasanın uygulanmasına ilişkin olarak yayınlanan yönetmeliğin 17. maddesinde meydana gelen zararın niteliğine göre ne tür bilgi ve belge isteneceği net ve açık bir şekilde belirtilmişti. Ancak uygulamadaki ispat sorunları nedeniyle bu hüküm 15.09.2005 tarihinde değiştirilmiştir. Yeni düzenlemeye göre “başvurucunun dilekçesine olayın meydana geliş tarzını açıklayan ve zararın tespiti ve ölçümünde dikkate alınabilecek her türlü bilgi ve belgeyi komisyona sunacağı, ayrıca komisyonun gerekli gördüğü bilgi ve belgeleri adli idari ve askeri mercilerden isteyebileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu düzenleme karşısında; başvuru sahibi, başvuru dilekçesinde olayın meydana geliş tarzını açıklayacak, elinde bulunan bilgi ve belgeleri komisyona sunacaktır. Ancak komisyon olayın yasa kapsamında olup olmadığı hususu ile zararın tespitine ilişkin her türlü bilgi ve belgeyi idari, askeri ve adli mercilerden isteyebilecektir. Adli, idari ve askeri merciler komisyonca istenen her türlü bilgi ve belgeyi komisyona sunmak zorundadır.

Bu düzenlemenin bir diğer sonucu da; başvurucunun elinde hiçbir bilgi ve belgenin bulunmaması durumunda komisyonun gerekli gördüğü bilgi ve belgeyi ilgili yerlerden isteyebileceği ve bilgi ve belge eksikliği nedeniyle başvurunun reddedilmeyeceğidir.

Komisyon, her türlü bilgi ve belgeyi isteyebileceği gibi, keşif yapabilir, tanık dinleyebilir.
Yapılacak başvurularda başvurucuların ispat konusunda sıkıntılar yaşadığını belirtmiştik. Bunu aşmak için başvurucuların iddialarını ispat etmeleri konusunda makul esneklikler sağlanmalıdır. Delillerin standardı düşürülüp, başvuruların yararına düzenleme yapılması gerekmektedir. Delil yetersiz diye ret kararı vermek haksızlığa neden olabileceği gibi işi daha da uzatabilir.

3. kişinin deliline başvurmak bu anlamda makul olabilir. Yani meydana gelen zararın oluşumunda doğrudan veya dolaylı olarak taraf olmayan kişi ve kurumların delillerine başvurulabilir. Birtakım ön kabullerle de bazı delilleri kabul etmek mümkündür. Eğer bir bölgeden çok sayıda ve aynı konuda başvuru yapılmış ise burada bir mağduriyetin dolayısıyla zararın olduğu kabul edilmelidir. Örneğin AİHM’ne yapılan başvurularda başvurucuların elinde hiçbir belge yoktur. Taraf olan devlet de belge sunmayınca mahkeme tanık anlatımlarına itibar ederek kararlar veriyor. Aynı bölgeden gelen benzer başvuruları da bu yöntemle karara bağlıyor.

D-ZARARIN TESPİTİ;

Yasa kapsamında olduğu belirtilen zararlar, zarar görenin beyanı, adli, idari ve askeri mercilerdeki bilgi ve belgeler göz önünde tutularak olayın oluş şekli ve zarar görenin aldığı tedbirlere göre, zarar görenin varsa kusur veya ihmalinin de göz önünde bulundurulması suretiyle, hakkaniyete ve günün ekonomik koşullarına uygun biçimde komisyon tarafından doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile belirlenir.

Taşınmaza ilişkin zarar tespitinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 11 inci maddesinde belirtilen kıymet takdiri esasları kıyasen uygulanır.

Zararın karşılanma şekli; Hayvanlara, ağaçlara, ürünlere ve diğer taşınır ve taşınmazlara verilen her türlü zararlar kişilerin mal varlıklarına ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlar, ayni veya nakdi olarak karşılanır. Ancak, bu zararların karşılanmasında imkanlar ölçüsünde ayni ifaya öncelik verilir. Ayni ifa, bireysel veya genel nitelikli projeler çerçevesinde yapılabilir.

Keşif;
Komisyon gerek görmesi halinde keşif yaparak zararın tespitini yapabilir. Özellikle zorunlu olarak göç eden mağdurların zararlarının tespitinde keşif hususu önem arz etmektedir. Bu tür olaylarda meydana gelen zararın tespiti için zorunlu olarak keşif yapılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Yasa ve yönetmelik hükümlerine göre; keşfin komisyon veya komisyonun görevlendireceği bir heyet tarafından yapılabilecektir.

Komisyon, belirlemiş olduğu keşif yeri ile gün ve saatini bilirkişi ile başvuru sahibine veya yetkili temsilcisine yazılı olarak bildirir. Başvuru sahibinin kendisi, yetkili temsilcisi ve varsa şahitleri keşif mahallinde hazır bulunurlar. Muhtar veya o yer mahallinden iki kişinin de keşifte hazır bulunması temin edilir.

