Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Alacağın Temerrüdü

Yazan : Av.Uğur Hakan Kahraman [Yazarla İletişim]
Avukat

Hazırlayan
UĞUR HAKAN KAHRAMAN







İÇİNDEKİLER


İçindekiler………………………………………………………………………1
Kısaltmalar……………………………………………………………………...3

ALACAKLI TEMERRÜDÜ


I.Genel olarak……………………………………………………………………4
II.Alacaklı temerrüdünün şartları……………………………………………......7
A.Borçlu edimin gereği gibi ifasını teklif etmiş olmalıdır………………………7
1.Borca uygunluk……………………………………………………….……….8
2.Fiili ve gerçek önerme………………………………………………………...8
3.Özel haller :Sözle önerme…………………………………………….……….9
a.Alacaklının daha önce yapması gerektiği işlemlerin bulunması…………..…..9
b.Alacaklının ifayı kabul etmeyeceğini bildirmiş olması………………….....…9
B.Alacaklının teklif edilen edimi kabulden kaçınmış olmalıdır.……...………..10
C.Alacaklının teklif edilen edimden kaçınması haksız olmalıdır…....………....10
III.Alacaklı temerrüdünün devam etmesi………………………………………11
IV.Alacaklı temerrüdünün sona ermesi………………………………………...11
V.İspat sorunu …………………………………………………….……………11
VI.Alacaklı temerrüdünün sonuçları…...………………………………………12
A.Genel bilgi…………………………………..……………………………….12
B.Genel sonuçlar……………………………………………………………….12
1.Genel bilgi……………………………………………………….…………...12
a.Borçlunun sorumluluğunun hafifletilmesi…………………………………....13
b.Hasarın alacaklıya geçmesi………………..……………...………………….14
c.Mütemerrit alacaklının ödememezlik defini ileri sürememesi….……………14
d.Alacaklı temerrüdünün borçlu temerrüdünü sona erdirmesi…….……..…….15
e.Borçlunun masraflarını alacaklıdan isteme hakkı ……………..……………..15
f.Sözleşmeden doğan faizlerin işlemeye devam etmesi………..……...……….16
C.Özel sonuçlar……………………………………………….………………..16
1.Borçlunun borçlanılan şeyi tevdii hakkı………………………….…………..17
a.Genel bilgi…….……………………………………………………………...17
b.Tedvinin şartları…………………………………………………….………..18
aa.Genel olarak…………………………………………………………………18
bb.Tevdii tevdi yerinde yapılmalıdır…………………………………..….……19
c.Tedvinin hüküm ve sonuçları…………………………………….…………..19
2.Borçlunun borçlanılan şeyi satma hakkı……………………………………..20
a.Genel bilgi…………………………………………………….……………...20
b.Satışın şartları………………………………………………….……………..21
aa.Genel bilgi………………………………………………………….……......21
bb.Borçlu alacaklıya şatışı daha önceden haber vermesi…………...………….21
cc.Hakimin satışa izin vermiş olmasıdır………………………………...……...21
c.Satışın hüküm ve sonuçları…………………………………………………...22
3.Borçlunun sözleşmeden dönme hakkı(edimin konusu bir şey değilse)…........22
a.Genel olarak………………………………….………………………….……23
b.Dönme hakkı……………………….……………….………………………..23
c.Dönmenin sonuçları……………….……………………………….…………23

VII.Sonu煅….………………………………………………..…………….24
Kaynakça…………………………………………………………..…………..25

































KISALTMALAR




S:Sayfa

BK: Borçlar Kanunu

AMK: Almanya Medeni Kanunu

MD: Madde

VD: Ve Devamı

VB: Ve Benzeri





















ALACAKLI TEMERRÜDÜ


I.GENEL OLARAK


Alacaklı temerrüdü, ifanın gerçekleşmesi alacaklının katılmasına bağlı olduğu hallerde alacaklının yapılacak ifayı kabulden kaçınması veya alacaklının kendisi tarafından yapılması lazım gelen hareketlerden kaçınması hallerinde ortaya çıkan hukuki durumdur. Buna alacaklının temerrüdü denir. (1).Temerrüt sözlük anlamı itibariyle dik başlılık, direnme anlamına gelir terim olarak ise, bir borç ilişkisinde taraflardan herhangi birisinin haklı bir sebebe dayanmadan borcun ifa edilmesini engelleyici bir davranış veya direnmede bulunmasını ifade etmektedir.(2) Borçlunun borçlanmış olduğu edim yükümlüğünün yerine getirebilmesi bazı durumlar haricinde alacaklının ifayı kabulü veyahut ifa fiillerine alacaklının katılmasına bağlı bulunmaktadır. Alacaklının yapması gerekli olan hazırlık fiillerinden objektif bir haklı nedene dayanmadan kaçınması ve bu fiilleri yerine getirmesi halinde borçlu ifada bulunamaz. Alacaklının sunulan edimi kabul etmesi, borçlanılan edimin ifası sebebiyle gereken hazırlık fiillerini gerektiği şekilde yapması ifanın şartını oluşturmaktadır. Buna aykırı olarak örneğin aralarında kurulmuş bulunan hizmet sözleşmesine göre işçiyi işyerine sokmayan işveren, satım sözleşmesi yapılmış olup alıcı kendisine düşen edim yükümlülüğünü yerine getirmesine rağmen satıcının malları teslimden kaçınması halleri alacaklının temerrüdüne örnekler teşkil eder.(3)Alacaklının temerrüdünde ifa olayının gerçekleşmesinde bir gecikme söz konusu olup burada gecikmeye objektif haklı bir nedene dayanmayan alacaklı sebep olmuş olacaktır. Bu haller ancak alacaklının ifa fiillerine katılmasının zorunlu olduğu hallerde söz konusu olur. Bunun dışında örneğin yapmama edim yükümlülüğünde alacaklının temerrüdü söz konusu olamaz.(4).Bunun nedeni ise bazı edimlerin niteliği gereği mutlak suretle alacaklının katılma fiiline gerek olmadan da ifa edilebilir olmasıdır. Böyle bir durumda alacaklının katılmasına gerek duyulmadığından alacaklının temerrüdü de söz konusu olmaz. Bu duruma verilebilecek örnekler ise ayni bir hakkın ferağatı, bir tazminat ediminin yerine getirilmesinde, borçlunun rekabet veya müdahale yapmamayı öngördüğü edimlerde alacaklı temerrüdü ortaya çıkmaz

Alacaklının ifaya katılma fiilleri dar anlamda ifaya katılmak ve geniş anlamda ifaya katılmak üzere ikiye ayrılmıştır. Dar anlamda katılma fiili, alacaklının sunulan edimi kabul etmesidir ki buna örnek verirsek satılan malın kabulüdür. Geniş anlamda katılma fiilleri ise alacaklının ifaya refakat fiilleriyle hazırlık fiilleri oluşturmaktadır. Buna örnek verirsek seçimlik bir borçta seçim hakkı alacaklıya tanındığında, alacaklının seçim hakkını kullanması hazırlık fiillerine örnek olurken,refakat fiiline örnek ise alacaklının borçluya makbuz vermesi gösterilebilir. (5)
__________________________________

1)Oguzman, Kemal:Borçlar Hukuku Genel Esasları,Seçkin Yayıncılık .,2006 s.280
2)Üçer,Mehmet: Alacaklının Temerrüdü ,Turhan kitapevi.,2007 s.12
3)Eren ,Fikret:Borçlar Hukuku Genel Hükümler ,Beta yayıncılık.,9.bası 2006 s.968
4)Oğuzman, s.281
5)Eren, s.971


