Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

» Site Bilgileri
Konular : 98.539
Mesajlar : 522.242
Üye : 48.636
Makale : 1.772
Şerh : 13972

Şu anda sitemizi 279 ziyaretçimiz (0 üye, 279 konuk) okuyor.

» Forum Alanlarımız
Forumlarımızdan Seçmeler
Aylık Site Bülteni

Forumda Arama
Yeni Mesajlar









İcranın Geri Bırakılması Sonrası Faiz
31-01-2023, Av.Magisnus1977

Hizmet Tespit Davası Hak Düşürücü Süre
31-01-2023, EksikHususlarGiderilsin

İnceleme Hizmet Tespit Davasi
31-01-2023, Emine TEKİN




Açık Senet Nasıl Tahsil Edilir?
30-01-2023, Av. A. İlke

Tapu-Belediye Numarataj Sorunu
30-01-2023, avukatmüzisyen



Limited Şirketlerde Sorumluluk
29-01-2023, Oğulcan Aydın

Üye İlanları
Manisa Asliye Ticaret Mahkemesinde Duruşma
25-01-2023, furugferruhzad


Bolu 1. Ağır Ceza 11.10.2022 Ara Karar Duruşması
09-10-2022, Fazladanödemeyeçözüm

Konya İcra Dairesi
18-08-2022, Av.Gnyl



» Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM)
Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM), Türk Hukuk Sitesi Kadın Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

KAHDEM, kadın hakları ihlalleri ile karşılaşan kadınlarımızın internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) Portalı

» Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM)
Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM), Türk Hukuk Sitesi Hasta Hakları Çalışma Grubu tarafından kurulan ve yönetilen sanal bir destek merkezidir.

HASDEM, hasta hakkı ihlalleri ile karşılaşan ziyaretçilerimizin internet ortamında kimliklerini gizleyerek sorunlarını paylaşmalarına ve Çalışma Grubu üyelerinin destek ve yönlendirme mesajlarına ulaşmalarına yardımcı olur.

Hasta Hakları Hukuki Destek Merkezi (HASDEM) Portalı

» Üyelerimize Özel
» Üye Fotoğraf Albümü
» Üye Listesinde Arama
» Haber Kanalları
» Üye Bilgileriniz
» Faydalı Hukuk Bilgileri


» Gerekli Siteler

@turkhukuksitesi.net e-posta servisimizi kullanan konuklarımıza duyuru.
Türk Hukuk Sitesi'ne Hoşgeldiniz!
Sitemize Üye misiniz? Lütfen Giriş Yapınız:
Üye İsminiz : Şifreniz : Şifrenizi mi Unuttunuz?

Henüz Üyemiz Değil misiniz?
İlkelerimizi ve prensiplerimizi paylaşan hukukçu meslektaşlarımızı üye olarak aramıza katılmaya davet ediyoruz.

Türk Hukuk Sitesi her meslekten hukukçular tarafından hazırlanan ve yönetilen, ticari amacı olmayan (ücretsiz), saygın, bilimsel, ciddi, ilkeli, her türlü siyasi görüşten bağışık ve politikaya uzak, üye seçiminde seçici, adaleti en üstün değer kabul eden bir hukuk platformudur.