Keşifte tanık dinlenebileceğinden, zararın meydana geliş tarzı, zarara uğrayan taşınır veya taşınmazın kime ait olduğu tanık beyanları ile ortaya çıkabilecektir. Özellikle kadastro çalışması bulunmayan yerlerdeki taşınmazların kimin zilyetliğinde olduğunun tespitinde tanık anlatımları önem taşımaktadır.

Keşif yapılmasının en önemli sonucu; yapılan başvurularda başvurucunun elinde zararının ispatına yönelik kanıtının bulunmamasıdır. Elinde ispata yönelik kanıtı bulunmayan başvurucu, iddiasını ancak yapılacak keşifle ve keşifte dinlenecek tanık beyanları ile ispat edebilecektir.

Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde
Zararın tespiti ve zarar miktarları;

Ölüm yaralanma ve sakatlık durumlarında; başvurucunun ispat konusunda fazla bir sıkıntısı bulunmamakla birlikte, meydana gelen olayın yasa kapsamında değerlendirilip değerlendirilmemesi hususu önem kazanmaktadır. Bu tür zararların tamamına yakını adli makamlara intikal etmiş olaylardır. Adli makamlara intikal ettiği için ispat konusunda sıkıntı bulunmamaktadır. Ancak olayın yasa kapsamında değerlendirilebilmesi için; olayın adli makamlarca bir terör eylemi olarak değerlendirerek buna göre işlem yapılması konusunda komisyonların bir uygulaması bulunmaktadır. Ancak özellikle faili meçhul cinayetlerde sıkıntılar yaşanmaktadır. Faili meçhul cinayetlerde olayın faili yakalanamadığı için; olayın bir terör eylemi olup olmadığı veya yasa kapsamına giren bir olay olup olmadığı konusunda tereddütler yaşanmaktadır. Bu durumda da komisyonlar başvurucu aleyhine yorumlayarak talebi reddedebilmektedir.
Ancak faili meçhul cinayetlerin bölgede yaşanan yoğun terör ve çatışma ortamının bir sonucu olduğu gerçeği herkesçe de bilinmektedir.

Ödenen tazminat miktarları;
Yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a-Yaralananlara, altı katını geçmemek üzere, onda birinin doktor veya sağlık kurulu raporu ile belirlenen iş ve güce engel olma süresi ile çarpımı sonucunda belirlenecek tutarda,

b-Çalışma gücü kaybı derece ve oranları için belirlenen katı tutarında,

c-Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,
nakdi ödeme yapılır.

Nakdi ödemenin tespitine esas tutulacak miktar, ödeme yapılmasına ilişkin valinin veya Bakanın onayı tarihinde geçerli gösterge ve katsayı rakamları esas alınarak belirlenir.

Ölüm halinde; belirlenen nakdi ödemenin mirasçılara intikalinde Medeni Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır.

Bakanlar Kurulu, nakdi ödemeye esas tutulan gösterge rakamını yüzde otuza kadar artırmaya veya kanuni sınıra kadar indirmeye yetkilidir.

Bu yasa kapsamındaki zararlardan dolayı, zarar gören kişilere gerçek veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından yapılan ödemeler sebebiyle Devlete rücu imkânı bulunmamaktadır.

Sakatlanma, yaralanma ve ölüm hallerinde verilmesi öngörülen tazminat miktarları genel hukuk ilkelerine ve hakkaniyete aykırı bir durum oluşturmaktadır. Ödenecek tazminatın mağdurun mağduriyetine uygun düşen tarzda bir düzenlemeye tabi tutulması gerekmektedir.
Özellikle ölümlerde belirlenen tazminat oranı hakkaniyete aykırıdır. 1 aylık bir bebek ile 20 yaşındaki bir genç veya 70 yaşındaki bir kişiye ödenen tazminat aynıdır. Ancak hukukumuzda tazminat kuralları gereği; ödenecek tazminat kişinin yaşı, mesleği, gelir düzeyi eğitim durumu, mirasçı sayısı vs. kıstaslar esas alınmak suretiyle bir tazminatı belirlenmektedir. Bu nedenle bu yöndeki düzenlemenin hukuka aykırı olduğu açıktır.

Yaralanma ve sakatlık derecelerinin tespiti;

Kanun kapsamında sakat kalma durumlarında ödenecek tazminata esas çalışma gücü kayıplarının tespitinde "Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uygulanır.

Yaralanma durumunda alınacak sağlık raporlarının, resmi sağlık kurum ve kuruluşlarından alınması veya bunlar tarafından onaylanmış olması gerekir.

Kanunun yürürlüğe girdiği 27.07.2004 tarihinden önce meydana gelen yaralanma ve sakatlanma hallerinde önceden verilmiş olan bu raporlara itibar edilir ve zarar bunlara göre belirlenir.


