Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Aktif Makale Hırsızlık Suçu Tck 142/1-B'de Düzenlenen Nitelikli Hali.

Yazan : Ahmet Gani Küçük [Yazarla İletişim]
Stajyer Avukat

Makale Özeti
"Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında…" hırsızlık suçunun tam olarak nasıl anlaşılması gerektiği hakkında doğan anlaşmazlıkları çözmek adına yazılmış bir makaledir..

Hırsızlık Suçu ve TCK 142/1-(b)’de Düzenlenen Nitelikli Hali
Stajyer Avukat Ahmet Gani KÜÇÜK

Hırsızlık
İnsanlık kadar köklü bir tarihe sahip olan hırsızlık suçunun ceza hukukundaki yeri elbette birkaç satırla açıklanamayacak kadar derindir fakat ciltler hazırlanabilecek bu konuda en azından birkaç sayfa yazı yazarak katkı yapabilmeyi ümit ediyorum. Bu çalışmanın amacı hırsızlık suçunun nitelikli hallerinden "Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında…" işlenmesini düzenleyen 142/1-b bendine, uygulamadaki örnekler ve bunun yanı sıra doktrindeki görüşler çerçevesinde, eski TCK, yeni TCK ve Yargıtay kararları üçgeninde bir bakış açısı yaratmaktır.

Bilindiği gibi eski Türk Ceza Kanununda malvarlığına karşı suçlar cürümlere ait ikinci kitabın 10. babında ve 9 fasıl halinde düzenlenmişti. 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda da hırsızlık suçu haklı ve başarılı olarak “malvarlığına karşı suçlar” başlığı altında, “malvarlığına karşı suçlar” ise “kişilere karşı suçlar” başlığı altında düzenlenmiştir. Bu düzenleme malvarlığının korunmasını bireyin maddi varlığının korunması çerçevesinde ele almakta ve malvarlığına karşı olabilecek ihlalleri cezalandırmayı amaçlamaktadır. Bu yönden malvarlığına karşı bir suçun da kişilere karşı suçlar başlığı altında düzenlenmesi hukukçular tarafından uygun görülmüştür.[1]

Hırsızlık, kanuna göre zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden almaktır. Hırsızlık suçunda mal, günlük yaşamda ve ilişkilerde herhangi bir gereksinimin karşılanması için kullanılan taşınır şeydir.[2] “Almak” fiilinden kasıt eşya ile mağdur arasındaki zilyetlik bağının kopmasını sağlamak, mağdurun eşya üzerindeki tüm tasarruf imkânlarını ortadan kaldırmaktır. Bu zilyetliğin ve tasarruf imkânının ortadan kalkmasıyla suç meydana gelir. Hırsızlık suçunun düzenlendiği madde olan TCK 141. maddeden bu suçun bazı unsurlarının olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
Hırsızlık suçunun unsurları:[3]
· Malın başkasına ait olması
· Taşınabilir olması
· Malın sahibinin (zilyedinin) rızası bulunmaması
· Malın alınması
· Malın bulunduğu yerden faydalanmak amacıyla alınması
Korunan değerin hukuksal yarar, mülkiyet ve zilyetlik olduğu bu unsurlardan anlaşılmaktadır. Dikkat edilmesi gereken nokta; failin nitelikli hırsızlıktan sorumlu olması için o nitelikli durumun bilincinde fiili gerçekleştirmesi gerektiğidir.[4]

Taşınır Mal
Hırsızlık suçunun unsurlarından malın taşınabilir olmasına da değinmekte fayda vardır. Türk Medeni Kanununun 762. maddesi şöyle demektedir: “Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddi şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.” Bu durumda bir kitap, sandalye, otomobil taşınır eşya sayılacaktır, bunun yanında elektrik enerjisi ve buhar enerjisi gibi edinmeye elverişli doğal güçler de taşınır mal sayılacaktır.

Hırsızlığın Basit Hali
Eski TCK’ da Hırsızlık
Yeni TCK’ da Hırsızlık
MADDE 491.-(1) Her kim diğerinin taşınabilir malını rızası olmaksızın faydalanmak için bulunduğu yerden alırsa altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.
(2) Ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji de taşınabilir mal sayılır.
MADDE 141. - (1) Zilyedininrızası olmadan başkasına ait taşınırbir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerji de, taşınır mal sayılır.

