Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Suç Eşyasının Müsaderesi

Yazan : Demet Aslı Çaltekin [Yazarla İletişim]

GİRİŞ

Kasıtlı bir suçtan mahkumiyet halinde, suçun işlenmesine özgülenmiş veya suçtan meydana gelmiş veya kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olmak koşuluyla suçta kullanılmak üzere hazırlanmış bir eşyanın veya suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların mülkiyetinin devlete geçirilmesi işlemine müsadere denilmektedir.(1) Müsadere, bir şeyin mülkiyetinin devlete geçmesini sonuçlayan bir yaptırımdır. ETCK’ da müsaderenin hem ceza hem de güvenlik tedbiri yönü vardı. Ancak YTCK’ da eşya müsaderesi ve kazanç müsaderesi güvenlik tedbiri başlığını taşıyan ayrı bir bölümde yer almaktadır. Dolayısıyla eşya müsaderesinin artık sadece bir güvenlik tedbiri olduğu söylenebilir.(2) Bu açıdan bakıldığında müsadereye hükmedilmesi için bir suçun işlenmesi zorunlu olmakla birlikte bu suçtan dolayı bir kimsenin cezaya mahkum edilmesi gerekmemektedir.

Müsadereyi çeşitli sınıflandırmalara tabi tutmak mümkündür. Genel müsadere ve özel müsadere ayrımı mevcuttur. Genel müsadere suçlunun tüm malvarlığının mülkiyetinin devlete intikalidir ve anayasamız tarafından yasaklanmıştır. Anayasa’nın 38. maddesinde ”genel müsadere cezası verilemez” biçimindeki kural ayrık durumlara izin vermeyen mutlak bir düzenleme niteliğindedir. Özel müsadere ise sadece suçla ilgisi olan eşyanın mülkiyetinin devlete intikalidir.

TCK’ daki hükümlerin içeriğinden de birtakım sınıflandırmaya gidilebilir. Örneğin; eşya müsaderesi ( TCK md.54/1), eşdeğer müsadere (TCK md.54/2), kazanç müsaderesi (TCK md.55/1), kaim değer müsaderesi (TCK md.55/2).(3)

TCK md 5’e göre bu kanunun genel hükümleri tüm özel ceza kanunları için geçerli olacaktır. Bu durumda ister TCK’ da ister özel kanunlarda yer alsın tüm suç tipi için müsadere ve kazanç müsaderesinin uygulanması mümkün olacaktır.(4)

Ben bu çalışmamda suç eşyasının müsaderesini TCK md.54 ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu md.13 bağlamında değerlendirmeye çalışacağım.

A. TCK SİSTEMİNDE EŞYA MÜSADERESİ

TCK md 54 hükmü şu şekildedir;

(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlâk açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.

(2) Birinci fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette imkânsız kılınması hâlinde; bu eşyanın değeri kadar para tutarının müsaderesine karar verilir.

(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.

(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.

(5) Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın müsaderesine karar verilir.

(6) Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.

TCK’ nın 54. Maddesinin gerekçesinde şu noktalara yer verilmiştir;

“Müsadere” ve “suç nedeniyle mülkiyetin devlete geçmesi” başlığını taşıyan yaptırımlar tasarıda “fer’i ceza” olarak düzenlenmiştir. Bilindiği üzere müsadere, bir şeyin mülkiyetinin devlete geçmesini sağlayan bir yaptırımdır. Bu nedenle müsadere yanında “suç nedeniyle mülkiyetin devlete geçmesi” adıyla ayrı bir yaptırım düzenlemesi, bilimsel açıdan doğru olmadığı gibi kavram karışıklığına da yol açabilecektir.”

Ayrıca, tasarıda müsadere yaptırımı bir “ceza” olarak öngörülmesine rağmen, “suç dolayısıyla hiç kimse mahkum edilmese de” müsadereye hükmedilebilmesi kabul edilmiştir. Ceza niteliğindeki bir yaptırıma, bir kimsenin mahkumiyeti olmadan başvurulamayacağı açıktır.