Mahsup edilecek miktarlar;
a-Kamu kurum ve kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca uygulanmış projelerin, zararın giderilmesine katkıları,

b-Zarar görenin değerlendirebileceği enkaz ve diğer yararlar,

c-Sigorta şirketlerince veya ilgili mevzuata göre kamu kurum ve kuruluşları ile sosyal güvenlik kuruluşlarınca karşılanan tazminatlar ve her türlü ödemeler ile tedavi ve cenaze giderleri,

d-Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından bu Yönetmelik kapsamına giren zararların karşılanmasına yönelik olarak yapılan yardımlar, hesaplanan gayri safi zarar miktarından mahsup edilir.

Mahsup edilecek miktarların hesaplanmasında, mahsup edilecek değerlerin her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Ayni ifa tarzı ile karşılanacak zararlarda bu hüküm uygulanmaz.

E-ZARARIN KARŞILANMASINA İLİŞKİN SULHNAME

Komisyon, doğrudan doğruya veya bilirkişi aracılığı ile yaptığı tespitten sonra belirlenen zararı, hesaplanan yaralanma, sakatlanma ve ölüm hallerindeki nakdi ödeme tutarını, ifa tarzı ile mahsup edilecek miktarları dikkate alarak, uğranılan zararı sulh yoluyla karşılayacak safi miktarı belirler. Komisyonca, bu esaslara göre hazırlanan sulhname tasarısının örneği davet yazısı ile birlikte hak sahibine tebliğ edilir.

Davet yazısında hak sahibinin sulhname tasarısını imzalamak üzere yirmi gün içinde gelmesi veya yetkili bir temsilcisini göndermesi gerektiği, aksi takdirde sulhname tasarısını kabul etmemiş sayılacağı ve yargı yoluna başvurarak zararının tazmin edilmesini talep etme hakkının saklı olduğu belirtilir.

Davet üzerine gelen hak sahibi veya yetkili temsilcisi sulhname tasarısını kabul ettiği takdirde, bu tasarı kendisi veya yetkili temsilcisi ve komisyon başkanı tarafından imzalanır.

Sulhname tasarısının kabul edilmemesi veya kabul edilmemiş sayılması hallerinde bir uyuşmazlık tutanağı düzenlenerek birer örneği ilgiliye gönderilir.

Sulh yoluyla çözülemeyen uyuşmazlıklarda ilgililerin yargı yoluna başvurma hakları saklıdır.
Sulhnamede belirlenen zararlar, sulhnamenin imzalanmasından sonra valinin onayı üzerine ifa tarzına göre Bakanlık bütçesine bu amaçla konulan ödenekten karşılanır.

Bakanlık, 50.000 YTL üzerindeki ayni ifa veya nakdi ödemeler Bakan onayı ile yapılmasını kararlaştırabilir. Bu miktar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Ancak Bakanlık 50.000 YTL üzerindeki zararların bakanlık onayı ile yapılmasına bir karar vermediği takdirde bu miktarın üzerindeki zararlar da valinin onayına tabi olur.

Devletin ödeme nedeniyle genel hükümlere göre sorumlular hakkında rücu hakkı saklıdır.
Sulhname tasarıları hak sahibi veya yetkili temsilcisi ile komisyon başkanı tarafından imzalandıktan sonra Vali veya Bakan tarafından onaylanır.

Ödemeler sulhname tasarılarının onay tarih ve sıraları dikkate alınarak yapılır. Nakdi ödemeler hak sahibi veya sahiplerinin banka hesaplarına yapılır.

Komisyonlar, Valilik ve Bakanlık tarafından denetlenir.

Bu Yasaya göre zarar tespit işlemlerinde görevlendirilen kişilere karşı bu görevleri nedeniyle veya görevleri sırasında işlenen suçlar hakkında Devlet memurlarına karşı işlenen suçlara; bu kişilerin bu görevleri sırasında işledikleri suçlar hakkında ise Devlet memurlarının işledikleri suçlara ilişkin hükümler uygulanır.

Bu Yasaya göre yapılacak tebligatlar hakkında 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak yapılacak tebligatın memur vasıtasıyla yapılması esastır.



Av. Mustafa YILDIZ
Batman Barosu
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"5233 Sayılı Tazminat Yasası Ve Uygulaması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Mustafa Yıldız'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
03-09-2006 - 10:40
(2939 gün önce)
Makaleyi Düzeltin
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 57 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 57 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
40379
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 13 saat 20 dakika 33 saniye önce.
* Ortalama Günde 13,73 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 29633, Kelime Sayısı : 3781, Boyut : 28,94 Kb.
* 11 kez yazdırıldı.
* 1 kez arkadaşa gönderildi.
* 9 kez indirildi.
* 50 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 356
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,08728409 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.