Alacaklının ifaya katılma fiili ya aktif yâda pasif olur. Aktif katılma fiiline örnek olarak malın kabulü, satılan şeyin gönderilmesi talimatı, makbuz verme, seçim hakkının kullanılması aktif kullanma olarak nitelendirilirken, işçinin işletmede çalışmasına izin verme pasif davranışa örnek niteliğindedir(6). Alacaklının alacağı alacaklıya bir hak olarak tanındığı için bunun doğal sonucu olarak alacaklı kendisine sunulan edimi kabul etmek zorunda değildir. Bu halde hukuk düzeni alacaklıyı ifa hususunda teknik bir anlamda yükümlülük altında tutmamıştır.(7)Ancak alacaklının işbirliği yapma sorumluluğu vardır. Buna aykırı davranış ise alacaklının temerrüdü durumunu ortaya çıkarır. Ayni sözleşmelerde, hizmet sözleşmesinde ve de eser sözleşmesinde borçlu alacaklının işbirliğine ihtiyaç duyar. Alacaklının bu şekilde işbirliği sorumluluğundan kaçınması halinde borcun ifası gerçekleşmeyecek olup alacaklı da bu halde temerrüde düşmüş sayılacaktır. Alacaklının katılma hareketleri yapması gereken durumlarda, hareketsiz bulunması bir kabul etmeme niteliğinde olup
Dolayısıyla aktif davranışı gereken hallerde bundan kaçınmamalıdır. (8)

Alacaklının işbirliği yükümlülüğü aslında kanun koyucunun alacaklı ve borçlu arasındaki menfaati dengesindeki yaşanacak muhtemel çatışmada denge sağlamak amacıyla, getirilen bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun temeli alacaklının alacağını hak olarak tanınması haline karşılık borçlunun borcunu sona ermesindeki menfaatlerini alacaklının fiiliyle engellenmesi amacıyla getirilmiş ifaya katılma külfetidir.
Alacaklıya tanınan bu hak dolayısıyla getirilmiş ifa külfeti aslında bir hukuki yükümlülük teşkil etmediğinden dolayı alacaklının bu yükümlülüğe rağmen uymaması hali alacaklı için yinede çok ciddi sakıncalar doğurmamaktadır öyle ki hem alacak hakkını kaybetmediği gibi hem de hak ihlali niteliğinde olmadığından dolayı borçluya alacaklının bir tazminat ödemesi de gündeme gelmeyecektir.(9)
Alacaklının ifayı kabulden kaçınması halinde alacaklının borçlu temerrüdüne başvurma imkânını kanun tanımamıştır. Bunun sebebi ise alacaklının kendisi temerrüt halinde bulunurken borçlunun temerrüdü söz konusu olamayacağı kuralıdır. Böyle bir durum içinde bulunan borçlu ise borcun sona ermesindeki menfaatinden dolayı borçlu edimi tevdii edebilir veyahut sattırabilir. Şeye ilişkin edimler dışında ise yapacağı sözleşmede dönmektir. Kanun koyucu bu hale ilişkin borçluyu daha etkin korumak amacıyla alacaklının temerrüdü halinde hasarın alacaklıya geçmesi, tevdii için yapılan masrafların alacaklıdan istenmesi gibi borçlu lehine düzenlemelere gitmiştir. Ayrıca alacaklı temerrüdü halinde alacaklının artık ödemezlik defini ileri sürme imkânı kalmamıştır. Alacaklı temerrüdünün gerçekleşmesi için mutlak suretle ifanın henüz mümkün olması gerekir. Alacaklının davranışıyla bile olsa ifanın gerçekleşmesi imkânsız hale gelirse temerrüdün genel anlamı olan ifada gecikme hali


_________________________________________________

6)Eren, s.972
7)Eren, s.974
8)Üçer, s.50
9)Eren,s975




Gerçekleşmeyecek dolayısıyla alacaklının temerrüdü ortaya çıkmayacaktır.(10)

Alacaklının temerrüdünü düzenleyen BK 90–96 arası maddeler kanun koyucu tarafından emredici olarak düzenlenmemiş olup, düzenleyici hüküm olarak yani yedek hukuk kuralları olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla taraflar anlaşarak temerrüdün şartlarını değiştirebilir, hüküm ve sonuçlarını sınırlayıp ortadan kaldırabilirler.(11)

Alacaklının temerrüdünün gerçekleşmesi için ilke olarak alacaklının kusurlu olması aranmaz. Bununla birlikte borçlunun sözleşmeden dönme halinde uğramış olduğu menfi zararın tazmini talep hakkı ancak alacaklının kusurlu olduğunun ispatı halinde mümkün olabilecektir.(12)

Son olarak belirtilmesi gerekirse alacaklının ifayı kabulü veya ifayı engelleyecek şekilde davranmaması taraflar arasındaki sözleşmeye göre aynı zamanda onun için bir borç teşkil ediyorsa sözleşmenin diğer tarafı dilerse alacaklının temerrüdü hükümlerine başvurabileceği gibi dilerse borçlu temerrüdü hükümlerine de başvurabilir. Bunun için aranan tek şart sadece sözleşmenin karşılıklı edimler içermiş olmasıdır.(13)






















_________________________________________________

10) Eren, s.978
11) Eren, s.979
12)Üçer, s.46
13)Oğuzman, s.280



II. Alacaklının Temerrüdünün Şartları

A.Borçlu edimin gereği gibi ifasını teklif etmiş olmalıdır

Borçlu borçlanılan edimi ifa amacıyla borç ilişkisine uygun ve gereği gibi sunmuş bu suretle ifaya hazır ve istekli olduğunu ifade etmiş ve ispatlamış olması gerekir. (14)
Borcun ediminin gereği gibi ifa edilmiş olması;miktar,vasıf,yer,zaman olarak borca uygun şekilde arz edilmesidir.Zaman olarak ifada esas alınması gereken zaman borcun vadesi olmayıp ,ifa edilebilir olma anıdır.(15)Bu hale sebep olan durum ise borcun vadesi ile ifa edilebilir anının aynı zamanda olması zorunlu olmayıp farklı zaman dilimleri için söz konusu olabilmesidir.Dolayısıyla borcun ifa muaceliyeti gerçekleşmeden de ifa edilebilmesi mümkün olabilecektir.Zaman dışında diğer dikkat çekilmesi gereken nokta ise ifa teklifindeki miktarın sadece asıl borcu değil aynı zamanda faiz ve giderlerini de kapsaması gerekir. Alacaklının kısmi ifa niteliğinde olduğu kanun koyucu tarafından kabul edilen miktarı reddedebilir. Bu alacaklının temerrüt durumuna düşmesine sebep olmaz. Dolayısıyla genel bağlamda bakarsak, borç teklifine uygun olmayan ifa tekliflerinin ki örnek olarak biraz önce bahsettiğim kısmi ifa halinde olduğu gibi alacaklı tarafından kabul edilmemesi alacaklının temerrüdü durumuna oluşturmaz. Borçlu tarafından yapılan ifa teklifindeki amaç, ifanın gerçekleşmesi için borçlu tarafından yapılacak her türlü fiilin gerçekleştirilmesi ve de alacaklı açısından sadece ifayı kabul işinin bırakılmasıdır.(16)

İfa teklifinin, kural olarak borçlu tarafından gerçekleştirilebileceği gibi üçüncü sahsın ifa engellinin bulunmaması şartıyla bir üçüncü şahıs tarafından da gerçekleştirilebilecektir.(17)Bunun sebebi ise eğer borçlunun şahsının sözleşmede ki özel
Düzenlemeye veya işin niteliğine göre önem arz ediyor ise o halde borçlunun borcunu şahsen ifası gereklidir.(18)