Belirtilen bu sakıncaların giderilmesi ve müsaderenin anayasada yer alan mülkiyet hakkını zedelememesi için, suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen eşyanın müsaderesine karar verileceği kabul edilmiştir. Ancak, bunun için, eşyanın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerekir. Başka bir deyişle, kişinin suçun işlenmesine iştirak etmemesi, suçun işlenişinden haberdar olmaması durumunda, sahibi bulunduğu eşya bir suçun işlenmesinde kullanılmış olsa bile, müsadereye hükmedilmeyecektir. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanmış olan eşya ise, suçun icra hareketlerine henüz başlanmamış ise, sadece bu nedenle müsadere edilemeyecektir. Ancak bu eşyanın niteliği itibariyle kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsaderesine hükmedilecektir.

Yapılan yeni düzenleme ile getirilen temel değişiklik müsaderenin hukuki niteliğinin bir güvenlik tedbiri olduğunun kabul edilmesidir. İşte bu nedenledir ki, müsadereye hükmedilmesi için bir suçun işlenmesi zorunlu olmakla birlikte, bu suçtan dolayı bir kimsenin cezaya mahkum edilmesi gerekmemektedir. Örneğin suçun işlenmesinde kullanılan tehlikeli eşya, bunu kullanan fail çocuk veya akıl hastası olması nedeniyle cezalandırılamasa dahi, müsaderesine hükmedilebilecektir.

2. fıkraya göre, müsadere konusu eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesi başka bir surette imkansız kılınması halinde; bunun değeri kadar para tutarının müsaderesine hükmedilecektir.

3. fıkrada ise, müsaderede orantılılık kuralı kabul edilmiştir. Buna göre, suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında müsaderesine hükmedilmeyecektir.

Maddenin 4. fıkrasında, yasak olan eşyanın müsaderesine ilişkin hükme yer verilmiştir. Üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşyanın her halde müsaderesine hükmolunacaktır.

5. fıkrada, kısmi müsadere; 6. fıkrada ise, müşterek veya iştirak halinde mülkiyete konu eşyanın müsaderesi düzenlenmiştir.

TCK md. 54’ te eşya müsaderesi, “suç ile ilgili eşya ve değerinin müsaderesi” ve “konusu suç teşkil eden eşyanın müsaderesi” olmak üzere ikiye ayrılarak düzenlenmiştir.


1. Suç ile İlgili Eşya ve Değerinin Müsaderesi

Suç ile ilgili eşya ve değerinin müsaderesi, üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya bir suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın devlete intikal etmesidir. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya ise, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması halinde müsadere edilir. (TCK md. 54/1) Koşulları;

a. Eşyanın suçta kullanılması, kullanılmak üzere hazırlanması veya suçtan meydana gelmesi;

Suçun işlenmesinde kullanılan eşya, suçun icra hareketlerinin yapılmasına katkı sağlayan, suçun işlenmesini kolaylaştıran eşyadır. Müsadere için o eşyanın suçta kullanılmasının mümkün olması yeterli değildir; kullanıldığının ya da en azından kullanılmak üzere hazırlandığının sabit olması gerekir. Suçun işlenmesinde kullanılan eşya gibi, suçun işlenmesine tahsis edilen eşya da müsadere edilir. Suçun işlenmesine tahsis edilen eşyanın, suçta kullanılmış olması gerekli değildir.(5)

Suçta kullanılmak üzere hazırlanan eşya, suçun işlenmesi kullanılmak maksadıyla hazırlanmış henüz suçta kullanılmamış olmakla birlikte, suçun işlenmesinden beklenen neticenin elde edilmesine yardım eden eşyadır. Suçun icrai hareketlerinin yapılmasını kolaylaştırma amacıyla hazırlanmış eşyadır. Suçun icra hareketlerine başlanmışsa bu eşya müsadere edilir. Suçun icra hareketlerine başlanmamış ise müsaderenin mümkün olabilmesi için kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlike yaratmasına bağlıdır.(6)