Eski madde ile yeni madde arasında suçun niteliklerini değiştirecek bir fark bulunmamakla birlikte yeni maddenin zilyetliği koruma altına almış olduğu görülmektedir. Korunmak istenen hukuki yararın zilyetlik olduğunu şu şekilde görebiliriz; yeni ceza kanununda zilyedin rızasının bulunmadan eşya alınırsa suç oluşacaktır, eski ceza kanununa ise zilyetliği elinde bulunduran kişinin rızası olmadan elinden çıkan eşyaya ilişkin eşyanın asıl malikinin rızası varsa hırsızlık suçundan söz edilemeyecekti. Yani zilyetliğin önemi yoktu. Yeni ceza kanununda zilyetliğin iyi niyetle kazanılmış olması da aranmamış, zilyetliği elinde bulunduran kişinin rızası hilafına alınan eşya bakımından hırsızlık suçu oluşacağı belirtilmiştir.

Hırsızlık Suçunun Nitelikli Hali [142/1-(b)]
Bu çalışmanın hırsızlık suçunun nitelikli hallerinden sadece 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 142/1-b bendi ile ilgili olduğunu daha önce belirtmiştik. Bu sebeple nitelikli hallerin tamamına değinilmesi en azından bu çalışmamızda söz konusu değildir.
Hırsızlık suçuna genel bir bakış attıktan sonra hırsızlık suçunun nitelikli hallerinden TCK 142/1-b’ ye bakacak olursak;
“Hırsızlık suçunun; …
(b)Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle ya da bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında…
İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
Görüldüğü gibi bendin iki cümlecikten oluşuyor olması bu bendin iki farklı durumu düzenlediğini gösterir. Herkesin girebileceği bir yerde kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşya ayrı, bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşya ayrı durumlardadır fakat tek bentte düzenlenmiştir. Bu bendin iki cümleciğini iki başlık atında incelemek daha doğru olacaktır:

Herkesin Girebileceği Bir Yerde Bırakılmakla Birlikte Kilitlenmek Suretiyle Muhafaza Altına Alınmış Eşya Hakkında
Bu fıkra 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 493. maddesinin 1. fıkrasına karşılık gelmektedir. Ancak bazı farklılıklar vardır ki bunlar da konunun içinde ele alınacaktır.
Herkesin girebileceği yerler; pazaryeri, market, mağaza ve sokak gibi yerlerdir. Malın bulunduğu yerin başkaları tarafından girilip çıkılma bakımından bir özelliği ve sınırlaması yoktur. Herkes malın bulunduğu yere kolayca girip çıkabilir.[5] Herkese açık bu yerde eşya kilitlenerek muhafaza altına alınmıştır. Suçu nitelikli hale getiren eşyanın kilit altındayken çalınmasıdır. Burada sözü edilen bina kapısının kilidi değil, eşya ile insanlar arasında engel oluşturan dolap, çekmece gibi eşyaların kilididir.[6]