İfa fiilinin teklifindeki asıl amaç, ifanın gerçekleşmesi için borçlu tarafından yapılacak her şeyin yapılması alacaklıya sadece ifayı kabulü bırakılmasıdır. Burada özelikle belirtirsek aranacak borçlarda borcun özeliğinden dolayı sözle ifa teklifi bile alacaklının temerrüde düşmesi için yeterli olacaktır. Ancak önemle belirtmemiz gerekirse sözle ifanın yeterli olacağı hallerde alacaklının borçlanılan edime ifaya hazır olmadığını ispatlaması halinde alacaklı temerrüdü gerçekleşmeyecektir. Ayrıca borçlunun ifa teklifini ifa niyetiyle sunması lazımdır sadece ifaya hazır olduğunu bildirmesi yeterli olmayacaktır.(19)

_______________________________________________

14)Eren, s.984
15)Oğuzman, s.282
16)Eren, s.985
17)Tekinay,Selehattin,Sulhi.:Borçlar Hukuku,Cilt 2,Fakülteler Matbaası, 5.bası,1985,s.1117
18)Üçer, s.77
19)Eren, s.986

1.Borca Uygunluk


İfa fiilinin borca uygun olması gerekir öyle ki yapılacak verilecek şeyin miktar, nitelik, yer, zaman yönünden borca uygun olması zorunludur.Ancak bu şekilde teklif edilen edimin borca uygun olduğu söylenebilir(20). Daha önce değindiğim gibi ifanın zaman yönünden borca uygun sayılabilmesi için borcun muaccel olması şart olmayıp borcun vadesinden öncede ifa edilebilir olması yeterlidir. Borcun ifa edilebilir olması genel kural olmakla birlikte sözleşme hükümleri ve sözleşme niteliği, veyahut hal ve şartların gerektirmesi özelikle alacaklı açısından borcun vadesinde ödenmesi büyük menfaati var ise ki örneğin erken ifanın alacaklı açsından depolama ve muhafaza gibi masrafları ortaya çıkarması veyahut sözleşme ile alacaklı lehine vade tarihine kadar faiz uygulanması durumlarında borcun vadeden önce ifası mümkün olmayacaktır(21).

Borçlunun aynı zamanda sözleşmenin diğer tarafı açısından elde edeceği bir edim söz konusu ise o halde aynı zamanda ifa koşulu ile edimini teklif etmesi yine borca uygun bir ifa teklifi niteliğinde olur. Bu durumda borçlunun ifa teklifini kabul edeceğini yalnız kendi edim yükümlüğünü yerine getirmeyeceğini ifade eden alacaklı temerrüde düşmüş sayılır(22).


2.Fiili Ve Gerçek Önerme


İfanın alacaklıya önerildiğinin kabul edilebilmesi için ,borçlunun sadece sözle ifayı önermesi değil kural olarak ifayı fiilen ve gerçekten önermesi zorunluluk teşkil eder(23). Öyle ki bu genel kural daha sonra ifade edeceğim istisnalar dışında zorunluluk teşkil etmektedir. İfa önerisi öyle olmalı ki kural olarak borçlu kendisine düşen sorumluluğu harfiyen yerine getirmeli ve de alacaklıya sadece ifanın gerçekleşmesi için kabulüne gerek kalmalıdır. Gerçek Önermeye bir örnek verirsek; alacaklının işyerine bir tamirat için gelmiş olan borçlunun tüm alet edevat ve de gerekmesi halinde yardımcı kişiler ile gelip ifaya hazır şekilde olması gerekir. Bu durumda borçlu alacaklıya gerçek ve fiili önermede bulunmuş olur.
Daha önce değindiğim gibi ifa önerisi gerçek ve fiili önermesi bizzat borçlunun sahsına uygun ve sahsı tarafından gerçekleştirilmesi zorunluluk teşkil etmiyorsa 3.şahıslar tarafından da gerçekleştirilebilir.





__________________________________________

20)Reisoğlu, Safa.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayıcılık,14.bası,2000,s.68
21)Üçer, s.65
22)Reisoğlu, s.69
23)Reisoğlu, s.69

3.Özel Haller: Sözle önerme

Bazı haller içinde sözle önerme ifanın gerçekleştirilmesinden kaçınan alacaklının temerrüde düşmesi için yeterli olacaktır.

a)Alacaklının daha önce yapması gerektiği işlemlerinin bulunması

Bu işlerden kasıt, alacaklının, gerek ifa için yapması gerektiği ön hazırlıkları gerekse ifayı mümkün kılacak olan yapacağı fiillerdir. Örnek verirsek seçimlik bir borç söz konusu olduğunda seçme yetkisi eğer alacaklıya bırakılmış ise o halde onun hangi edimi istediğini bildirmesi alınacak borçlarda alacaklının, malın bunduğu yere gelmesi; inşaat yapmayı taahhüt eden borçluya gerekli gerekli inşaat ruhsatının sağlanması alacaklının daha önce yapması gerektiği işlemlere örnek teşkil eder(24). Böyle hallerde borçlu gerçek ve fiili bir ifa teklifinde bulunması gerekmeyecek sadece alacaklıya sözlü ifa teklifi niteliğinde bir bildirimde bulunması alacaklının temerrüde düşmesi için yeterli olacaktır. Alacaklıya düşen bir işin yapılması için belli bir tarih verilmesi yahut belli bir tarihe göre bir süre tayin edilip bu süreler dâhilinde sözü edilen işi yapmayan alacaklıya herhangi bir teklifin yapılmasına gerek olmadan alacaklı için temerrüt durumu oluşacaktır(25). Aynı şekilde diğer bir durumda borçlunun borç miktarını kesin olarak bilmemesinden doğan durumlardır. Bu hallerde özelikle borçlunun borç miktarını bilebilmesi için alacaklının işbirliğinin gerektiği durumlarda alacaklının bundan kaçınması halinde usulüne uygun olarak yani gerçek ve fiili bir teklifte bulunamayacağından sözle ifa teklifi yeterli olacaktır. Bu hallerde borçlunun borcunun sona ermesindeki menfaatinden dolayı mahkemeye başvurarak borç miktarının belirlenmesini talep etmesi gerekir(26)


b)Alacaklının ifayı kabul etmeyeceğini bildirmiş olması halinde

Alacaklının sözleşme ile kendini bağlı saymadığını ifayı kabul etmeyeceğini önceden bildirmesi halinde artık borçlunun fiili bir ifa teklifinde bulunmasına gerek olmayıp sadece sözle ifa önerisinde bulunması yeterli olacaktır(27). Bu halde sözle yapılan ifayı reddetmesi halinde ise alacaklının temerrüdü durumu ortaya çıkacaktır.
Diğer yandan alacaklının akitten döndüğü veya akdi hükümsüz saydığı yolundaki beyanlarında edimi kabul etmeyeceği yolunda beyan olarak kabulü gerekir. Bütün bu hal vaziyetinde artık borçludan bütün ifa fiillerini yerine getirmesini beklenmemesi muhakkaktır.(28)Ayrıca belirtilirse artık sözle ifa teklifinin bile dürüstlük kuralı gereği artık gerekli olmadığı durumlarda teklif olmadan dahi alacaklı için temerrüt durumu ortaya çıkar.