Suç işlenmesi neticesi eşyanın meydana gelmesi halinde de söz konusu eşya müsadere edilecektir.

b. Kasıtlı bir suçun işlenmiş olması;

Taksirle işlenen suçlarda müsadereye gidilemeyecektir. Yargıtay da bir kararında, müsadereye karar verilebilmesi için, sanığın eyleminin suç teşkil edip etmediği, kime ait olduğu saptanmalıdır. Müsadere eyleme bağlıdır. Eylem suç oluşturmuyorsa, eşyanın müsaderesine karar verilemez (Yar.CGK 2.10.1989) demek suretiyle, müsadereye karar verilebilmesi için her şeyden önce ortada işlenmiş bir suçun bulunması gerektiği konusuna açıklık getirmiştir.(7)

c. Eşyanın iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması;

Bu madde bağlamında iyiniyet, failin eşyanın suçun işlenmesinde kullanılacağını veya suçun işlenmesi suretiyle elde edildiğini bilmemesidir. Eşya, üçüncü bir kişiye aitse ve bu üçüncü kişi de eşyanın suçta kullanıldığını bilmiyorsa, müsadereye konu olamaz. Yargıtay bir kararında, “sanık, annesinin bulundurma ruhsatlı tabancasını, izni dışında taşıdığına göre, müsaderesine karar verilmesi yasaya aykırıdır” sonucuna varmıştır.(8)

Birden fazla kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, yalnızca suça iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur(TCK md.54/6).

d. Oranlılık ilkesinin dikkate alınması;

Suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir (TCK md.54/3)

Müsadere edilecek eşyanın ortadan kaldırılması, elden çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderenin başka bir surette imkansız kılınması halinde, bu eşyanın değeri kadar paranın müsaderesine hükmedilir (TCK md.54/2).

2. Konusu Suç Teşkil Eden Eşyanın Müsaderesi

TCK md. 54/4’te,”üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir” şeklinde, yasak olan eşyanın her durumda müsadere edileceği düzenlenmektedir. Burada eşyanın faile ait olup olmaması önemli değildir.

B. YTCK’NIN ETCK’YA GÖRE EŞYA MÜSADERESİ AÇISINDAN BAZI FARKLI DÜZENLEMELERİ

1. Müsadere konusu eşyanın ortadan kalkması halinde söz konusu eşyanın ortadan kalkması halinde eşyanın tutarı kadar paranın müsadere edilebilmesi mümkündür. Kural olarak müsadere kararı verebilmek için eşyanın zapt edilmesi gerekir. 765 sayılı TCK md. 36; zabıt ve müsadere olunur ifadesine yer vermesi ve kaim değerin müsaderesini olanaklı kılmaması nedeniyle, zapt edilip emanet alınmayan ya da yediemine tevdi edilemeyen eşyanın müsaderesi mümkün değildi. Ancak 5237 sayılı yasada kaim değerin müsaderesinin mümkün olması nedeniyle, eşyaya fiilen el konulmasa bile, diğer şartların da gerçekleşmesi durumunda müsadere olanaklı hale gelmiştir. Bu nedenle Yargıtay’ın eşyaya el konulmaması nedeniyle müsadere kararı verilmesinin mümkün olmadığı yönündeki içtihatların, kaim değerin olanaklı hale gelmesi nedeniyle güncelliğini yitirdiği söylenebilir.(9)

2. Müsaderenin suçtan ağır sonuçlar doğuracağı ve hakkaniyete aykırı olacağı düşünülüyorsa müsadereye karar verilmeyebilecektir. Ancak orantılılık ilkesi, yalnızca eşyanın suçta kullanılması bakımından kabul edilmiştir.