» Türk Hukuk Sitesi Şerhinden Yeni İçtihatlar
Borçluya ödeme emrinin tebliğ edilememesi halinde, borçlunun takipten haricen haberdar olup yedi gün içinde itirazını icra dairesine bildirdiğinin ve alacaklının da anlaşmazlığı ve takibi sürdürme iradesinin mevcut olduğunun anlaşılması halinde ödeme emri tebliğ edilemese bile borçlunun itirazı geçerli olup alacaklının itirazın kaldırılmasını istemekte hukuki yararı vardır.
(Şerh No: 17225 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-01-2023 13:19)
Sözleşme bitim tarihi itibariyle tarafların fesih hususundaki iradelerini 1 ay evvel yazılı olarak bildirmeleri aksi halde sözleşmenin yenilenmiş kabul edileceği sözleşmede kararlaştırılmışsa, sözleşme bitim tarihinden 1 ay önce davalıya ihtar çekilmeden tahliye davası açılamaz.
(Şerh No: 17224 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 10-01-2023 17:23)
İş akdi sona ermeden önce yapılan arabuluculuk anlaşmasında, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti gibi iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı tazminat ve alacakların ödeneceğinin kararlaştırılmış olması durumunda arabuluculuk anlaşması geçersiz kabul edilerek bu ödemeler avans mahiyetinde sayılır.
(Şerh No: 17223 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 08-01-2023 16:15)
Yardım nafakası ilamları kesinleşmeden icraya konulabilir.
(Şerh No: 17222 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 06-01-2023 10:43)
Kayyım atanmasına ilişkin davada kesin yetki söz konusu olup, bu yön kamu düzenine ilişkindir.
(Şerh No: 17220 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 28-12-2022 18:24)
İki hissedarın taşınmazın kullanımı ve gelirlerinin paylaşımını konusunda anlaşamaması kayyım atanmasını gerektirir nedenler arasında değildir.
(Şerh No: 17219 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 28-12-2022 18:21)
01.01.2011 başlangıç tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesinde 01.01.2016 tarihinden itibaren başlayan dönem hak ve nesafet dönemidir.
(Şerh No: 17218 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-12-2022 16:06)
23/04/2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde, 23/04/2015 tarihinde başlayan dönem hak ve nesafet dönemidir.
(Şerh No: 17217 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-12-2022 15:44)
01.09.1999 başlangıç tarihli kira kontratı için 01.09.2014 tarihinde başlayan dönem hak ve nesafet dönemidir.
(Şerh No: 17214 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-12-2022 15:22)
Taraflar arasında en son 01/01/2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı tarafından tespiti talep edilen 01/01/2015 dönemi hak ve nesafet dönemi olup mahkemece hak ve nesafete göre belirleme yapılmasında isabetsizlik bulunmamaktadır. Ayrıca hak ve nısfete göre kira belirlenirken kira bedelinin her yıl ÜFE oranında yapılacak artıştan ve davalının en son ödediği miktardan daha aşağı kiraya da hükmedilemez.
(Şerh No: 17216 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-12-2022 15:18)
Sözlü kira kontratında davacı davalının 10 kiracı yıldır savunmuş, davalı da buna itiraz etmemişse, tespiti talep edilen dönemin mahkemece hak ve nesafet dönemi kabulünde isabetsizlik yoktur.
(Şerh No: 17215 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-12-2022 15:15)
Yenileme sözleşmesinde kira bedeli emsal ve rayiçlere uygun değil ise yenileme sözleşmenin imzalanmasından itibaren 5 yıl geçmemiş olsa dahi ilk sözleşmenin başlangıcına göre geçen süre gözetilerek şartları varsa kira parasının hak ve nesafete göre tespiti talep edilebilir.
(Şerh No: 17213 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-12-2022 12:55)
Kira bedelinin hak ve nasafet kuralına göre belirlenebilmesi için 4+1 kuralının uygulanması gerekir, ilk yıl sözleşme hükümleri, uzayan 4 yılda TBK 344/1 maddesine endeks uygulanmalı, 5 yıldan sonra yanı 6. yıl için ise TBK 344/3 maddesine göre hak ve nesafet kuralına göre kira bedeli belirlenmelidir. Örneğin 2009 Ekim ayında yapılan 1 yıl süreli bir kontratta, 2010-2011-2012-2013 Ekim aylarında endeks uygulanıp, 2014 Ekim itibariyle ise hak ve nısfet uygulanır.
(Şerh No: 17212 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 27-12-2022 12:29)
HMK 123 gereğince geri alınan bir dava baştan itibaren açılmamış sayılacağından, bu davanın yenilenmesi mümkün değildir. Ayrıca davanın geri alınması için de vekaletnamede özel yetki olması gerekmez.
(Şerh No: 17211 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 19-12-2022 19:45)
İcra takibi yapıldıktan 1 saat sonra banka kanalıyla ödeme yapan borçlu, ana para borcunu ödemiş olsa bile icra takibinden kaynaklanan vekalet ücreti, faiz, tahsil harcı ve fer'ilerini ödemek zorundadır.
(Şerh No: 17210 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 19-12-2022 17:55)