__________________________________________________ ___

24)Tekinay, s.1118
25)Tekinay, s.1118
26)Üçer, s.90
27)Reisoğlu, s.269
28)Tekinay, s.1119


B.Alacaklı teklif edilen edimi kabulden kaçınmış olmalıdır


Kabulden kaçınmış olmak hukuki anlamda edimin reddedilmesi olup alacak hakkından vazgeçme değildir. Kabulden kaçınma ya edimin doğrudan reddi ile gerçekleşir ya da edimin borçludan alınmasına rağmen tam bir ifa olarak değerlendirilmemesi veyahut borçlunun buyruğuna hazır tutulduğunun borçluya bildirilmesi ile gerçekleşir(29)
Ret hali için mutlak suretle açık bir irade beyanı gerekmez; olumlu bir harekete de ihtiyaç göstermez. İfa fiillerine katılması istenen alacaklının pasif davranışı da ret anlamına gelmektedir(30).


C.Alacaklının Teklif Edilen Edimden Kaçınması Haksız Olmalıdır


İfa önerisini reddeden alacaklının mütemerrit sayılması için alacaklının ifa önerisini reddetmede kusurlu olması şartına bağlı tutulmamıştır. İfa önerisini reddetmede alacaklı objektif olarak haklı bir nedeni yok ise o halde burada kusurlu sayılmamasına rağmen alacaklı temerrüdü durumu ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bur da ki ret haksız olarak nitelendirilecektir(31). Bu durumlara örnek verirsek; hastalık gibi kişisel nedenlerle ifa teklifini kabul edemeyen alacaklı objektif bir haklı neden dayanmadığından durumun sübjektif yanı ağır bastığından dolayı kusurlu olarak nitelendirilemese de alacağın temerrüdü durumu ortaya çıkacaktır(32).Ancak örneğin borçlu alacaklıya haber vermeden vadesinden önce edimi sunarsa, ifayı kabul etmeyen alacaklı için objektif bir haklı nedene dayanıyor sayılır dolayısıyla reddetmesi alacaklının temerrüde düşmesine sebep olmaz. Burda sağlanmaya çalışılan amaç borçlunun, alacaklı temerrüdü hükümlerinden kaynaklanan olumlu hükümlerden kendi kişisel çevre ve etki alanları dışındaki olaylardan menfi şekilde etkilenmesini önlemek için kabul gören bir uygulamadır. Yani alacaklının ölmesi, hastalanması, ayırt etme gücünü kaybetmesi borçlu açısından bir zorluk doğurmayacak bu hallerde dahi alacaklı için temerrüt hükümleri uygulacaktır.

İfa önerisinin usulüne uygun bir şekilde yapılmaması halinde ise alacaklı temerrüdünün ilk koşulu yerine getirilmemiş olup ifa önerisinin alacaklı tarafından reddedilmesi alacaklının mütemerrit sayılmasına sebep olmaz.





__________________________________________________ ______

29)Karahasan, Mustafa Reşit.: Türk Borçlar Hukuku, Birinci Cilt,1992,s.1331
30)Tekinay, s.1221
31)Reisoğlu, s.269
32)Reisoğlu, s.270

III. Alacaklı Temerrüdünün Devam Etmesi


Şartların gerçekleşmesinden itibaren alacaklı temerrüde düşmüş sayılır ve alacaklı temerrüdü hükümleri ortaya çıkar. Alacaklı temerrüdü kural olarak kesin değişmez bir durum değildir. Gerçektende sonradan reddettiği ifayı kabul etmek veyahut hazırlık eylemlerine katılmak isteyip de bunu borçlusunu bildirmesi halinde artık alacaklı temerrüdü durumundan çıkar ve alacaklı temerrüdü durumu bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar(33).

Aynı şekilde alacaklı temerrüdü başka şekillerde de sona erer örneğin alacak sukut etmesi halinde de tarafların yeni bir vade kararlaştırmaları ile de alacaklı temerrüdü sona erer.(34)


IV. Alacaklı Temerrüdünün Sona Ermesi


Yukarıda da değinildiği gibi alacağın temerrüdü her şeyden önce alacağı sona erdiren sebeplerin birinin gerçekleşmesiyle sona erer. İbra, takas, yenileme, borçtan kurtarıcı tevdii bu sebepler arasında gösterilebilir. Bu haller dahilinde alacak sona erdiğinde alacağa bağlı kabul temerrüdü de kendiliğinden ortadan kalkar. Edimin ifasının da imkânsız hale gelmesi alacaklı temerrüdünü sona erdiren önemli sebeplerden birini oluşturur.(35)

Alacağın temerrüdünün sona ermesine örnekler verirsek; borçlunun ifaya hazır olma veya ifayı sunma şartı ortadan kalktığında yada alacaklının ifayı kabul iradesini beyan etmesi veyahut ifaya hazırlık fiillerini yaptığı takdirde alacaklı temerrüdü sona erer.


V.İspat Sorunu

Alacaklı temerrüdünde ispat sorununa değinmem gerekirse, borçlu borçlanmış olduğu edimi alacaklıya gereği gibi teklif ettiğini usulüne uygun olarak bir ifa teklifinde bulunduğunu ve elinden gelen her şeyi yaptığını ispatlamakla yükümlüdür(36).




__________________________________________________ ____

33)Karahasan, s.1332
34)Oğuzman, s.284
35)Eren, s.973
36)Eren, s.974

Temerrüdün ispatı özel bir şekle tabi değildir. Örneğin borç konusu olan edim para olduğunda alacaklıya paranın posta ile ve ikametgâhında ödemeli olarak gönderilmeyip herhangi bir şahıs ile veyahut borçlu tarafından alacaklının konutuna gönderilmiş bulunulsa dahi alacaklının bu parayı kabul etmemesi halinde temerrüt durumu ortaya çıkar(37). Borçlu gerektiği gibi ifa teklifinde bulunduğunu ispat ederse onun ifa teklifine hazır olduğu karine teşkil ederken; alacaklının ifayı reddetmesi hukuki bir işlem niteliğinde olmayıp hukuki bir olay niteliğinde olduğundan dolayı her türlü delil ispat aracı olarak kullanılabilir ve de hatta bu konuda tanıkla ispat bile mümkün olabilecektir


VI. Alacaklı Temerrüdünün Sonuçları

A.Genel Bilgi


Alacaklı temerrüdünün sonuçları borçlanılan edimin niteliğine göre 3 e ayrılır. Maddi edimlerde, borçlanılan şeyin hasar ve masrafları alacaklıya ait olmak üzere tevdii hakkı, yine maddi edimlerde edimin niteliğinden dolayı satma ve sattırma hakkı ile maddi edimler dışındaki edimlerde sözleşmeden dönme hakkıdır(38). Temerrüdünün sonuçlarını iki başlık altında genel sonuçlar ve özel sonuçlar olarak inceleyebiliriz. BK da ki alacaklı temerrüdünün sonuçlarına ilişkin düzenleme özelikle 91–94 maddeleri arasında yer almıştır. Özel ve genel sonuçları ayrımına gittiğimizde bunlara da değineceğim.


B.Genel Sonuçlar

1.Genel bilgi


Alacaklı temerrüdü alacaklının alacak hakkını kaybetme sonucunu doğurmaz. Temerrüde rağmen alacaklı kural olarak borçludan edimin ifasını isteyebilir. Genel kural gereği alacaklı açısından ifa fiiline katılmaması kendisi için bir borç teşkil etmeyip bir külfet niteliğinde olduğundan dolayı,mütemmerit duruma düşmüş olan alacaklı külfeti ihlal ettiği için temerrüt borçlu lehine kural olarak bir tazminat sorumluluğu doğurmaz(39).