3. Müsadereye konu eşyanın, bütününe zarar vermeden ayrılabilen kısımların müsadere edilmesi mümkündür.

4. Birden fazla kişinin malik olduğu eşyanın müsadere edilmesi durumunda müsadere yalnızca suça iştirak eden kişinin payı üzerinde gerçekleştirilir.

5. Müsadere konusu eşyanın “kasıtlı” bir suçta kullanılmış veya suçun işlenmesine özgülenmiş veya suçtan meydana gelmiş olması konusunda açıklık getirilmiştir.

6. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere” hazırlanan” eşyanın müsadere edilebilmesi için eşyanın kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması koşulu aranmıştır.(10)


C. TÜZEL KİŞİLER HAKKINDA UYGULANAN MÜSADERE

Tüzel kişiler hakkında müsadereye karar verilebilmesi için;

1. Faaliyette bulunan bir özel hukuk tüzel kişiliği bulunmalıdır
2. Faaliyet özel hukuk tüzel kişi yararına işlenmelidir
3. TCK’ nın 54. Maddesinde yazılı müsadereye ilişkin yasal koşullar gerçekleşmelidir.

Tüzel kişilerin cezai sorumluluğu olmasa da, haklarında güvenlik tedbirlerinin uygulanması mümkündür. Çünkü cezanın kefaret ve ıslah edici fonksiyonu gerçek kişiler açısından söz konusu olabilir, tüzel kişiler açısından böyle bir durum söz konusu olamaz.(11)

D. ÖZEL DURUMLARDA MÜSADERE

1. Beraat kararı verilmesi halinde müsadere

Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, yüklenen suç açısından sanığın kast veya taksirinin bulunmaması durumlarında suçun unsurları gerçekleşmediğine göre beraat kararı verilecektir ve müsadere de mümkün değildir. Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmemiş olması veya yüklenen suçun sanık tarafından işlenmiş olmaması hallerinde de beraat kararı verilir. Bu hallerde beraat kararı verildiğinde beraat eden sanığa ait olan eşyanın başlı başına suç oluşturmaması şartıyla müsaderesi mümkün değildir.

2. Yaş küçüklüğü akıl hastalığı gibi kusur yeteneğini etkileyen hallerde müsadere

Kusurluluk, failin kusur yeteneğine sahip olmasına bağlıdır. Kusur yeteneğini etkileyen haller suçun oluşmasına değil, failin cezalandırılmasını engelleyen, ceza verilmesine etki eden hallerdir. Hukuka aykırı fiil ispatlanmış ve kusur yeteneğinin bulunmadığı yargısına varılmış ise, fail hakkında, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Ancak işlediği fiil haksızlık ve dolayısıyla, suç teşkil etme özelliğini devam ettirdiği için, her ne kadar kişi hakkında bir cezaya hükmedilmeyecekse de, güvenlik tedbiri uygulanabilecektir. Müsadere için mahkumiyet koşulu aranmasa da ortada ispatlanmış bir suçun varlığı gerekmektedir. Bu durumda hukuka aykırı filin ispat edilmiş olması koşuluyla bu kişiler hakkında müsadereye hükmedilebilecektir.(12)


3. Hukuka Uygunluk Nedenlerinin Varlığı ve Sınırın Aşılması Halinde Müsadere

Müsadere için, en azından ispatlanmış hukuka aykırı bir fiilin varlığı gerekir. Oysa hukuka uygunluk nedenlerinin varlığı, fiil yasal tanıma uygun olduğu halde hukuka aykırı değildir. Ve bu durumda müsadere mümkün değildir. Hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın aşılması durumunda ;

a. Sınırın taksirle aşılması suretiyle işlenen suç, taksirle işlendiğinde de cezalandırılan bir fiil ise, fail, taksirli fiilden cezalandırılacaktır. Ancak fiil taksirli olduğundan müsadere mümkün olmayacaktır.