Kilidin sağlam(muhkem) olması aranmalı mıdır?
Herkesin girebileceği bir yerde kilit altına alınan eşyanın kilidi elbette ki çok kolay açılamamalıdır fakat çok sağlam olması şartı da aranmamıştır. 765 sayılı Eski Türk Ceza Kanununun 493/1 fıkrası “Hırsızlığı işlemek veya çalınmış malı başka yere kaldırmak için duvar, kapı, pencere, demir parmaklık, kasa ve sandık gibi şahısları veya malları muhafaza için sağlam maddelerle ve muhkem surette yapılmış şeyler…” demek suretiyle kilidin sağlamlığını arıyordu. Hatta bir kararında Yargıtay, yazar kasa çekmecesinin kilidinin sağlamlığı araştırılmamasını bozma sebebi yapmıştır.[7] 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ise kilidin muhkem olması yönünde bir düzenleme getirmemiştir. Yeni ceza kanununda kilidin niteliği bakımından doktrinde şu görüşler mevcuttur: “Elbette kilidin biraz zorlayıcı özellikte olması gerekir. Hiç çaba harcamadan kolayca saf dışı bırakılabilen bir kilidin koruyuculuğundan söz edilemez. Fakat kilidin çok sağlam olmasına da gerek duyulmamalıdır. Elle saf dışı bırakılmaması yeterli sayılmalıdır.”[8] “Bir şey muhafaza edilmek için kilit altına alındığında, kilidin bu işe elverişli olması gereklidir, basit bir çekmeyle açılabilen kilidin kanunun gösterdiği manada bir muhafaza tedbiri olamaz.”[9]
Bu nitelikli hale misaller verecek olursak; örneğin bir bakkal dükkânının önünde duran meşrubat dolabının kapısı kilitlenmiş ise bu kilidin bertaraf edilerek açılması ve içindeki meşrubatın alınması halinde bu suç oluşacaktır, fakat yine aynı dükkânın önünde duran ve henüz dolaba konulmamış olan aynı meşrubat çalınırsa o zaman failin bu maddeden ceza alması söz konusu olmayacaktır. Yine bir başka örnekte yol kenarına park edilmiş aracın camları açıksa yahut kapıları kilitli değilse o zaman bu araçtan çalınacak bir cep telefonu için fail bu maddeden sorumlu olmayacaktır, ancak aracın kilitli olması dolayısıyla aracın camının kırılması ile aynı cep telefonu çalınacak olursa bu nitelikli hal gerçekleşmiş olacaktır.
Görüldüğü gibi 142. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde bulunan “herkesin girebileceği yerde kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınan eşya” hakkındaki hırsızlık suçunun belirlenmesinde tereddüde düşülecek çok fazla nokta yoktur. Yalnız kilidin muhkem olup olmayacağı tartışma konusu olmuştur fakat bunun nedeni de eski TCK’nin kilidin muhkem olmasını aramasına rağmen yeni kanunun bundan bahsetmemesi ve kanunun gerekçesinde de açıklık bulunmamasıdır.

Bina Veya Eklentileri İçinde Muhafaza Altına Alınmış Olan Eşya Hakkında
Kanun koyucu bu bendi düzenlerken bina veya binanın eklentilerinde muhafaza altına alınmış eşyaların korunmasını amaçlamıştır.
Eşyanın bina veya eklenti içinde bulunması suçu nitelikli hale getirmiştir. Bu bina veya eklentiye izinle girilmesi gerektiğini savunan görüşler de olmasına karşın doktrinde aksi görüş daha fazladır. İzin alınmasını savunan görüş: 142/1-b bendinde yazılı nitelikli unsurun gerçekleşmesi için binaya izinle girilmesi gerekir. Aksi takdirde herkesin izinsiz girip çıkabileceği, örneğin kahvehane veya bir işyeri gibi herkese açık olan zaman içinde yapılan hırsızlıkta eşya kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmamış ise bent kapsamında değerlendirilmez.[10] Diğer görüş ise şu şekildedir: Yasa koyucunun bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkındaki hırsızlığı nitelikli hırsızlık olarak kabul etmesinin nedeni, bina veya eklentileri gibi özel engellerin aşılarak hırsızlığın işlenmesidir. Böylece, bina veya eklentileri içindeki malvarlığı değerlerinin korunması amaçlanmıştır. Binaya hukuka aykırı olarak girilip girilmediğinin önemi yoktur.[11] Bu konuda bizim de düşüncemiz bina veya eklentilerine izinli izinsiz girilmesinin fark yaratmayacağı yönündedir, zira izin almadan giren bir hırsız bina içindeki bir eşyayı aldığında buraya izin almadan girdiğinden bahisle esas korunma değeri olan “bina veya eklentilerinde bulunma”yi görmezden gelip de basit halden mi ceza verilmesi suçun nitelikli hallerinin düzenlenip bu hallerde yaptırımın arttırlımasını anlamsız kılacaktır. Bu bakımdan binaya girişin bir önemi yoktur. Maddenin gerekçesinde de bu konu dile getirilmiştir; “Bina veya etrafı çevrili eklentilerinde yapılan hırsızlığın cezası arttırılırken bu gibi yerlere giriş şekline önem verilmemiştir

Bina ve Eklentileri
Bina, başkasının girme hakkı bulunmayan, yanları yapı malzemesi ile örülmüş, üstü kapalı, dış dünyadan ayrılmış, geçici veya sabit bir mekândır. Küçüklüğü ve büyüklüğü önemli olmadığı gibi binanın sabit olması da gerekmez. Portatif evler, seyyar dükkânlar bina vasfında sayılır.[12] Binanın eklentileri ise balkon, bahçe, sahanlık, samanlık, garaj, kömürlük gibi yerlerdir.