___________________________________________


37)Tekinay, s.1122
38)Eren, s.974
39)Eren, s.975


Tazminat talebi ancak karşılıklı edimler söz konusu olduğu takdirde borçlunun tazminat talebi kabul edilebilir nitelikte olur.


a.Borçlunun sorumluluğunun hafifletilmesi


Daha önce ifade edildiği gibi alacaklının temerrüdü halinde borçlunun temerrütten dolayı yükümlülükten kurtulması söz konusu olmaz. Bununla birlikte kendisinden beklenen her şeyi yaptığını ve buna rağmen yükümlülüğünü yerine getiremediği takdirde bu durumun sorumluluğunun tamamen borçluya yüklemekte hakkaniyete uygun kabul edilmemsi gerekir. Bu durumda olması gereken borçlunun sorumluluğu hafifletilmeli ve de bu sorumluluk hali alacaklıya yükletilmesi daha uygun olacaktır(40). Kanaatimce de olması gereken borçlunun alacaklının temerrüdü halinde sorumluluk halinden tümüyle kurtulmaması ancak bu durumla birlikte borçluya borcundan kurtulma imkânları sağlayarak ve de muhtemel zararlara karşıda sorumluluğunun hafifletilmesi hakkaniyete daha uygun olacaktır.

BK da alacaklının temerrüde düşmesinden sonra borçlunun sorumluluğunun sınırlandırılması, hafifletilmesi konusunda herhangi bir hüküm düzenlenmemiştir. BK da ki bu boşluk dolayısıyla borçlunun edim konusu şeyi muhafaza yükümlülüğü BK 98 kapsamında temerrüt öncesine göre daha hafif tutulması uygun olacaktır(41). Fakat bu durum borçlunun muhafazada kusurlu davranışından sorumlu olmayacağı anlamına gelmez(42).

Konuya ilişkin bir örnek verirsek garaja bıraktığı otomobili almakta mütemerrit durumda olan alacaklının otomobilini garaj dışına bırakıp bu yüzden motorun donmasına sebep olan borçlu garaj sahibi, alacaklının bu yüzden uğradığı zarardan sorumlu olacaktır. Bu örnek de borçlunun sorumluluğunun azalacak olmasına rağmen kusurlu davranışları halinde bundan dolayı sorumlu olacağını göstermektedir.

Önemle belirtirsek borçlunun sorumluluğunun bu şekilde sınırlandırılması ancak edimin tam veya kısmi zarar görmeleri ile sınırlı tutulmuştur. Bunun dışında yan edim yükümlülüklerin ihlali halinde sorumlulukları devam eder. Örneğin kiralayanın odaları geri almada temerrüde düşmesi halinde kiracı borçlunun kasıt ve ağır ihmali ile sorumlu olmaya devam edecektir.





__________________________________________________ ________

40)Üçer, s.125
41)Eren, s.975
42)Oguzman, s.285




b. Hasarın alacaklıya geçmesi



BK da bu konuda yine düzenleme bulunmamaktadır. Öğretideki hâkim kanaate ve AMK göre de alacaklı temerrüdünde hasar alacaklıya geçer(43). Cins borçlarında özelikle cinsiyle belirlenmiş mal satışlarında hasarın alıcıya geçmesi için malın ayırt edilmesi ve gönderilmesi gerekir. Aksi halde genel kural hasarın alıcıya geçmesi değil satıcıda kalmasıdır. Çünkü aynı cins şeylerin yeryüzünde olduğu sürece borçlunun objektif bir ifa imkânsızlığından bahsedilmesi pek doğru olmayacaktır. Diğer cins borçları için ve de özelikle para borçları için bu edimin tevdisi sağlanmadıkça hasarın alacaklıya geçmesi söz konusu olmaz ve de hasar borçluda kalır(44). Önemle belirtirsek para borcunda paranın ayırt edilmesi hasarın alacaklıya geçmesi için yeterli olmaz; mutlak suretle para borcunun hasarın alacaklıya geçmesi için tevdisi şarttır.

Geciktirici şarta bağlı sözleşmelerde belirtilen edime ilişkin hasar ancak şartın gerçekleşmesinden sonra dikkate alınabilecektir(45).Kanaatimce de geciktirici şarta bağlı edimlerde hasarın alıcıya geçmesi pek tabi suretle mümkün olmakla birlikte doğal olarak ancak şartın gerçekleşmesi ve de alıcının edim üzerinde tasarruf edebilecek olmasından sonra mümkün olacaktır. Geciktirici şarta bağlı sözleşmelere ilişkin örnek verirsek; Muayene şartına bağlı satışlar kapıdan satışlar örnek olarak söylenebilir.

Genel olarak hasarın alacaklıya ne zaman geçeceğine ilişkin tereddüt olsa da asıl olan hakkaniyete uygun olarak edimin tevdi anında olmayıp alacaklının temerrüdü anında geçtiğini kabul etmek hakkaniyete daha uygun olacaktır.


c. Mütemerrit Alacaklının Ödemezlik Defisini İleri Sürememesi


Mütemerrit alacaklı borçluya karşı ödemezlik defisini ileri süremeyecektir. Çünkü alacaklı borçlunun ifa teklifini objektif bir haklı nedene dayanmadan reddetmiştir. Ödemezlik defisinin hukuki tanımından yola çıkarsak bu defiyi ileri sürecek şahsın bu defiden ulaşmak istediği amaç olan önce karşı tarafın ifasını istemek olduğundan dolayı kendiliğinden anlam bakımından alacaklının temerrüdü halinde böyle bir definin anlamsızlaşacağı kendiliğinden ortaya çıkacaktır(46).






__________________________________________________ _____

43)Eren, s.975- Oguzman, s.285
44)Eren, s.975
45)Üçer, s.151
46)Eren, s.976


Böyle bir halde alacalının defi ileri sürmesi bir o kadar imkân dışı olmakla birlikte aksine eğer sözleşme karşılıklı edimler içeriyor ise o halde alacaklının borçludan değil borçlunun alacaklıdan kendi edimini talep edebilmesi hatta onu borçlu temerrüdüne düşürmesi imkânı vardır. Çünkü alacaklı bu karşılıklı sözleşmelerde aynı zamanda hem alacaklı hem de borçlu sıfatını taşımaktadır.

Böylece alacaklının temerrüde düşmesi halinde borcun ifasındaki sıra sorununu ve de dolayısıyla ödemezlik defini ileri sürme imkânını ortadan kaldırır.



d. Alacaklı temerrüdünün borçlu temerrüdünü sona erdirmesi


Alacaklının kendisinin temerrüt durumunda bulunması borçlunun temerrüde düşürmesine engel teşkil eder. Öyle ki borçlu temerrüdünün en önemli kuralı olan vaktinde ifa etmeme olayı, teklif edilen ifayı kabul etmeyen alacaklının temerrüde düşmesiyle ortadan kalkar(47). Kanaatimce de alacaklının temerrüde düşmesinden sonra artık alacaklının borçlu aleyhine hukuki yaptırımlara sahip olmaması hakkaniyet ilkesi bakımından da yerinde olacaktır.



e. Borçlunun masrafları alacaklıdan isteme hakkı


Borçlu kural olarak alacaklının menfaati için yaptığı masrafları hakkaniyet gereğince isteme hakkına sahiptir. Örnek verirsek ifası teklif edilen taşınır veya taşınmaz malın ifası alacaklı tarafından kabul edilmemesinden dolayı borçlu tarafından malın zarar görmemesi için yangın ve hırsızlığa karşı sigorta yapılması halinde bu sigortaların primlerini borçlunun alacaklıdan talep etmesi uygun olacaktır(48).Yani Bur da karşılanacak olan masraflar teklif ve eşyanın elinde bulundurulması ve de muhafaza sebebiyle yapılan masraflardır(49). Yargıtay da isabetli olarak alacaklının temerrüdünden sonra ortaya çıkacak olan masraflardan sorumlu olacağını belirtmiştir(50).