b. Sınırın taksirle aşılması suretiyle işlenen suç, ancak kast bulunduğunda cezalandırılabilen bir suç ise, fail cezalandırılmayacaktır. Bu durumda fail, hukuka uygunluk sebeplerinden yararlanmaya devam eder ve müsadere yoluna gidilemez.

c. Sınırın kasten aşılması durumunda, TCK 27/1 uygulanmaz. Fail, hukuka uygunluk sebeplerindeki sınırı bilerek ve isteyerek aşması durumunda sınırın kasten aşılmasından söz edilir ve faile gerçekleşen neticenin ilişkin olduğu suça ait ceza aynen verilir.

d. TCK 27/2 gereğince meşru savunmada sınırın aşılması, fail bakımından mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmeyecektir. Bu durumda verilecek olan karar kusurun bulunmaması nedeniyle ceza verilemesine yer olmadığı kararıdır. Fiil hukuka aykırılığını koruduğundan müsadereye de hükmedilebilecektir.


4. Şahsi cezasızlık sebeplerinin varlığı halinde müsadere

Şahsi cezasızlık sebebinin varlığı eylemi suç olmaktan çıkarmaz; sadece failin cezalandırılmasını engeller. Fiil suç olmaya devam ettiğine ve engellenen de ceza olduğuna göre, hukuki niteliği güvenlik tedbiri olarak kabul edilen müsadere uygulanmalıdır.

5. Etkin pişmanlık hallerinde müsadere

Etkin pişmanlık hallerinin suçun haksızlık içeriğine bir etkisi olmadığından hukuki niteliği güvenlik tedbiri olarak kabul edilen müsadereye hükmedilebilecektir. Çünkü müsadereye hükmetmek için varlığı ispatlanmış yasal tanıma uygun bir fiilin varlığı yeterlidir.


E. USUL HÜKÜMLERİ

CMK md.256 vd. maddelerinde, müsadere usulü düzenlenmiştir. Buna göre müsadereye karar verme yetkisi mahkemeye aittir. Mahkeme asıl ceza davasıyla birlikte, bu konuda da karar verir. Asıl ceza davasıyla birlikte karar verilmeyen hallerde ise, ayrıca müsadere davası açılır.

Müsadere konusunda karar verilmesi için talepte bulunma yetkisi Cumhuriyet Savcısı veya katılana aittir (CMK md.256/1). Bu konuda yetkili mahkeme ise, esas davayı görmekle yetkili mahkemedir. Esas dava bulunmayan hallerde de, talep esas davaya bakmaya yetkili olan mahkemeye yapılır (CMK md.256/1). Duruşma yapılarak verilen müsadereye ilişkin karalara karşı (CMK md 257), ilgililer istinaf kanun yoluna gidebilirler(CMK md 258).

Suç konusu olmamakla birlikte müsadereye tabi olan eşyanın müsaderesine sulh ceza hakimince duruşmasız olarak karar verilir (CMK md 259). Bu karara karşı, ilgililer itiraz yoluna başvurabilirler.

Müsadere usulüyle ilgili olarak kanunda kısmi müsadere de düzenlenmiştir. Buna göre kısmen müsadere edilebilecek eşyanın tamamı müsadere edilmeyecektir. Bir şeyin sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmının müsaderesine karar verilir.

Kanunda müsaderenin uygulanmasında orantılılık ilkesi de 3. bentte açıkça belirtilmiştir.

TCK’ nın 54. maddesinde “müsadere edilir” ibaresi koşulları gerçekleştiğinde müsadereye hükmetmenin zorunlu olduğu anlamına gelmektedir. Buna karşılık md 54/3 suçta kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebileceğini düzenlemiştir. Orantılılık ilkesi böylece müsaderenin bir unsuru olarak belirlenmiştir.