Gündem Konumuz : Kurumlarca Yapılacak Karşı Vekalet Ücreti Ödemelerinde Serbest Meslek Makbuzu Meselesi
Konuyu Açan Üyemiz : Av. Fırat BİLBAY

Evet değerli meslektaşlar.

Bildiğiniz üzere, bu mesele yılların meselesidir. Karşı vekalet ücretinin kime ait olduğu, ödeme yükümlüsünün kim olduğu, ödemenin kime fatura (serbest meslek makbuzu) edileceği, stopaj (gelir vergisi) tevkifatı yapılıp yapılmayacağı, eğer tevkifat yapılacaksa kim tarafından nasıl yapılacağı, ve sair tüm hususlara ilişkin usul ve esaslar yıllardan beri tartışılmakta, bu tartışmalara net, nihai ve tatmin edici yanıtlar verilememektedir.

Son kertede, 05/12/2019 tarihli 7194 sayılı Yasa ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. Maddesine eklenen fıkrada: “9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini (icra ve iflas müdürlüklerine yatırılanlar dâhil) ödeyenler tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılır.” hükmü ihdas edilmiştir.
Burada benim ele almak ve masaya yatırmak istediğim konu, idarelerce yapılacak ödemelerde izlenecek usullerdir. Bilindiği üzere bazı kanunlarda (İYUK madde 28, 5502 SK madde 36) mahkemece hükmolunan asıl alacak, vekalet ücretleri ve yargılama giderlerinin ödenmesi için idareye yazılı müracaat zorunluluğu öngörülmüştür. Ne var ki, bu müracaata serbest meslek makbuzunun eklenmesinin bir zorunluluk olup olmadığı hususu bir türlü netleşmemektedir. Örneğin 5502 Sayılı Kanun’un 36. maddesinde ödemenin, “…alacaklı veya vekilinin Kuruma ödemeye dayanak makbuz ve belgelerle birlikte yazılı şekilde yapacağı müracaat üzerine bildireceği banka hesap numarasına” yapılacağı belirtilmektedir. Burada kastedilen makbuz ve belgeler ne olabilir? Bilhassa ortada bir ilam varken ne gibi bir belgeye ihtiyaç duyulmaktadır? Dikkat edilirse “alacaklı veya vekili” denmekte, dolayısıyla alacaklının müracaat hakkı olduğu da yadsınmamaktadır. Alacaklı asilin serbest meslek makbuzu kesme zorunluluğu olmayacağına göre, üstelik mahkeme ilamında hem asıl alacağın hem de vekalet ücretlerinin asil lehine hükmolunduğu bilindiğine göre bu kanun lafzındaki makbuz nedir? Eğer bahsolunan serbest meslek makbuzu ise bundan çıkan doğal sonuç vekile yapılacak ödemelerde aranacağı, asile yapılacak ödemelerde ise aranmayacağı mıdır? Bu noktada tevkifat sorumluluğu da aşılarak kuruma vergi denetmenliği mi yaptırılmak istenmektedir?