__________________________________________________ ___

47)Eren, s.976
48)Eren, s.977
49)Üçer, s131
50)Yarg .15. Hd,02.11.2004T.,E.2004/2290,K.2004/5557

f. Sözleşmeden doğan faizlerin işlemeye devam etmesi


Sözleşmeden doğan faizler alacaklı temerrüt durumuna düştükten sonrada işlemeye devam eder. Çünkü borçlu alacaklının temerrüde düşmesinden dolayı parayı kullanmaya devam etmekte olduğundan faiz işlemesinin durması söz konusu olmaz. Ancak paranın borçlu tarafından tevdi edilmesi halinde artık paradan yararlanma söz konusu olmayacağından sözleşmeden doğan faizin işlememesi daha uygun olacaktır(51).

Ancak önemle belirtilmesi gerekilirse borçlunun akdi faizden sorumlu tutulmasında alacaklının temerrüde düşmesinden sonra borçlunun parayı tevdi etmesi ile temerrüt zamanı arasında makul süre söz konusu ise o takdirde hakkaniyet gereği borçlunun alacaklının temerrüde düşmesinden sonraki dönem için sorumlu tutulması daha doğru bir hüküm olacaktır(52).Çünkü para borçlarında tevdii yeri genellikle bir banka olmaktadır ki bu kurumlarda tevdi edilen paralar için faiz işletilmekte ve dolayısıyla alacaklının bir menfaat kaybı söz konusu olmamaktadır.


C. Özel Sonuçlar

1. Borçlunun borçlanılan şeyi tevdi hakkı

a. Genel Bilgi

BK md 91 göre borçlu konusu bir maddi bir edim olan borçlarda yani verme edimlerinde alacaklının temerrüt durumunda bulunması halinde bu şeyi tevdi etmek suretiyle borçtan kurtulabilir. Tevdi hakkının konusu ancak maddi bir şey için kullanılabilir. Maddi edim dışındaki edimlerde özelikle dar anlamda ifade edersek yapma ve yapmama borçlarında tevdi imkânı söz konusu olmaz(53).Tevdii alacaklının temerrüde düşmesi halinde borçlunun ifa edeceği edimi alacaklıya ait olmak üzere bırakarak borcundan kurtulmasıdır(54).Ancak şeyin tevdi yinede borçluya malı geri alma hakkını saklı tutması imkânını sağlar. Şayet borçlu geri alma hakkını kullanırsa o takdirde borç tüm ferileriyle yeniden doğar.


BK md 91 ile borçluya kendi fiiliyle borcundan kurtulma imkânı sağlanmıştır. Bu bakımdan tevdi bir yükümlülük teşkil etmeyip bir hak niteliğindedir. Ayrıca belirtmek gerekirse daha söylediğimiz gibi md 91 kapsamındaki tevdii hükmü düzenleyici hüküm olup taraflar aksini kararlaştırabileceği borçlu baştanda tevdi hakkından feragat edebilir.



__________________________________________________ ___

51)Eren, s.978
52)Üçer, s.137
53)Eren, s.978
54)Karahasan, s.1334
b. Tevdinin Şartları

aa. Genel olarak


Borçlu borçlanılan şeyi tevdi edebilmesi için her şeyden önce alacaklının temerrüde düşmesi yani mütemerrit durumda bulunması gerekir. Şeyi tevdi edecek olan esas olarak borçludur. Bununla birlikte 3. kişilerde borçluyu borcundan kurtarabilecek veyahut haklarına halef olması mümkün ise o halde 3.kişilerinde tevdide bulunması mümkündür. Ayrıca borçlanılan edimin tevdiye elverişli olması gerekir(55).

Tedvinin mümkün olabileceği edimlerin mutlak suretle üzerinde mülkiyet veya zilyetlik kurulabilmeli ve bu şeyin taşınır nitelikte olması gereklidir. Bu şekilde olan para, kıymetli evrak, diğer belgeler ve değerli eşyaların tevdisi mümkün olabilir. Kıymetli evrak kapsamına, hakkın kullanımı senedin zilyetliğine ayrılmaz şekilde bağlı olan belgelerde girer. Taşınmaz mallar için tevdi öngörülmemiş ve de bunlar için yediemin kurumu uygun görülmüştür(56).

Tevdi edilecek maddi edim bütün unsurlarıyla özelikle miktar ve niteliği itabarıyla borçlanılan edime uygun olması gerekir. Örnek verirsek bir miktar para borcu için ancak o miktardaki para tevdi edilebilir. Çek, poliçe ve benzeri şeylerin para yerine tevdisi borçluyu borcundan kurtarmaz.

bb. Tevdi tevdi yerinde yapılmalıdır

Genel olarak tevdi yeri borçlanılan edimin ifa yeridir. Borcun niteliğine göre yani aranılacak, götürülecek, gönderilecek borç olmasına göre ifa amacıyla tevdi yeri tayin edilir. Bununla birlikte tevdi yeri dar anlamıyla tedvinin yapılacağı kişi veya kurumu ifade eder. Bu kişi veya kurum genelde bir banka kurum veyahut hâkimin güven duyduğu gerçek ve özel kişi olabilir(57).

Tevdi hukuki niteliği olarak vedia sözleşmesinin bir türü sayılır. Bu sözleşme alacaklı lehine yapılmış bir vedia sözleşmesi niteliğindedir. Tevdide genel olarak tevdi eden tevdi edilen ve tevdiden yararlanan şeklinde 3 lü bir ilişki mevcuttur(58). Ayrıca vedia sözleşmesinin mutlak suretle borçlunun tevdi ettiği şeyi geri alabilme imkânı tanınması lazımdır. Bu hukuki durumun dayanak noktası ise BK md 93 deki istirdat yani geri alma hakkıdır.

Borç konusu şeyin ise nereye tevdi edeceği borçlu tarafından kendiliğinden karar verilemez. Borçlu tevdii yerinin tayin edilmesini ancak mahkemeden talep edebilmesi mümkün olacaktır.

__________________________________________________

55)Eren, s.979
56)Üçer, s.179
57)Eren, s.980
58)Nevzat, Koç: İsviçre-Türk Hukukunda Alacaklının Temerrüdü, Şartları, Sonuçları, Üniversite Matbaası, Ankara 1992,s.177vd
Yasa bu konuda bir yetki kuralı getirmiş olup buna göre tevdi yerini tayin yetkisi tediye yerindeki mahkemedir. Tediye yeri ise de borcun ifa edileceği yerdir. Tevdi yerinin ancak mahkeme kararıyla belirlenebileceğine ilişkin kurala yasa düzenleme ile istisna hüküm getirmiş olup; buna göre tevdi edilecek edim ticari eşya niteliği taşıyor ise o halde borçlu bir mahkeme kararına ihtiyaç duymaksızın da bir özel veya resmi ardiyeye tevdisi mümkün olabilecektir. Buna ilişkin hüküm ise BK md 91 de düzenlenmiştir. Ancak buradan ticari eşya için mahkemeye başvurulamayacağı anlaşılmaması gerekir(59). Zira burada borçlunun mahkemeden karar almakla zaman kaybetmesini önlemek amacıyla ticari işlerde sürat önemli olduğundan dolayı borçluya kanun koyucu bu imkânı tanımıştır. Ayrıca belirtmek gerekirse edime ticari eşya niteliği veren şey ise alacaklı ve borçlu arasındaki ilişkidir. Yani malın özeliği ticari nitelik açsından pek fazla önem arz etmeyecektir.



c.Tevdinin hüküm ve sonuçları

Tedvinin en önemli sonucu doğru yapılması halinde borçluyu borcundan kurtarmasıdır. Borçlu edimi alacaklıya ifa etmemekle birlikte sanki edimi ona ifa etmiş gibi doğru tevdi sonucu borcundan kurtulur. Bu bakımdan tevdi bir ifa ikamesi sayılır(60).