Muhafaza Altına Alınma
Bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşyaların durumu nasıl olmalıdır? Muhafaza altına alınmış olma ne anlama gelmektedir?
Muhafaza altına alınmış olma deyiminden ne anlaşılması gerektiği kanununu gerekçesinde açıklanmış değildir. Başta kendi görüşümüz olmak üzere bazı yazarların görüşlerine değinmek isterim.
Çalışmamızın inceleme konusu olan (b) bendi Türkçe’nin kullanımı bakımından bu tartışmalara konu olmuştur. Şöyle ki; ...kilitlenmek suretiyle…muhafaza altına alınmış olan eşya… ve …bina ve eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya… olmak üzere iki eşyadan bahseder kanun. Birincisi kilitlenerek muhafaza altına alınır, yani bu eşyanın muhafaza altına alınmış sayılması için aranan şart kilitlenmektir. Kilitlendiği takdirde eşya bentteki eşya durumundadır. İkinci eşya ise bina ve eklentileri içinde muhafaza altına alınmış eşyadır ve bu eşyanın da muhafaza altına alınmış olma şartı bina veya eklentileri içinde bulunmasıdır. Bu durumda bina içinde bulunması eşyanın nitelikli hırsızlığa(TCK 142/1-b) konu olacak eşya niteliğinde olması için yeterlidir. Bunun önemi özellikle herkesin girebileceği binalarda işlenen hırsızlık suçunun değerlendirilmesinde ortaya çıkar. Kanaatim kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmamış olsa bile herkesin girebileceği fakat bina tanımınauygun bir yerde bulunan eşyanın, bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya sayılması gerektiği yönündedir. Bu duruma örnek olarak bir kahvehanede oturan kişinin masanın üzerine sigara tabakasının çalınması durumu verilebilir. Eşya kilit altına alınmadığı gibi bir de herkesin girebileceği bir yerdedir, fakat kahvehane olan yer bina tanımına uygun olduğundan yine TCK 142/1-b gereği bina ve eklentileri içinde bulunan eşya hakkında hırsızlık suçu meydana gelecektir. Muhafaza altına alınmış olma deyiminden ne anlaşılması gerektiği doktrinde çok ağır basacak şekilde benzer düşüncelerle savunulmaktadır, buna örnek verecek olursak Erdal NOYAN şöyle demektedir: Muhafaza altına alınma kilitlenme değildir. Bina tanımına uygun yerde bulunan herhangi bir eşya bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hükmündedir.[13]
Eşyanın bina veya eklentisi içinde olması onun muhafaza altına alınmış sayılması için yeterli olmalıdır. Eşyanın bulunduğu yer suçu nitelikli hale getirmektedir, bu durumda örneğin bir mağazada raftan çalınan eşya herhangi bir güvenlik önlemi olsa bile(güvenlik görevlisi, kapılardan kaçak çıkışta sinyal veren güvenlik cihazları) kilit altında değil diye çalınması durumunda hırsızlığın basit hali söz konusu olmayacaktır. Bu eşya bina içinde olduğu için yine nitelikli hal uygulanacaktır. Örneği daha karmaşık hale getirecek olursak; aynı mağazada alışveriş yapan bir kişinin eşyası hırsızlığa konu olursa, işte o zaman da bina içinde yapılmış bir hırsızlık sayılacak ve nitelikli halden fail yargılanacaktır. Görüşümüzü, Erdal Noyan’ın görüşünü ve verdiğimiz örnekleri destekleyen şöyle bir Yargıtay kararı mevcuttur: “Lokantada yemek yiyen yakınanın oturduğu sandalyeye asıp duvara doğru yanaştırdığı çantasını bulunduğu yerden alma eyleminin, ne gibi bir özel beceri gerektirdiği karar yerinde açıklanıp tartışılmadan 5237 sayılı TCK’nin 142/1-b maddesi yerine yazılı biçimde uygulama yapılması…”[14]
Sonuç olarak hırsızlık gibi işlenme yoğunluğu bakımından üst sıralarda bulunan bir suçun nitelikli hallerinden birinde bu açıklamaları yapma ihtiyacı hissettiren eksik bir şeyler olduğu ortadadır. Kanun koyucu abesle iştigal etmeyeceğinden boş yere bir kelime kullanmadığını düşünürüz ve hukukçu olarak da kelimenin arkasını ararız. “Kilit altına alınma”, “muhafaza altına alınmış olma” gibi pek de açık olmayan bu kavramları araştırmak hukukçunun doğasından kaynaklanan evrensel hukuka ulaşma istediğidir. Fakat hukuk uygulayıcılarının kanun koyucuyla bir bilmece oyunu oynaması da yanlıştır, kanun koyucunun açık ve net olması, soyut hukuk kuralını en açık şekilde kaleme alması gerekmektedir.