F. 5607 SAYILI KAÇAKÇILIKLA MÜCADELE KANUNU’NDA MÜSADERE

Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun ” müsadere “ başlıklı 13. Maddesine göre;

1. Bu Kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümleri uygulanır. Ancak kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılan veya kullanılmaya teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının müsadere edilebilmesi için aşağıdaki koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir:

a. Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıracak veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olmalı

b. Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin, bu aracın kullanılmasını gerekli kılması.

c. Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ye girmesi veya Türkiye’den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması.

2. Etkin pişmanlık nedeniyle fail hakkında cezaya hükmolunmaması veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, sadece suç konusu eşya ile ilgili olarak müsadere hükümlerinin uygulanmasına engel teşkil etmez.
**
Maddeden anlaşılacağı üzere Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda tanımlanan suçlara konu eşya ve taşıtların müsaderesi TCK’ nın hükümlerine göre yapılacaktır. Etkin pişmanlık nedeniyle faile ceza verilmemesi veya kamu davasının düşmesine karar verilmesi, suça konu eşyaya müsadere hükümlerinin uygulanmasına etki etmez. Maddede kaçak eşyanın taşınmasında kullanılan aracın müsadere edilmesi için üç koşul öngörmüş ve bunlardan birinin gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay, kaçak eşyanın her ne şekilde olursa olsun bir yerden bir yere naklini -kaçak eşyanın taşınması- olarak değerlendirmemekte bunun için taşımanın uzun mesafeli olmasını aramaktadır. Yine kaçak eşya taşımasında kullanılan aracın da bu taşımaya tahsis edilmişsi- müsadereye konu olabileceği anlaşılmaktadır. Örnek 1. “Kaçak eşyanın hacmine ve ağırlığı ile kat ettiği mesafe gözetildiğinde bu eşyayı taşıyan aracın kaçak eşya nakline tahsis edildiği anlaşılırsa müsaderesine karar verilmelidir” (7. CD Esas 1997/10806 Karar 1997/10579 Tarih 22/12/1997 ). 2. “kaçak mazotun hacmi ve ağırlığı ile kat ettiği mesafeye göre, bunu taşıyan traktör ve buna bağlı tankın kaçak eşya nakline tahsis edilip edilmediği saptanmalı, tahsis edilmişse müsaderesine karar verilmelidir” (7 CD Esas 1997/10802 Karar 1997/10576 Tarih 22/12/1997)(13).
************
Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nun 13. maddesinde, bu kanunda tanımlanan suçlarla ilgili olarak TCK’ nın eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Ayrıca suç konusu kaçak eşya taşımasında kullanılan veya kullanılmasına teşebbüs edilen her türlü taşıma aracının müsadere edilebilmesi için bu aracın kaçak eşya taşımasında bilerek kullanılmasının yanında aşağıdaki üç halden herhangi birinin varlığının da aranacağı düzenlenmiştir. Bunlar;

a. Kaçak eşyanın, suçun işlenmesini kolaylaştıran veya fiilin ortaya çıkmasını engelleyecek şekilde özel olarak hazırlanmış gizli tertibat içerisinde saklanmış veya taşınmış olması,

b. Kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar ve hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması veya naklinin sadece belirli özelliklere sahip bir araç gerektirmesi ve naklin böyle bir araçla yapılması,

c. Taşıma aracındaki kaçak eşyanın, Türkiye’ye girmesi veya Türkiye’den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması,

Kaçak eşya taşınmasında aracın bilerek kullanılmasında, aracı kullanan ile sahibi ayrı kişilerse, sahibinin araçta kaçak eşya taşındığını bilmesi ya da bilebilecek durumda olması gerekir. Taşımanın araç sahibinin bilgisi dâhilinde değil de ihmalinden yararlanılarak yapıldığı anlaşılırsa araç müsadere edilemeyecektir.