Tevdi ile borçlu borcundan kurtulur ve bu borca bağlı yan edimlerden de örneğin kefalet, rehin gibi feri haklarda son bulur. Fakat mülkiyete ilişkin devir ise ancak alacaklının tevdi edilen şeyi almasına yahut edimi kabul etmesine kadar süreçte borçluda kalır(61).

Daha öncede değindiğim gibi şayet alacaklı henüz kabul beyanında bulunmadığı sürece veya edimi teslim almadığı sürece borçlu tevdi ettiği edimi her zaman geri alabilir. Bu halde borçta tüm ferileriyle birlikte yeniden doğar.


2.Borçlunun borçlanılan şeyi satma hakkı

a.Genel bilgi

Malın bazen mahiyeti ve tahsis edileceği hizmet bakımından tevdie elverişli değildir. Öyle bir durum söz konusu olduğunda kanun borçluya doğrudan doğruya malın tevdisini değil de tevdi edilemeyen edimin sattırılarak bedelini tevdi edilmesini borcundan kurtarma imkânı tanımıştır.

_________________________________________________

59)Ahmet, M,Kılıçoğlu: Borçlar Hukuku Genel Hükümler,3.bası, Ankara 2003,s.452
60)Eren, s.981
61)Oğuzman, s.288
62)Tekinay, s.1127


b.Satışın şartları

aa. Genel bilgi

Genel olarak bakarsak öncelikli olarak değinmek gerekirse uçak gibi çok büyük edimler, taşınmaz mallar, çabuk bozulacak şeyler örneğin mevsimlik edimler; taze süt, et, vb şeyler ve de tevdi masrafı değerine oranla yüksek olan eşyalar için son olarak da bakım ve muhafaza masrafı yüksek olacak olan kum kömür gibi edimler için satışın daha uygun olduğu genel görüş niteliğindedir.


bb. Borçlu alacaklıya satışı daha önceden ihbar etmesi


Borçlu satış iradesini satıştan önce alacaklıya bildirmesi gerekir. Bu beyan ile alacaklıya ifayı kabul ve şeyi teslim almak suretiyle satışı engelleme imkânı sağlar. Bu ihbar bir şekle tabi değildir daha çok alacaklıyı bilgilendirme yönelik bir bilgi açıklamasıdır. Alacaklının daha önceden ifayı reddetse bile satışın alacaklıya bilgilendirilmesi zorunludur(63).

Bu ihtarda mutlak suretle alacaklıya süre tanınması gerekir(64). Şekle tabi olmayan bu irade beyanı borçlu alacaklının son defa düşünme imkânı tanıyıp belki vazgeçmeyi veyahut bu yolla satışı önleyecek bir imkân dogmasının sağlaması açısından çok önemli olup daha önce ifade ettiğim gibi zorunluluk teşkil eder.



cc. Hâkimin satışa izin vermiş olması


Borçlunun borç konusu eşyanın tevdie elverişli olmaması sebebiyle ihtarı yaptıktan sonra kendiliğinden malı satmak yoluna gidemez. Bunun için hâkimden satış için izin almış olması lazımdır. Bu konuda yetkili hâkim ise ifa yerindeki hâkimdir aynı zamanda edim konusu mal ifa yerinden başka bir yerde bulunuyorsa o takdirde edimin bulunduğu yer hâkimi de izin verme konusunda yetkili olacaktır(65).

Hâkim burada esas olarak malın tevdie mi yoksa satışa mı uygun olduğunu, borçlunun alacaklıya karşı ihtar görevini yerine getirip getirmediğini ve de son olarak mahkemenin yetkili olup olmadığına bakar. Bu koşulların varlığına kanaat getirmesi halinde hâkim tevdi konusu malın satışına izin verecektir. Kanaatimce de hâkimin satış yeri ve zamanını belirlemesi yerinde olacaktır.

_________________________________

63)Eren, s.982
64)Üçer, s.209
65)Üçer, s.210


c.Satışın hüküm ve sonuçları


Satış ile tevdie elverişli olmayan edimin yerine tevdie elverişli para elde edilir. Bu şekilde mal edimi yükümlülüğü para edimi yükümlülüğüne dönüşür. Borçlu ise borcundan şeyi satmak ile değil satılan şeyden elde edilen para ile borcundan kurtulur. Ayrıca karşıdan para alacağı var ise o takdirde takas ile de borcundan kurtulabilir. Alacaklı borçlunun satış için yaptığı harcamaları ödemekle de yükümlü tutulmuştur(66).

Borçlunun kanunda belirtilen koşulları taşımayan bir satışı elde edilen para ile borçlunun ifa edim yükümlülüğünde bulunduğu edimin değerinde de olsa borçlunun borcundan kurtulmasını sağlamaz.



3.Borçlunun sözleşmeden dönme hakkı

a.Genel bilgi

Bk md 94 düzenlenmiş olan borçlunun sözleşmeden dönme hakkı eğer alacaklının temerrüdü borçlunun verme borcuyla ilgili olmayıp da yapma borcuyla ilgili ise o durumda borçlunun tevdi imkânı olamayacağından dolayı sözleşmeden dönme imkânını kanun koyucu tanımıştır(67)Yapmama borçları kural olarak alacaklının temerrüdü durumunu doğurmadığından dolayı ancak yapma borçlarında borçlunun sözleşmeden dönme hakkı olabilecektir(68).

Örneğin borcun konusu hizmet edimi olup işveren işçiyi iş yerine sokmaz ise o halde işçinin BK md 94 dayanarak sözleşmeden dönebilmesi mümkündür. Çünkü burada işçinin verme borcu olmayıp yapma borcu olduğundan burada tevdi veya satış söz konusu olmayacaktır. Aynı şekilde bir istisna akdi ilişkisinde iş sahibi kendisine düşen hazırlık fiillerini yapmaz ise o halde mütehahitin eseri yapmasına engel olması halinde yine mütehahitin sözleşmeden dönme imkanı söz konusu olacaktır

Öğretide istisnai olarak kabulü ile birlikte verme edimlerine ilişkin borçlarda alacaklının seçimlik hakkı söz konusu olması halinde burada alacaklı seçimlik hakkını kullanmaması halinde borçlunun tevdi veya satış imkânı olmayacağından dolayı sözleşmeden dönebileceği kabul görmüştür.