Tüm bu sorular yanıtsızdır. Ne var ki, yasa metinlerinde bu sorulara açıklama getirebilecek mantıki bazı çıkarımlar vardır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 97/2 maddesi: “94 üncü maddede yazılı ödemelerden yapılan vergi tevkifatı, vergi kesenin kayıt ve hesaplarında ayrıca gösterilir.” demektedir. Demek ki tevkifat bir yere kaçmamaktadır. Üstelik, tevkifat yükümlülüğü söz konusu olduğunda idare tüzel kişisi ile diğer özel/tüzel kişiler arasında bir fark bulunmamaktadır. Yasa, “tevkifat yükümlüsü” olarak genellemektedir. Kendisine karşı ilam vekalet ücreti yönünden icra takibi yapılan bir şirket, avukata, “hani nerede senin serbest meslek makbuzun, eğer yoksa ödemiyorum” dediğinde kapısında icra memurlarını görecektir. Zira serbest meslek makbuzu kesilmesi/tebliği temerrüt veya ödeme için şart değildir. Öyleyse, idare ile özel şirket arasında “serbest meslek makbuzu aramak” konusunda yasa herhangi bir ayrım da yapmadığına göre, idarenin de avukata “serbest meslek makbuzu olmadan ödeme yapmıyorum” deme hakkı bulunmayacaktır. Haczedilmezlik keyfiyeti ayrı, mütemerrit olma meselesi ayıdır. İdare, ortada makbuz olmasa dahi tevkifatı gereken ücretten tevkifatını yapacak, kayıtlarına işleyecek, makbuz işini de avukat ve bağlı bulunduğu vergi dairesi düşünecektir. Karşılıklı iyi niyet elbette ön plandadır. Bir avukatın serbest meslek makbuzunu keşide etmesi ve karşılığında hızlıca ödeme alması, icra dairelerine ve başkaca kırtasiyeye gerek duyulmaması elbette güzeldir. Ne var ki, muktezalar, tebliğler ve genel normlar ışığında mesele çözülecekse doğrusu açıkladığım gibidir. Aslında bunu bu kadar uzun uzadıya anlatmak lüzumu dahi yoktu. Zira Yargıtay 12. H.D. 2018/6351 E. 2019/4901 K. Sayılı ilamında “….İhtilaf, icra takibine geçilmeden önce yazılı başvuru dışında ayrıca alacaklı vekilinin ilama konu alacağın ödenmesi için serbest meslek makbuzu ibraz etmesinin zorunluluk olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bu konuda, 2577 Sayılı Kanun'un 28. maddesinde özel bir düzenleme bulunmadığından, ilamın takibe konulması için anılan makbuzun ibrazına ilişkin sürecin beklenmesine gerek yoktur.” diyerek en azından İYUK 28. maddesi özelinde meseleyi çözmüştür.

Peki ben tüm bunları neden anlattım? Bugün başımıza gelen hadise yüzünden… Sosyal Güvenlik Kurumu’na karşı kazanmış olduğumuz vekalet ücreti için kurumdan “KEP” üzerinden talepte bulundum. Bizi nezaketle aradılar ve serbest meslek makbuzu keşide etmemizi istediler. "Hay hay" dedik. Makbuzu kesip kargoyla gönderdik. Son dönemde yaşanan salgın ve önlemler nazara alındığında 1 ayı aşkın süredir ödemenin gelmemesini de makul karşıladık.

Bu meyanda, son 10 yıl içerisinde herhangi bir SGK prim ödemesini 1 gün dahi geciktirmemiş olduğumuzu, hiçbir zaman vergi/prim affı, borç yapılandırması, erteleme, silme vs gibi ikramlardan istifade etmediğimizi özellikle belirtiyor, devletin günümüze değin vergi ve prim alacaklarını toplama konusundaki politikası nazara alınarak, devlete olan borcuna sadık mükelleflerin ne yerine koymuş olduğuyla ilgili genel tartışmaları da takdirlerinize bırakıyorum.

Hal böyleyken “covid19” salgınının ekonomik etkileri ile mücadele önlemleri kapsamında “İLK KEZ” -üstüne basarak söylüyorum “ilk kez”- SGK prim ödemelerini geciktirdik. Kaldı ki bu bir gecikme değil, devletin yükümlülere tanıdığı bir hakkın istimalidir. Ödemelerin vadesi 2020 Kasım ayına ötelenmiştir. Yukarıda da bahsettiğim gibi, bugüne dek her ödemeyi günü gününe, hatta gününden önce yapmak mükellef olarak bize hiçbir fayda sağlamadığından “yahu bari bu sefer vadesi gelmemiş ödemeyi de yapmayalım, vadesini bekleyelim” dedik.