Birinci fıkranın a bendinde belirtilen ”özel olarak hazırlanmış gizli tertibat” ifadesinden, kaçak eşyayı gizlemek amacı ile araca, normal bir kontrolde tespit edilemeyecek gizlenmiş biçimde sonradan yapılmış, zula olarak tabir edilen bir düzenek anlaşılmalıdır. Bu aracın müsadere edilebilmesi için eşya, araçta ilk bakışta görülemeyecek şekilde gizlenmiş bir bölümde aranarak bulunmalıdır. Aracın orijinal yapısından kaynaklanan bölümler veya dışarıdan bakıldığında görülebilecek şekilde yapılan ilaveler “özel olarak hazırlanmış gizli tertibat” kapsamında değerlendirilemez. Örneğin aracın bagajı, yakıt deposu, lastikleri ve stepnesi, gibi yerler özel olarak hazırlanmış gizli tertibat kapsamında kabul edilemez.

Aracın müsaderesi için b bendinde belirtilen kaçak eşyanın, taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması hali, Yargıtay kararlarında “aracın taşıma kapasitesi ve taşınan eşya miktarına nazaran suç konusu eşyanın araçtaki yükün hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturması” olarak değerlendirilmektedir.

Özelliği nedeniyle taşınması buna uygun araç gerektiren eşyanın, böyle bir araçla taşınması halinde, başka bir deyişle eşya, farklı bir özellik arz ediyorsa ve bu özelliğe uygun olmayan bir araçla taşınamıyorsa ve sadece bu özelliğe uygun araç gerekliyse böyle bir kaçak eşya taşımasında kullanılan aracın, eşyanın miktar ve hacmine bakılmaksızın müsaderesine karar verilecektir.

Taşıma aracındaki kaçak eşyanın c bendinde belirtilen Türkiye’ye girmesi veya Türkiye’den çıkması yasak veya toplum veya çevre sağlığı açısından zararlı maddelerden olması halinde bu eşyanın miktar ve hacmine bakılmaksızın taşıma aracı müsadere edilecektir.

Bu madde kapsamında kaçak eşya naklinde kullanılan aracın müsaderesi için Türkiye siyasi sınırları içerisinde naklin başlamış olması gerekir. Eşyanın taşınma mesafesinin önemi yoktur.

Maddenin 2. fıkra hükmüne göre faile ceza verilsin veya verilmesin suç konusu kaçak eşyanın her halde müsadere edilir fakat suç konusu kaçak eşyanın taşındığı aracın müsaderesinin söz konusu olabilmesi için faile ceza verilmesi gerekmektedir.

Müstakil müsadere davalarında mahkemece eşyanın, yurda yasal yollardan girip girmediği araştırılacak, eğer müsadere konusu kaçak eşyanın yurda hangi yoldan girdiği tespit edilemiyorsa, 3. maddenin 1. fıkrası kapsamında gümrük işlemine tabi tutulmadan yurda sokulduğu kabul edilerek müsaderesine karar verilecektir. Bu bağlamda kaçak eşyanın 3. madde kapsamında suç oluşturan kaçakçılık fiillerinden birinin işlenmesi sonucu ya da 3. maddenin 10 veya 11. fıkrası kapsamında işlenen kabahat fiili sonucu yurda sokulduğu tespit edildiğinde fiilin konusuna göre eşyanın müsaderesine karar verilebilecektir. (14)

Duruşmalı olarak yapılan müsadere davasında verilen ve kesinlik sınırı altında olmayan müsadere kararının temyizi kabildir.

SONUÇ OLARAK

Güvenlik tedbiri olarak öngörülen müsadere TCK md 54 ve TCK md 55’ te eşya müsaderesi ve kazanç müsaderesi şeklinde düzenlenmiştir. Nitekim TCK md.54’ ün gerekçesinde, ”yapılan yeni düzenleme ile getirilen temel değişiklik, müsaderenin hukuki niteliğinin bir güvenlik tedbiri olduğunun kabul edilmesidir. İşte bu nedenledir ki, müsadereye hükmedilmesi için suçun işlenmesi zorunlu olmakla birlikte, bu suçtan dolayı bir kimsenin mahkum edilmesi gerekmemektedir. Örneğin suç işlenmesinde kullanılan tehlikeli eşya, bunu kullanılan fail çocuk veya akıl hastası olması nedeniyle cezalandırılmasa dahi, müsaderesine hükmedilebilecektir” ifadesiyle müsaderenin güvenlik tedbiri olduğu açıkça dile getirilmektedir. (15)