______________________________________

66)Eren, s.983
67)Kılıçoğlu, s.456
68)Oğuzman, s.290
69)Oğuzman, s.291-Eren, s.984



b.Dönme hakkı

BK md 94 göre sözleşmeden dönmeye ilişkin olarak borçlu temerrüdüne ilişkin kuralların kıyas yoluyla uygulanacağını öngörmüştür. Dolayısıyla BK md 94 uyarınca alacaklı temerrüdü aynı zamanda borçlu temerrüdü niteliğinde olmasa bile borçlu temerrüdünden doğan bazı hakların kısmen olsa da alacaklı için uygulanacağı kabul edilmiştir(70) Buna göre her şeyden önce alacaklının temerrüt durumuna düşmesi gerekir. İkinci şart olarak da borçlunun BK md 94 atfen BK 106–108 arasındaki şartlara uyması gereklidir. Bu sayılan maddede bulunan süre şartına mutlak suretle borçlu tarafından uyulması zorunlu olup borçlu BK uyarınca verdiği süre sonunda alacaklının bu sureyi ifa edilmesi için gereken şeyleri yapmadan geçirmesi halinde artık borçlu sözleşmeden dönebilir(71).


c.Dönmenin sonuçları

Sözleşmeden dönme hakkı yenilik doğuran bir hak olup geçmişe etkili olarak sözleşmeyi ortadan kaldırarak verilen şeylerin iadesi de ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre mümkün olacaktır (72).Sözleşmeden dönme hakkı tek taraflı bir varması gereken bir irade beyanı ile kullanılabilir. Bu beyanın alacaklının hâkimiyet alanına girmesi ile kendiliğinden sonuca ulaşır(73).

BK md 94 borçlu temerrüdü hükümlerine göre dönme hakkı vermek de ancak sözleşmeden dönen borçlunun alacaklıdan herhangi bir şey talep edip edemeyeceğini hükme bağlamamıştır. Bununla birlikte kanımca borçlunun menfi zararlarını alacaklının temerrüdü halinde talep edebilecek iken diğer talepler için mütemerit durumda bulunan alacaklının aynı zamanda kusurlu olması hakkaniyete daha uygun bir çözüm olacaktır.

Borçlu dışındaki üçüncü kişiler içinde alacaklının ifa teklifini haksız olarak reddetmesine rağmen reddeden alacaklıya karşı BK md 94 sayılan şartların gerçekleşmesine rağmen borçlunun açık rızası yani borçludan yetki almadıkça sözleşmeden dönme imkânı olmayacaktır(74).

Sürekli borç doğuran sözleşmelerde sözleşmeden dönmek mümkün olmakla dönme hali ancak ileriye etkili feshin sonuçlarını doğması ile mümkün olabilecektir.



__________________________________________________ __________
70)Koç, s.264
71)Tekinay, s.1128
72)Üçer, s.223
73)Kılıçoğlu, s.457
74)Oguzman, s.290


VII. Sonuç



Alacaklı temerrüdü, alacaklının yapması gereken hareketlerden kaçınması veya yapmaması gereken hareketlerde bulunması ile borçlunun borcunu ifa edememesine sebep olarak borçlunun borcundan kurtulmasını engelleyen bu hukuki olayda borçlunun bu durumdan olumsuz etkilenmesini engellemek için kanun koyucu tarafından getirilen hukuki bir düzenlemedir. BK md 91–95 arası düzenlenmiş olup bu maddeler kapsamında öncelikle alacaklının temerrüdüne ilişkin kuralı düzenlemiş ve devamında borçlunun bu halin gerçekleşmesinden sonra hangi yollara başvurabileceğine ilişkin hükümler ortaya koymuştur. Bu hükümlerde ifa konusu edimin maddi niteliğine göre tevdi, satış ve de sözleşmeden dönme imkânları getirmiştir. Burada sağlanmak istenen amaç aynen borçlu temerrüdünde olduğu gibi alacaklının ifa edilmemesinden doğan menfaatini koruma amacı bu seferde alacaklının temerrüdü karşısında borçlunun menfaatini koruma gayesidir. Zaten BK da ki temerrüt hükümlerinde esas olan alacaklı ile borçlu arasındaki menfaat çatışmasını hakkaniyete uygun şekilde düzenlenmesidir. Yine BK ya baktığımızda borçluya tanınan bu hakların esas itibariyle sıkı şartlara bağlandığı görülmek de ve buda borçlunun alacaklıya karşı bu haklarını kullanımını şekli ve maddi şartlara bağlayarak menfaatler arasında dengeyi sağlamaktadır.

Alacaklı temerrüdünün borçlu temerrüdünden ayıran bir diğer önemli noktada borçlu temerrüdündeki borçlunun ifa yükümlülüğü burada yer değiştirmekte ve de bu sefer alacaklının temerrüdü halinde alacaklının bir ifayı kabul zorunluluğu olmadığını vurgulayarak alacaklı açısından bir hak kaybı niteliği olmayıp asıl söz konusu olan buradaki bir ifayı kabul külfeti olduğudur. BK da ki düzenlemelerde bu kurala uygun şekildedir.

Konuyu toparlamak gerekirse alacaklı temerrüdünün ortaya çıkış sebebi olan borçlunun verme ve yapmaya ilişkin borçlarına ilişkin olarak alacaklının ifayı kabulden kaçınma veya hazırlık fiillerini yapmaması haline ilişkin bir düzenleme olup asıl gaye borçlunun borcunun sona ermesindeki menfaatinden dolayı alacaklının borcun ifasını kabulü için hukuki yaptırım gücünün borçlu lehine sağlanmasıdır. Buna rağmen alacaklının ifayı kabulden kaçınması halinde borçluya borcundan kurtulması için alacaklının da alacak hakkını gözeterek borçlunun borcun sona ermesindeki menfaatini elde edebilmesi için ifa yerine geçecek olan ifa ikamesi yollara imkân sağlayan bir hukuki düzenlemedir. Genel olarak BK da ki düzenlemeler alacağın temerrüdü durumuna ilişkin olarak yeterli olmakla birlikte yinede doktrindeki tartışmaları dikkate alarak örneğin menfi tazminatın talebine ilişkin olarak çelişkileri ortadan kaldırıcı şekilde maddelerde hukuki düzenlemelere gitmek daha yararlı olacaktır.










Kaynakça


Eren,Fikret.:Borçlar Hukuku Genel Hükümler,Beta Yayınları,9.bası,2006

Oğuzman,Kemal/ÖZ,Turgut.:Borçlar Hukuku Genel Esasları,Seçkin Yayınları,4.Bası,İstanbul 2006

Üçer,Mehmet.:Roma Hukukunda Ve Karşılaştırmalı Hukukta Alacaklının Temerrüdü,Turhan Yayınları,1.Bası,Ankara 2007

Tekinay,S.Sulhi/Akman,Sermet/Burcuoğlu,Haluk/Altop,Atilla.:Borçlar Hukuku,Fakülteler Matbaası,İstanbul 1985

Kılıçoğlu,Ahmet,M.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler,3.bası, Ankara 2003,

Koç,Nevzat .: İsviçre-Türk Hukukunda Alacaklının Temerrüdü, Şartları, Sonuçları, Üniversite Matbaası, Ankara 1992

Karahasan, Mustafa Reşit, Türk Borçlar Hukuku, Birinci Cilt, Ankara 1992

Reisoğlu, Safa: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayıcılık,14.bası, İstanbul 2000

Yarg .15. Hd,02.11.2004T.,E.2004/2290,K.2004/5557
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Alacağın Temerrüdü" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Av.Uğur Hakan Kahraman'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
03-06-2010 - 15:54
(1565 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 3 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 3 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
15895
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 5 saat 48 dakika 1 saniye önce.
* Ortalama Günde 10,15 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 66297, Kelime Sayısı : 6312, Boyut : 64,74 Kb.
* 2 kez yazdırıldı.
* 2 kez indirildi.
* 1 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1209
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,34861994 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.