Öykünün kalanını muhtemelen tahmin etmişsinizdir. Bugün SGK’yı arayarak ödemeyi hatırlattık ve akıbetini sorduk. Anlaşıldı ki SGK, Vadesi KASIM 2020 olan SGK prim borçlarından alacağımız vekalet ücretini mahsup etmiş, üstelik, mahsup miktarları ile ilgili kayıtları (telefon görüşmesinden sonra kurumun şubesine giderek yetkililerle yüz yüze yaptığım görüşmede) yazılı olarak vermekten de imtina etmiştir. Şimdi öncelikle bu noktada SGK çalışanlarını tenzih ederim. Hiçbir görevli bana nezaketsiz davranmamış, her biri ellerinden geldiğince yardım sağlama gayreti içerisinde olmuştur. Ne var ki, bizlere söylenene göre “SİSTEM” bir alacak gördüğü takdirde vadesi gelmiş olsun olmasın ödemeyi her halükarda mahsup etmektedir. Sistem’dir, hikmetinden sual olunmaz. İşin daha kötü tarafı, SGK kayıtlarında prim borçları mahsup edilmiş gözüktüğü (mali müşavir de doğrulamıştır) halde, banka kayıtlarında hala prim borcu tam olarak gözükmekte, dolayısıyla vekalet ücreti alacağımız “şimdilik” havaya uçmuş vaziyette, yani askıda hükümsüz kalmaktadır.

Gelelim öykünün ana fikrine: bizler avukat olarak yasal zorunluluğu yerine getirip kuruma talepte bulunduktan (ve 30 gün süre tanıdıktan) sonra alacağımız için icra takibine geçmeyerek ne kaybediyoruz? Öncelikle icra vekalet ücretimizi, akabinde telefonlarda fatura kestin/kesmedin parayı gönderdin/göndermedin diyaloglarından kurtulma lüksünü, saydamlık sağlamayı, nerede ne kadar para yattığını görüp, borcu alacağı hesaplayabilme imkanını… Hatta şöyle bir varsayımda bulunalım.. Somut hadisede olduğu gibi henüz vadesi gelmemiş değil, daha da vahimi, daha önce yapmış olduğunuz bir ödeme “sistem” tarafından görülmemiş ve “sistem” sizi borçlu kabul etmişse bu “aslında borçlu olmadığınız” borçtan ötürü sizinle mahsuplaşacak. Dolayısıyla mükerreren ödeme yapmış olacaksınız. Kurum görevlileri şifahen hakkınızı teslim edecek ama yasal prosedürleri takip etmeniz ve kurum içi hiyerarşiyle meseleyi çözmeniz gerekecek, böylece haklı olduğunuzu ispatlayana kadar idare mahkemelerinde gezecek ya da en iyi ihtimalle kurum kapılarında onlarca görüşme ve yazışma yapmak mecburiyetinde bırakılacaksınız.

Öykünün ana fikri dedim ama, buradaki ana fikri ve yapılacak çıkarsamayı siz değerli meslektaşlarımın öznel değerlendirmelerine bırakıyorum. Bu aklımdakileri sizlere anlatmak ve sizlerle paylaşmak istedim. Okuyanlara ayırdıkları vakitleri için teşekkür ederim.