Müsaderenin güvenlik tedbiri olarak düzenlenmesi yerinde olmamıştır. Çünkü güvenlik tedbiri niteliğini taşıyan düzenleme TCK 54/4’ teki düzenlemedir. Buna karşılık TCK 54/1, 54/2 ve 55 hükümleri ceza hükümleri taşımaktadır.(16)

Ayrı bir başlık altında kazanç müsaderesinin düzenlenmesi ile kaim değerin müsaderesi mümkün kılınarak müsadere için eşyanın zapt edilmesi gerektiği kuralından vazgeçilmiştir. Aynı şekilde güvenlik tedbiri başlığı altında düzenlenmiş olması da mahkumiyet hükmü aranmadan müsadereye hükmedilebilmesini sağlamıştır.

TCK’ nın beşinci maddesindeki hüküm dolayısıyla müsadere özel yasalardaki suçlar bakımından da uygulama alanı bulmaktadır. Bunun bir sonucu olarak da Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu bağlamındaki suçlara da TCK md 54 ve 55 hükümleri uygulanacaktır. 54 ve 55 ‘inci maddelerinin yanı sıra Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu müsadere başlıklı 13. maddesinde, kaçakçılık fiillerine TCK’ nın uygulanacağını belirtse de kaçak eşyanın taşındığı aracın müsaderesine ilişki bir takım özel koşullar mevcuttur.



1Bahri ÖZTÜRK, Mustafa Ruhan ERDEM, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara2006,9.Baskı ,s.325.
2 Veli Özer ÖZBEK, Yeni Türk Ceza Kanununun Anlamı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2006,Cilt:I, s.594.
3 A.e. s.595.
4 A.E. S. 593
5 Abdulkadir CERTEL, Müsadere, Ankara 2008, s.38.
6 A.e s.40.
7 Bahri ÖZTÜRK, Mustafa Ruhan ERDEM, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, s.329.
8 A. e. , s.328.
9 Abdulkadir CERTEL, Müsadere, Seçkin Yayıncılık 2008, s.34.
10Bahri ÖZTÜRK, Mustafa Ruhan ERDEM, Uygulamalı Ceza Hukuku ve Güvenlik Tedbirleri Hukuku, s.327.
11 Abdulkadir CERTEL, Müsadere, s. 34.
12 Doğan GEDİK, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na Göre Müsadere, Adalet Yayınevi, Ankara 2007, s.174-179.
13 Kaptan KILIÇ, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu, Ankara 2007, s.52-53.
14 Seyfettin ÇİLESİZ, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Açıklaması ve 5576 Sayılı Kanunla Değişik 5015 Sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nda Düzenlenen Kaçak Petrol Suçları, Ankara 2008,s.362-364.
15 Timur DEMİRBAŞ, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2009,6. Bası, s.587.
16 Doğan GEDİK, 5237 SAYILI Türk Ceza Kanunu ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na Göre Müsadere, Ankara 2007, s.19.
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Suç Eşyasının Müsaderesi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Demet Aslı Çaltekin'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
04-09-2010 - 02:06
(1512 gün önce)
Makaleyi Düzeltin
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 4 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (75%) makaleyi yararlı bulurken, 1 okuyucu (25%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
26529
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 7 saat 59 dakika 39 saniye önce.
* Ortalama Günde 17,55 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 28427, Kelime Sayısı : 4178, Boyut : 27,76 Kb.
* 10 kez yazdırıldı.
* 7 kez indirildi.
* 2 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1241
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,08098102 saniyede 13 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.