Stajyer Avukat Ahmet Gani KÜÇÜK

[1] ÜLKÜ, M.Murat, makale, 5237 sayılı TCK 141–147. Maddelerinde Yer Alan Hırsızlık Suçları

[2] ÖNDER, Ayhan Şahıslara ve Mala Karşı Suçlar s.288(Nakleden Tezcan-Erdem, Ceza Özel Hukuku, s.499)

[3] Yargıtay CGK, 5.11.2002 gün ve 2002/237–2002/377 sayılı kararı

[4] TCK 30/2: “Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.”

[5] MALKOÇ, İsmail, Yeni Türk Ceza Kanunu I. Cilt s.933

[6] NOYAN, Erdal, Hırsızlık Suçları, s.262

[7] Yargıtay 6. CD 03.02.2005 2003/12323–2005/866

[8] NOYAN, Erdal, Hırsızlık ve Yağma Suçları s.199

[9] Savaş-Mollamahmutoğlu, TCK Yorumu IV. Cilt s.4985

[10] EKİNCİ-ESEN, Hırsızlık, Yağma, Güveni Kötüye Kullanma,...ve Bilişim Suçları, Ankara 2005, s.46

[11] PARLAR-HATİPOĞLU, Türk Ceza Kanunu Yorumu II. Cilt, s.1065

[12] Yargıtay Ceza Genel Kurulu 25.01.1993 2/347–7

[13] NOYAN, Erdal, Hırsızlık Suçları, s.265

[14] Yargıtay 6. C.D. 05.10.2006 2006/5204–2006/9375
Bu makaleden kısa alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Hırsızlık Suçu Tck 142/1-B'de Düzenlenen Nitelikli Hali." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ahmet Gani Küçük'e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.


[Yazıcıya Gönderin] [Bilgisayarınıza İndirin][Arkadaşa Gönderin] [Yazarla İletişim]
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
» Makale Bilgileri
Tarih
04-01-2010 - 13:30
(1784 gün önce)
Yeni Makale Gönderin!
Değerlendirme
Şu ana dek 7 okuyucu bu makaleyi değerlendirdi : 7 okuyucu (100%) makaleyi yararlı bulurken, 0 okuyucu (0%) yararlı bulmadı.
Okuyucu
92905
Bu Makaleyi Şu An Okuyanlar (1) :  
* Son okunma 8 dakika 17 saniye önce.
* Ortalama Günde 52,08 okuyucu.
* Karakter Sayısı : 23857, Kelime Sayısı : 2079, Boyut : 23,30 Kb.
* 4 kez yazdırıldı.
* 12 kez indirildi.
* 18 okur yazarla iletişim kurdu.
* Makale No : 1143
Yorumlar : 0
Bu makaleye henüz okuyucu yorumu eklenmedi. İlk siz yorumlayın!
Makalelerde Arayın
» Çok Tartışılan Makaleler
» En Beğenilen Makaleler
» Çok Okunan Makaleler
» En Yeni Makaleler
THS Sunucusu bu sayfayı 0,23178196 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2013) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.