Kütüphanemize Son Eklenen Makaleler:
Mustafa Kağan Öztürk - 08-10-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 02-10-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 13-08-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 25-06-2022
Stj Av. Kemal Taşkale - 27-04-2022
Stj.Av.Ayşenur Yavuz - 27-04-2022
Stj.Av.Ayşenur Yavuz - 19-04-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 01-02-2022
Ahmet Gökhan Uysal - 01-02-2022
Av.Ömer Faruk İlgün - 14-01-2022
Tüm Makaleler - Yeni Makale Gönderin!
» Site Hedeflerimiz
1997'den beri yayınlanan ve Türkiye'nin ilk hukuk sitesi olan sitemiz :
* Hukukçu meslektaşlarımızın meslek hayatlarını kolaylaştıran bir platform sunmak
* Her meslekten hukukçuların birbirleri ile iletişim olanaklarını zenginleştirmek
* Türk Hukuk Sistemi içine bilgi teknolojilerinin girişini desteklemek
* Hukuka ve adalete özlem duyan ve hukuk üstünlüğü ortak paydasını paylaşan tüm hukukseverlere sığınacakları bir liman olmak
ve böylece kendi ölçülerinde "Adalet" idealine katkıda bulunmak hedefiyle yayınlanmaktadır.
[Daha Fazla Bilgi]

» Hukuk Etkinlikleri
Şu anda bir hukuk aktivitesi yok.
Tüm konuklarımız hukukla ve hukukçularla ilgili etkinlikleri site takvimimize ekleyebilir. Etkinlik eklemek için tıklayınız.

» Gündemdeki Anketimiz
Şehir dışı duruşmalara online katılma imkanı:
Fırsat eşitliği sağlar. - 48,23%
272 Oylar
Büyük hukuk büroları lehine avantaj sağlar. - 51,77%
292 Oylar
Toplam Oy: 564
Bu ankette oy kullanamazsınız..

» THS Adliyeye Gidiyorum Projesi
Adliyeye Gidecek Üyelerimiz
Diğer İlanlar - Bilgi - İlan Verin

» Meslektaş Sorularından Seçmeler
Ceza Davalarında Hazine Aleyhine Hükmedilen Vekalet Ücretinin Tahsil Yolları - gulaslan
herkese iyi çalışmalar, Ceza davalarında hazine aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin hazineden tahsili konusunda bilgisi olan meslektaşlarımın yardımını rica ediyorum. Şimdiden teşekkür ederim:)

Hukuk Haberleri :
Şu anda yeni bir haber yok. Dilerseniz siz ekleyebilirsiniz.

» Hukuk Sohbetlerinden Seçmeler
İlk Zamanlarda Sudan Çıkmış Balığa Dönen Bir Avukat - Misafir11
Merhaba sayın meslektaşlarım. Mesleğe yeni başlamış bir meslektaşınız olarak bu süreçte kendimi çok yetersiz hissediyorum. Üniversitede öğrendiklerimizin pratik hayatta çok çok özet bilgiler olarak kaldığını ve hatta o özet bilgilerin dahi çoğunun hatırlanmadığını görünce insan ''yetersizlik'' hissi bariz derecede yaşıyor. Özellikle geçenlerde yaşadığım bir potansiyel müvekkil görüşmesi -ki ilk müvekkil görüşümemdi :)- ne kadar yetersiz olduğumu çok ağır şekilde yüzüme çarptı. Kendimi sordukları... [Devamı..]

» Biz : Hukukçular Alanından Seçmeler
Mesleğe Yeni Başlayanlar İçin Sigortalı Çalışmak Mı Yoksa Kendi İşini Yapmak Mı? - Av. NCAU
Selamlar meslektaşlarım Mesleğe yeni başlayan çiçeği burnunda bir avukatım. Ruhsatımı alalı 1 ay bile olmadı. Şu aşamada ne yapacağıma karar veremiyorum. 9 aydır yeni bir şehirde yaşıyorum yani yaşadığım şehirde çok bir çevre imkanım yok diyebilirim. Garantici olup sigortalı işçi avukat mı olmalıyım yoksa baştan biraz sıkıntı çekip CMK-Adli Yardım vs ile durumu toparlayabilir miyim. Şu aşamada olmazsa bile ilerde mutlaka kendi ofisimi açmak istiyorum. Forumlardan okuduğum kadarıyla kendi ofisin... [Devamı..]
THS Sunucusu bu sayfayı 0,06014895 saniyede 22 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.